Tarım
 

GÜBRELEME AMACIYLA TOPRAK ÖRNEĞİ ALINMASI

Bitkisel üretimde daha kaliteli daha bol ürün almak için gübre kullanımı önemli bir faktördür.Gübre; bitkinin beslenmesinde, toprağı besin maddeleri bakımından zenginleştirmek için uygulanır.

Toprak canlı bir varlıktır. Her canlı gibi onunda beslenmeye ihtiyacı vardır. toprağı beslerken gübreyi toprağa en uygun zamanlarda, bitkinin isteği olan cinsten ve en uygun miktarlarda atmalıyız ki

- Faydalı olsun.

- Ekonomik olsun.

Bu dersimizde tarlamıza meyve bahçemize atacağımız gübrenin cinsini, miktarını belirlemek için toprak örneğinin nasıl alınacağını göreceğiz.

Toprak bizi besliyor öyleyse bizde toprağı beslemeliyiz.

TOPRAK ANALİZLERİNİN AMACI

Topraklarda bulunan bitkiye yarayışlı besin maddesi miktarlarını bularak o topraklarda yetiştirilecek bitkilerin isteği olan gübre cins ve miktarlarını ortaya koymaktır. Çiftçinin kafasında daima tarlasında yetiştirdiği ürün için hangi gübrenin, NE KADAR, NE ZAMAN ve NASIL kullanılacağına dair sorular vardır.

Resim 1. Gübreleme yapılmadan önce hangi gübreden, ne kadar, ne zaman ve nasıl kullanılacağını öğrenmek gerekir..

Kârlı bir gübreleme ancak, bitkinin isteği olan gübre cins ve miktarını bilmek ve bu gübreleri en uygun zamanda ve şekilde toprağa uygulamakla yapılabilir. Burada önemli olan diğer bir hususta gübreye en az parayı vererek en fazla ürünün nasıl kaldırılacağını bilmektir. Fazladan atılan gübre fazla para demektir. En kazançlı gübrelemeyi yapabilmek için öncelikle toprağımızdaki besin maddesi miktarını bilmemiz gerekir. İşte bunun için toprak analizi yaptırmalıyız.

Toprak analizleri bu amaçla kurulmuş laboratuvarlarda kimyasal yollarla analiz edilir. Bu analizler sonucu toprak içerisindeki bitkiye yarayışlı besin maddesi miktarları ortaya konur. Ve böylece o toprakta yetiştirilecek bitkinin büyümesi ve iyi bir ürün alınması için hangi besin maddesinin eksik olduğu bilindiğinden, topraktaki bu eksiği tamamlayacak miktarda gübrenin atılması en kazançlı olanıdır.

Resim 2. Toprak analiz laboratuvarı

TOPRAĞI ANALİZ ETTİRMEDEN GÜBRE KULLANIRSAK NE OLUR?

- Bitkinin ihtiyacından daha az gübre kullanılabilir. Bu durumda bitkiler yeterince beslenemediklerinden iyi gelişemezler ürün azalır, alınan ürün gübre parasını bile karşılamayabilir.

- Bitkinin ihtiyacından daha fazla gübre kullanılabilir böylece fazladan attığımız gübrenin parası ziyan olduğu gibi fazla gübre toprağa ve ürüne olumsuz etkiler yapabilir.

- Yanlış cins gübre kullanılabilir. Bunun bir sonucu olarak ürün azalabilir, yatabilir veya kuruyabilir. En azından üründe bir artış olmayabilir. Böylece de gübreye verilen para boşa gitmiş olur.

- Yanlış zamanda ve yanlış şekilde gübre kullanılabilir. Bunun sonucu olarak gübreden beklenilen yarar sağlanamayabilir.

Eksik veya fazla, yanlış cins ve zamansız gübre kullanmamak için gübre kullanmadan önce toprağın mutlaka analiz ettirilmesi ve laboratuvardan alınacak toprak analiz raporu sonucuna göre gübre kullanılması gerekir.

Ancak toprak analizi sonuçlarının beklenen faydaları sağlayabilmesi ve yukarıda açıkladığımız hatalara düşülmemesi için toprak örneklerinin mutlaka usulüne uygun olarak alınması gereklidir. Eğer usulüne uygun toprak numunesi alınmamışsa bunun sonucu hiçbir anlam ifade etmediği gibi emek, para ve zaman kaybına neden olacaktır.

TARLADA NEREDEN TOPRAK ÖRNEKLERİ ALINIR?

Değişik tarlaların topraklarında farklı miktarlarda bitki besin maddesi bulunmaktadır. Bunun için her tarladan ayrı ayrı toprak örneği alınması gerekir.

- Aynı tarla içinde, değişik özellik gösteren kısımlar bulunabilir. Mesela tarla toprağının bir kısmı açık renkli, diğer bir kısmı koyu olabilir. Bu renk farklılığı bize tarlanın bu iki kısmında organik madde demir gibi birçok madde bakımından farklılıklar olduğunu gösterir.

- Tarlanın bir kısmı düz bir kısmı eğimli olabilir. veya tarlanın bir kısmı çorak, diğer bir kısmı nispeten daha verimli olabilir. Eğer aynı tarlanın içinde böyle farklı yerler varsa bu alanlardan da ayrı ayrı toprak örneği alınmalıdır.

NERELERDEN TOPRAK ÖRNEĞİ ALINMAZ

Toprak örneğinin alınacağı alan belirlendikten sonra toprak almak için küreğin batırıldığı nokta eğer;

- Harman yeri veya hayvan yatmış yer ise, - Önceden gübre yığılmış yer ise,

- Sap kök veya yabani otların yığın halinde yakıldığı yer ise,

- Hayvan gübresinin bulunduğu nokta ise,

- Tarlanın tümsek veya su birikmesi olan çukur noktaları ise,

- Dere, orman, su arkı ve yollara yakın arazi kısımları ise,

- Sıraya ekim yapılan ürünlerde sıra üzeri ise,

- Binalara yakın alanlar ise,

- Özellikle meyvecilik, kavakçılık gibi ağaç yetiştirmek için ayrılan araziler hariç, tarlada bulunan birkaç ağacın altından, toprak örneği alınmamalıdır.

TOPRAK ÖRNEĞİ NASIL ALINIR?

1. Tek Yıllık Bitkiler İçin:

Tek yıllık bitkilerde gübreleme amacıyla toprak örneği almak için; bir küreğe, alınan toprak örneklerini karıştırmak için bir kaba (kova, leğen, geniş bir naylon) ve temiz bir naylon veya bez torbaya ihtiyaç vardır. Bu malzemeleri kullanmadan önce küreğin iyice temizlenmiş ve üzerinde başka artıkların kalmamış olması gerekir. Toprak örneklerini içine koyup laboratuvara analize göndereceğimiz naylon veya bez torba ise 1 kg kadar toprak alabilecek bakkallarda satılan temiz bir naylon olabileceği gibi, aynı büyüklükte yıkanmış çok iyi durulanmış ve temiz bir yerde kurutulmuş bez torbada olabilir.

Örnek alma:

Toprak örneği olmak için hazırlanan araç gereçleri alarak tarlanın başına gidilir. Tarlanın bir ucundan girerek öbür ucuna kadar örnekler alınarak ilerlenir. Ancak bu örnekler tarlanın bir ucundan öbür ucuna doğru düz bir çizgi üzerinde ilerleyerek dosdoğru olmayıp zig-zaglar yaparak alınmalıdır. Yani ekim yapacağımız alanın her tarafından örnek almaya dikkat etmeliyiz.

Resim 3. Karışık toprak örnekleri tarlanın bir ucundan diğer ucuna doğru şekildeki gibi zig-zak'lar çizilerek açılan çukurlardan alınmalıdır.

Bu şekilde tarladan alınan toprak örnekleri elimizdeki kovaya konarak ilerlenir ve tarlanın öbür başına çıkılır.

Burada tarladan aldığımız ve kovaya üst üste koyduğumuz bütün toprak örnekleri iyice karıştırılır (paçal yapılır.) Sonra kova içerisinde iyice karıştırılmış olan topraktan yanımızda götürdüğümüz naylon veya bez torbaya 1 kg kadar toprak örneği konur.

Etiketleme :

Hazırlanmış ve torbalanmış olan toprak örneğinin kime ait olduğunu hangi tarladan alındığı belirlemek için yapılır.

Bunun için bir kağıda kurşun kalemle:

- Adını soyadını

- Toprak örneğinin nereden alındığını (tarlanın adını veya aynı tarladaki değişik yerlerin adını)

- Önümüzdeki ekim döneminde bu tarlaya hangi bitkiyi ekeceğini

- Geçen yıl bu tarlaya hangi bitkiyi ektiğini

- Kendin için gerekli başka bir bilgi varsa yazılır.

Hazırlanan bu kağıt torbanın içine konur. Eğer yapılabilirse aynı kağıttan bir tane de torbanın dışına bağlanır.

Resim 4. Aldığın örneği etiketlemeyi unutma.

TOPRAK ÖRNEKLERİ NASIL VE NEREYE GÖNDERİLİR?

Arazinin 10-20 yerinden alınarak bir kovaya doldurulan ve sonra karıştırılarak (paçal yapılan) bu topraktan torbalara konulan ve içine ve üzerine hazırlanan etiketten konulan bu toprak örnekleri çiftçiler tarafından tek tek, veya arazisinden toprak örneği almış bütün çiftçilerin toprak örnekleri topluca Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü'ne bağlı laboratuvarlara iletilir.

Bu laboratuarlarda analizler parasız olarak yapılmaktadır. Yapılan analiz sonuçları çiftçilerimize bir rapor halinde bildirilmektedir.

TARLADA ÖRNEK NASIL ALINIR?

Tarlada toprak örneği alınacak noktaya gelindiğinde

- Bu yerin toprak örneği alınmaya uygun bir yer olup olmadığı kontrol edilmelidir.

- Eğer bu yer örnek almaya uygunsa toprağın üzerindeki ot, sap gibi şeyler el ile temizlenir.

- Temizlenen bölgede kürek toprağa 20 cm derinlikte (pulluk sürüm derinliği) daldırılır.

- Alınan bu toprak olduğu gibi açılan çukurun hemen yanına konulur.

- Sonra açılan çukur içine kenarlardan toprak dökülmüş ise el ile temizlenir.

- Sonra kürek 3-5 cm kalınlıkta toprak alacak şekilde 18-20 cm derinliğe kadar daldırılır ve yavaşça kaldırılır.

- Alınan örnek kürek üzerinde yalnızca yan taraflarından düzeltilerek kovanın için konulur. Böylece bir adet toprak örneği alınmış olur.

Yaklaşık 40 dekar tarla için 10-20 adet örnek alınarak kovaya konur ve kovadaki bu topraklar karıştırılarak örnek alınır.

ÖRNEKLERİN TORBALANMASINDA NELERE DİKKAT EDİLMELİ?

Toprak örnekleri eğer naylon torbalara konulmuşsa naylonlar birkaç yerinden kalemle delinir. Böylece topraktan çıkacak nemin bu deliklerden uçması sağlanır. Aynı zamanda içine koyduğumuz kağıt etiketin nem dolayısıyla parçalanması engellenmiş olur.

Resim 5. Toprak numunesi almak için sonda, burgu, kürek gibi birçok alet kullanılır.

 

Resim 6. Toprak numunesi alınırken V harfi şeklinde bir çukur kızılır. Sonra çukurun düzgün yüzeyinden 3-4 cm kalınlığında 18-20 cm boyunda bir toprak dilimi alınır.

Toprak örneği alındıktan hemen sonra laboratuvara gönderilmeyecekse, toprağın evde kurutularak gönderilmesi daha erken analiz sonucu almanızı sağlar. Çünkü toprağın nemli olması analizlerin yapılmasına engel olduğundan laboratuvarlarda nemli toprak kurutulmak için muayyen bir süre bekletilir.

Eğer mümkünse alınan toprak örnekleri evde veya uygun bir yerde, oda sıcaklığında, toz almayacak bir şekilde temiz naylon veya dosya kağıtları üzerinde serilerek kurutulup sonra laboratuvara gönderilmelidir. Böylece laboratuvarda nemli toprağın kurutulması için geçen süreyi beklemeden toprak analize alınır ve daha erken analiz sonuç raporunun alınması sağlanmış olur.

UYGULAMADA YAPILAN HATALAR

Gübreleme amacıyla toprak örneği almak gübrelemenin temelidir. Bunun için dikkatli olmak gerekir. Özellikle uygulamada önemli hatalarla karşılaşılmaktadır. En çok yapılan hatalardan bir kaçı şöyledir:

- Toprak örnekleri kürekle 20 cm'e kadar olan derinlikten alınmayıp toprağın hemen yüzeyinden ve çoğu zaman elle alınmaktadır.

- Alınan toprak miktarı 1 kg kadar değil de 100-150 gr kadar alınmakta ve bu nedenle gönderilen toprak laboratuvarda analize yeterli olmamaktadır.

- Alınan toprak örnekleri uygun olmayan kaplara örneğin o anda bulunan konserve kutularına veya makarna naylonlarına konulmaktadır.

- Etiketler kurşun kalemle yazılmayıp tükenmez kalemle yazılmakta ve naylona konup ağzı kapatılınca toprak terleme yaptığından mürekkep bulaşınca etiketteki yazılar okunmaz olmaktadır.

- Topraklar naylon torbaya konulduktan sonra naylon torbalar birkaç yerinden delinmediğinden içine konan etiketler toprağın neminden dolayı naylon içerisinde ıslanarak parçalanmaktadır.

- Çiftçinin aynı mevkide birden fazla tarlası olduğunda, toprak örnekleri alındıktan sonra etikette hangi toprağın hangi tarlaya ait olduğu belirtilmemekte ve böylece laboratuara gönderilen topraklar analizleri yapılıp rapor gönderildiğinde çiftçi tarafından tarlalar karıştırılmaktadır.

2. Çok Yıllık Bitkiler İçin:

Çok yıllık bitkilerden gübreleme amaçlı toprak örneği alınması da tek yıllık bitkilerde olduğu gibidir. Tek yıllık bitkilerden farkları toprağın sadece 20 cm derinliğinden (pulluk sürüm derinliğinden) değil toprağın derinlemesine de örnek alınması gerekir.

Çok yıllık bitkilerde genellikle 0-20, 20-40, 40-60 cm derinlikten örnek almakla birlikte gerekli görülürse 60-90 veya 90-120 cm derinliklerden de toprak örneği alınır. Tabi ki bu derinliklerden toprak örneklerinin alınmasında kürek yeterli değildir. Bu örnekler çeşitli tipte burgularla alınabileceği gibi tarlada bu derinliklere kadar bir çukur (boy çukuru) kazılarak bu çukurun düzgün bir kenarından örnekler alınabilir.

Alınan örnekler tek yıllık bitkiler bölümünde anlatıldığı şekilde etiketlenir, torbalanır ve laboratuvara gönderilir.

Resim 7. Fosforlu ve gerekiyorsa potasyumlu gübre erken ilkbaharda ağaç tacının altına (izdüşüme) açılacak 15-20 cm genişlik ve 15-20 derinlikte daire şeklindeki hendeğe, verilerek üzeri toprakla doldurulur.

 

Resim 8. Toprak işlemenin traktörle yapılabileceği hallerde gübreler ağaç sıralarına paralel geçen 15-20 cm derinlikte açılan hendeklere verilebilir. 1 numaralı sıralar bir sene 2 numaralı sıralar ertesi sene gübrelenir.












BUĞDAYDA YÜKSEK VERİM İÇİN DOĞRU EKİM TEKNİKLERİ - 23.09.2006 16:43:39
Önümüzdeki günler buğday ekimi için hazırlıklara başlanan günler. Çiftçilerde tatlı bir telaş başladı. Birçok çiftçi ramazan öncesi tohum ve gübre alımlarını yapmaya başladı bile.

Özellikle İç Anadolu çiftçisinin büyük bir bölümünün geçim kaynağı olan buğday ve hububat ekimi hayati öneme sahip. Birçok çiftçimizin tek gelir kaynağı ve yılda sadece bir defa ürün alınacak. Yapılan çok basit hatalar belki de bir yılın kaybolmasına sebep olacak.

Bu sebeple bu yazımda belki birçok çiftçimiz tarafından bilinen fakat tekrarlanmasında fayda gördüğüm bazı hususların altını çizmeye çalışacağım.

İşleyeceğimiz konu başlıklarını şöyle maddelendirelim;

1- Tohumluk:

a- Uygun tohumluk seçimi: Uygun tohumluk seçimi kaliteli ve yüksek verim almanın temel şartıdır. Tohum, sahip olduğu tüm genetik karakteri ile bitki verimini belirleyen en temel girdidir. Uygulanan üretim teknikleri ne olursa olsun; elde edilen ürün, tohumda var olan genetik potansiyelin üzerine çıkamaz. Kullanılan tüm üretim teknikleri (gübreleme, sulama, ekim teknikleri, çapalama vs. ) tohumda var olan maksimum genetik potansiyeli ortaya çıkarmaya yönelik faaliyetlerdir.

b- Tohumluk ilaçlaması: Tohumluklar uygun ilaçlama ile ilaçlanmalıdır. Genellikle sertifikalı kullanılan tohumluklar bu ilaçlama işleminden geçirilmiş şekilde hazırdır.

c- Tohumlukların köklendirici ile ıslatılması: Tohumluklar humik asit ile ıslatılıp kurutularak, köklendirilmesinin hızlandırılması çok ciddi faydalar sağlayacaktır. İlaç pompası’na belirli bir oranda sulandırılmış humik asit konularak, kullanılacak olan tohumlara püskürtülmeli ve biraz bekletilerek kuruyan tohumlar kullanılmalıdır. Bu kullanılan tohumların çimlenme oranını artıracak ve daha kuvvetli kök yapısına sahip olmasına yardımcı olacaktır.

d- Çinko ilavesi: İç Anadolu topraklarında eksikliği bulunan çinkonun ilavesi verimi ciddi oranda artırmaktadır. Bu işlem tohumun ilaçlanması veya köklendirici humik asit ile ıslatılması sırasında karışım olarak çinko ilave edilmesi şeklinde olabilir.

2- Uygun gübreleme: İç Anadolu bölgesinin genel yapısına baktığımız zaman pH seviyesinin bazik olduğu görülmektedir. Organik madde seviyesi ise çok düşüktür. Gübre kullanımında bu iki nokta hayati öneme sahiptir. Bazı gübre çeşitleri asitli topraklar için uygun iken bazı gübre çeşitleri bazik topraklar için uygundur. Ayrıca topraktaki organik madde yüzdesi ile kullanılacak gübre miktarı arasında da doğrusal bir ilişki söz konusudur. Ayrıca tarlanın sulak veya kıraç olması da kullanılacak gübre cinsini ve miktarını belirlemede önemli bir etmendir.

Buğdayda ihtiyaç duyulan temel besin elementleri azot ve fosfor’dur. Buğdayda toplamda her 100 kg tane ürün verimi için 2 kg saf azot (N), ve yine 2 kg saf fosfor (P) önerilmektedir. Azot, yağışı yeterli olan yerlerde yüksek, yağışı az olan yerlerde düşük miktarlarda verilmelidir. Bitkinin ihtiyacı olan diğer besin elementleri ise potasyum, kükürt, çinko ve diğer mikro besin elementleridir.

a- Taban Gübrelemesi: Buğdayda taban gübrelemesinde bitkinin ihtiyaç duyduğu azotun bir kısmı ve fosfor’un tamamı verilir.

Tüm bitkilerde olduğu gibi buğday bitkisinde de protein üretimi için azota ihtiyaç duyulmaktadır. Bitkinin ilk gelişme döneminde yaprakların ve kardeşlenme döneminde kardeşlerin oluşabilmesi için temel gübredir. İlk kardeşi oluşturacak tomurcuk, bitki henüz üç yapraklı iken teşekkül ettiğinden, kardeşlenmenin başlangıcında azotun bitki tarafından alınabilecek şekilde hazır olması gereklidir. İlk iki kardeş oluşumunda azot desteklenmesinde geç kalınması durumunda 3. kardeş teşekkül etse bile yüksek verim potansiyeline sahip 1. ve 2. kardeşler yok olabilecektir. Bu nedenle taban gübrelemesinde azot bulunması hayati öneme sahiptir. Bazen sırf ticari kaygılarla sadece fosfor içeren taban gübrelemesi yapılmakta bu artık önü alınamaz bir felakete zemin hazırlamaktadır.

Fosfor ise hücre zarlarının bir unsuru olup, bitki hücrelerinde enerji taşınması ve depolanmasında görev almaktadır. Buğday bitkisi tarafından gelişmenin ilk dönemlerinde alınan fosfor tüm gelişme dönemleri boyunca yeterli olduğu için, erken fosfor uygulaması yüksek verim için şarttır. Yapılan araştırmalara göre, tahılların fosfora olan ihtiyaçları çimlenmeden kardeşlenme devresinin sonuna kadar oldukça fazladır. Bu devrede bitki ömrü boyunca alacağı fosforun %75’ ini almaktadır. Fosfor bitki bünyesinde hareket edebilen bir besin maddesidir. Fosfor hücre dokularında fiske edilmediği için depo edildikleri noktalardan gereken yerlere taşınırlar.

İç Anadolu bölgesinin topraklarının alkali yapısından dolayı taban gübrelemesinde kullanılacak en uygun gübre DAP (Diamonyum fosfat) gübresidir. Diamonyum fosfat gübresi kompoze bir gübredir. 100 kg diamonyum fosfat gübresinde 18 kg saf azot ve 46 kg fosfor bulunur. Yani içerisindeki her bir kilo azota karşılık 2,5 kg. fosfor bulunur. Taban gübrelemesinde üre ve nitrat formunda gübreler kesinlikle kullanılmamalı amonyum (NH4) formunda olan gübreler tercih edilmelidir. DAP gübresinde azot amonyum formundadır. Amonyum formunda olan azot asit karakterli olduğu için bulunduğu bölgede pH’yı asitliğe çekmekte ve buğdayın semiral kökleri o bölgedeki fosfordan daha kolay yararlanmaktadır. Üre ise toprakta çok çabuk hidrolize olmakta ve bir miktar serbest amonyak (NH3) açığa çıkmaktadır. Açığa çıkan bu NH3 özellikle pH’sı yüksek topraklarda tohuma temas ederek çimlenmeyi olumsuz etkilemektedir.

Bu noktada en önemli husus DAP gübresinin veriliş şeklidir.

Verim açısından en yanlış gübre uygulaması; tohumla beraber aynı çim yatağına gübre verilmesidir. Bu durumda topraktaki nem gübrenin erimesine neden olmakta, tohumla birlikte aynı yerde bulunan eriyik gübre çimlenmeyi olumsuz etkilemektedir. Burada birincisi gübre; tohum ile nem rekabetine girmekte, topraktaki nemi kendi bünyesine alarak tohumun yetersiz nemlenmesine sebep olmakta, ikincisi ortamdaki NH3 (amonyak) konsantrasyonunun artması sonucu kılcal köklere toksik etki yapmasındandır. Diğer bir etkisi ise çimlenmesi ve gelişmesi geç olan bitki fosforu zamanında absorblayamamakta, bu da fosforun toprakta daha uzun beklemesinden dolayı daha fazla fiske olarak bitki tarafından alınamaz hale gelmesine sebep olmaktadır.

Serpme yöntemi tohum yatağına vermeye göre daha uygun olmasına rağmen, gübre kayıpları yüksek olduğu için yine tercih edilmemelidir. Bu yöntemde azot’un amonyak şeklinde kayıpları en fazla seviyede olmakta, ayrıca fosfor’un toprakla çok temas etmesi sonucu, kireçle bağlanarak dikalsiyum fosfat ve trikalsiyum fosfatlar formunda tutulmasına sebep olmaktadır.

En uygun gübreleme şekli, tohumun 3-5 cm açığına ve tohum seviyesinin altına gübrenin bırakılmasıdır. Tohumlardan çıkan ilk embriyonal kök doğrudan aşağıya doğru büyümektedir. Diğer embriyonal kökler ve adventif kökler ise, önce belirli bir açı ile yana doğru büyür sonra aşağıya doğru büyümektedir. Bu şekilde tohumun 3-5 cm açığına ve tohum seviyesinin altına gübrenin bırakılması halinde buğday diğer yabancı ot tohumlarından daha önce besin maddelerine ulaşacak ve rekabet üstünlüğü kazanacaklardır. Ayrıca gübre ve tohum ayrı noktalarda olduğu için aralarında nem rekabeti yaşanmayacak, bitki çimlenme esnasında gerekli nemi alabilecek ve amonyağın toksik etkisinden etkilenmeyecektir.

Buğday ekiminde taban gübresi olarak DAP uygulamanın dışında toprak analizlerinde kükürt (S) eksikliği söz konusu ise toprağa kükürt karıştırılması da çok yararlı olacaktır. Kükürt azot gibi proteinlerin yapısına girmekte ve birçok aminoasit’in bileşiğinde bulunmaktadır. Ayrıca kükürt topraktaki yüksek pH seviyesinin dengelenmesinde de etkin rol oynayacaktır. Burada dikkat edilmesi gereken tek husus kükürt’ü tek başına değil Leonardit kaynaklı bir organik toprak düzenleyici ile karıştırarak uygulamaktır. Bu toprakta hem kükürt parçalayan bakterileri geliştirecek hem de topraktaki organik madde seviyesini artırarak verime olumlu katkıda bulunacaktır. Ayrıca Leonardit kaynaklı organik toprak düzenleyicilerin kireç çözücü, pH dengeleyici ve toprakta bulunan mikro ve makro besin elementlerini çözücü ve şelatlayıcı özelliklerinin olması önemini daha da artırmaktadır.

İç Anadolu Bölgesi topraklarında genel olarak potas eksikliği söz konusu olmadığından ayrıca potasyumlu gübrelemeye ihtiyaç yoktur. Ama yapılan toprak analizlerinde bu besin elementinin eksikliği görülürse taban gübrelemesinde ayrıca potasyum verilmelidir. Bu takdirde de yine alkali topraklarda potasyum sülfat olacaktır.

b- Üst Gübreleme: Üst gübrelemede sadece azot takviyesi yeterli olacaktır. Burada dikkat edilmesi gereken hangi üst gübrelerin tercih edilmesinin ve hangi zamanlarda verilmesinin en doğru olduğudur.

Burada dikkat edilmesi gereken en temel nokta yağışların veya sulamanın olmadığı durumlarda üre formunda azotlu gübrelerin kullanılmamasıdır. Üre’de yağış gelmez ise amonyak formunda buharlaşma şeklinde kayıplar çok olacaktır. Yine yağış ve su miktarına bağlı olarak azot miktarının ayarlanması gereklidir. Düşük yağmur ve sulamada azot miktarı sulak arazilere göre daha az verilmelidir.

Üst gübrelemede azot verilmesi tek seferde olacağı gibi verilecek gübre miktarı ikiye bölünerek iki dönemde de verilebilir. İki döneme bölünerek verilmesi halinde daha iyi sonuçların alındığını gösteren çalışmalar mevcuttur.

Buna göre üst gübreleme kardeşlenme döneminde erken ilkbaharda uygulanmalıdır. Eğer ikiye bölünerek uygulanacaksa yarısı erken ilkbaharda yarısı ise sapa kalkma döneminde uygulanmalıdır. Sapa kalkma döneminde uygulanan azot tanenin protein içeriğini artırmada rol oynar.

Üst gübrelemede amonyum nitrat, amonyum sülfat ve üre tercih edilebilir. İç Anadolu topraklarında kireç oranının yüksekliğinden dolayı amonyum nitrat yerine amonyum sülfat tercih edilmesi daha uygun olacaktır. Kireç oranı düşük olan ve pH’ı yüksek olmayan asidik topraklarda ise Amonyum nitrat daha doğru bir tercih olacaktır. Yine daha önce belirtildiği gibi su problemi olan durumlarda üre tercih edilmemelidir. Su problemi yoksa bile üst gübrelemede ikiye bölünerek gübreleme yapılıyorsa birincisinde üre ikincisinde asidik topraklarda amonyum nitrat bazik topraklarda amonyum sülfat tercih edilmelidir. Üst gübreleme mutlaka sulamadan veya yağmurdan önce yapılmalı, su ile çözünerek toprağa karışması köke ulaşması temin edilmelidir.

Buraya kadar anlattığım buğday gübrelemesinde özellikle İç Anadolu genel toprak şartları dikkate alınarak tavsiyelerde bulunulmuştur. Ama şu nokta unutulmamalıdır. Gübrelemede hiçbir reçete toprağın, bölgenin, tohumun vs. diğer üretim süreçlerinin tam olarak bilinmediği durumlarda kesin doğru değildir. Her toprağın ve bölgenin isteği farklı olmakla birlikte bu yazı çiftçilerimize genel bir bakış açısı kazanmalarını sağlayacaktır. Aslında çiftçilerimizin ilk yapması gereken şey topraklarından bir numune alarak analiz yaptırmaları ve buna göre özel gübreleme reçetesini oluşturmalarıdır. Bu reçete hazırlanmasında ise gerçekten konunun uzmanı olan kişileri bulmalı ve onların tavsiyeleri doğrultusunda ziraat yapmalıdır.

Tüm çiftçilerimize bereketli bir yıl dilerim.
 
 
 
 
 Nohut  Yetiştiriciliği

Türkiye'de yemeklik baklagiller arasında fasulye ve mercimekten sonra ekim ve üretimi en fazla yapılmakta olan nohut, kurak bölgelerin bitkisidir. Nohut, toprak isteği bakımından kanaatkar oluşu dolayısıyla ve köklerinin havanın serbest azotunu tespit etmesi bakımından hububat- yemeklik münavebesinde önemi çok büyüktür. Daneleri proteince çok zengin olup (%18-31) aynı zamanda bir sanayi ham maddesidir. Nohudun geçit formları ile yabani formları arasındaki formları hayvan yemi olarak kullanılır. Nohut bir senelik çalımsı bir görünüşe sahiptir. Tohumları için kültüre alınmaktadır.

BESİN DEĞERİ

Nohut ihtiva ettiği protein, mineral maddeler ve vitaminler yönünden çok zengin bulunması dolayısıyla, asırlardır insanların beslenmesinde büyük roller oynamıştır. Nohuttan dane renginde beyazdan siyaha kadar 20 renk müşahede edilmektedir. Dane rengi danenin kimyevi birleşimi hakkında kaba bir fikir vermektedir. Renk açıldıkça değer artmaktadır. Renkli tohumların şişmeleri zor kabukları kalındır. Bunlar daha ziyade yemlik çeşitlerdir. Renksiz tohumlar genellikle iri daneli nohutlar olup yemeklik olarak kullanılmaktadır. Renkli tohumlar ise küçük daneli olmaktadır. Yemlik koyu renkli tohumların protein miktarı yemeklik nohutlardan fazladır.

İKLİM VE TOPRAK İSTEĞİ

Nohudun iklim ve toprak isteği: Kurak bölgelerimizde yağmura bağlı olarak yetiştirilir. Ani soğuklara hassas olmakla beraber -10 dereceye kadar dayanabilir. Ancak sert kışlara dayanmaz. Bu nedenle yurdumuzda erken ilkbaharda ekilir. Nohut fazla nemi sevmeyen bir bitkidir. İlkbaharda ekildikten sonra hava ve toprak sıcaklığı git gide arttığından nohudun çıkışı ve gelişmesi hızlanır. Fazla nem ve fazla sıcak dane tutmaya zarar verir. Çiçeklenme ve dane doldurma devresinde fazla yağış, çiçeklenme ve bakla bağlama üzerindeki olumsuz etkisinin yanısıra, antraknoz hastalığı epidemisi için de ortam hazırladığından iistenmez. Vejetataif dönemdeki hafif yağışlar ise bitki gelişmesini artırır.
Süzek ve çok ağır olmayan killi topraklar veya kara ve kırmızı topraklar nohut tarımı için uygundur. Kuvvetli ve derine giden kökleri ile fakir topraklarda da oldukça verimli bir şekilde yetiştirilir. Tuza dayanıklı olarak bilinir. Fakat alınabilir kalsiyum miktarının fazlalığı, ürünün pişme kalitesi üzerine olumsuz etkide bulunmaktadır.

TOPRAK HAZIRLIĞI

Nohut yetiştirilen bütün bölgelerimizde, hububat hasadından sonra tarla sonbaharda soklu pullukla 15-20 cm. derinliğinde sürülür. Böylece bitki artıklarının toprağa gömülmesi ve karışması sağlanır. İkinci toprak işleme ilkbaharda ekimden önce tarla tava gelir gelmez kazayağı- tırmık yada diskaro kullanılarak yapılır.

GÜBRELEME

Nohut köklerinde yeralan bakteriler toprağa azot kazandırır ve kendinden sonra ekilecek bitkilerin verimini artırır. Bu sebeple çok fazla azot ihtiyacı bulunmamaktadır. Bitkinin ilk gelişme devresinde ihtiyaç duyduğu en uygun gübre dozları saf madde olarak; 2-2,5 kg. azot ve 5-6,5 kg. fosfordur. Bu miktarlar dekara 12-14 kg. DAP gübresine karşılık gelmektedir. Nohudun fosforlu gübreye ihtiyacı vardır.
Ekim mibzerle yapılacak ise gübrenin ekimde verilmesi tavsiye edilmektedir. Eğer ekim mibzerle yapılmıyorsa, gübre ikinci sürümden önce tarla yüzeyine elle atılarak kazayağı veya diskaro ile toprağa karıştırılır.

ÇEŞİT VE TOHUMLUK

Çiftçilerimiz “bulut çaldı” ve “ülker” denilen antraknoz hastalığına hassas yerel çeşitleri kullanmaktadır. Bu hastalık tohumla bulaştığı için hastalığa dayanıklı çeşit kullanmak son derece önemlidir. Tohumluk aynı zamanda saf ve çimlenme gücü yüksek danelerden oluşmalıdır. Tarımsal Araştırma Enstitüleri tarafından geliştirilmiş antraknoz hastalığına dayanıklı veya toleranslı, kaliteli ve makinalı hasada uygun nohut çeşitleri bulunmaktadır. Geliştirilen nohut çeşitleri: Eser 87, Canıtez, 87 ILC482, Akçin 91, Aydın 92, Menemen 92, İzmir 92, Damla 89, Aziziye 94, Diyar 95, Gökçe, Sarı 98, Cevdet bey 98, Er 99, Küsmen 99, Uzunlu 99’ dur. Bu çeşitlerin tohumlukları TİGEM ve özel sektör tarafından üretilmekte olup, kolaylıkla temin edilebilmektedir. Hastalıklara dayanıklı çeşitleri erken ekerek verimi önemli derecede artırmak mümkündür.

EKİM

Ülkemizde ekim zamanı yörelere göre şubat ortası ile nisan ayları arasında değişiklik gösterir. Nohut ekiminin ilkbahar son donlarından 7 -10 gün önce yapılması önerilir. Sahil kesimlerinde kışların sert geçmediği yerlerde kışlık olarak da ekilebilir. Çiftçinin elinde bulunan yerel nohut çeşitleri antraknoz hastalığına hassas olduğundan, çiftçi bu hastalıktan kaçmak için ekim zamanını ilkbaharda yoğun yağışların azaldığı ve hava sıcaklığının yükseldiği geç döneme kaydırmaktadır. Geç ekimde ise verim potansiyeli düşmektedir.
Nohut ekimi yurdumuzda genellikle serpme olarak yapılmaktadır. Serpme ekim yönteminde fazla tohumluk kullanılmaktadır. Erken ekimlerde ve tavlı topraklarda mibzerle ekim yapmak en idealidir. Mibzerle ekimde dekara 12-14 kg. tohum atılır. Son yıllarda geliştirilen iri daneli nohutlarda tohumluk miktarı 100 dane ağırlığı dikkate alınarak, metrekareye 45 dane gelecek şekilde artırılır. Geç ekimlerde ekim derinliği biraz daha artırılmalıdır. Ekimden sonra merdane çekmek çıkışın daha çabuk ve düzenli olmasını sağlar. Mibzerle ekimde sıra arası 30-35 cm olmalıdır. Ancak ara çapası ile yabancı otları kontrol etmek amaçlanıyorsa nohudun 45 cm sıra aralığında ekilmesi tavsiye edilir. Ekim derinliği ise 4-6 cm olmalıdır. Ekimden sonra 1-2 gün içerisinde yabancı ot ilacı uygulamak, yabancı otların gelişmesini yavaşlatır.

BAKIM

Hastalığa dayanıklı çeşitler kullanıldığında erken ekimler verimi artırır, ancak bu durumda yabancı ot problemi daha fazla olur. Erken ekimde yabancı ot kontrolu mutlaka yapılmalıdır. Gerekli görüldüğünde zararlılar ve hastalıklarla mücadele için ilaçlama yapılmalıdır. Havaların kurak geçmesi durumunda sulama imkanı varsa yüksek verim almak için sulama önerilmektedir. Çiçeklenme öncesinde ve dane doldurma döneminde yapılacak sulamanın verimi artırdığı belirlenmiştir.

HASAT

Nohutta dane dökme problemi olmadığından kuruyan bitkiler orakla biçilerek veya elle yolunarak hasat edilir. Hasat edilen bitkiler ufak yığınlar halinde iyice kuruyuncaya kadar bekletilir. Daha sonra harman makinalarında veya diğer yöntemlerle harman yapılır. Harman sırasında danelerin kırılmaması ve çatlamamasına dikkat edilir. Araştırma kuruluşları tarafından geliştirilen uzun boylu çeşitleri biçerdöverle hasat etmek mümkündür. Ancak böyle tarlaların yüzeyinin düzgün ve taşsız olması gerekir.

Kaynaklar:
1) ziraatci.com (http://www.ziraatci.com)
2) M. Fethi Örs Zir. Yük. Mühendisi
 
 
   
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=