Sebze
 



PATATES YETİŞTİRİCİLİĞİ
TARLA HAZIRLIĞI
Toprağın yapısına ve patatesten önce yetiştirilen bitkiye göre değişir. Süratli bir çıkış, kuvvetli kök gelişimi, yumruların gelişmesi için iyi bir toprak hazırlığı gerekir.
Ağır (killi) topraklarda, sonbaharda 20-25 cm. derinlikte sürüm yapılır. İlkbaharda diskaro ve tırmık geçirilir.
Hafif (kumlu) topraklarda ilkbaharda toprağı fazla gevşetmeyecek şekilde daha yüzlek sürüm yapılır.Sadece tırmık çekmekle tohum yatağı hazırlanır.
 
EKİM NÖBETİ
Arka arkaya dikildiği zaman hastalıklar çoğalır, verimi düşer. Toprağa azot ve humus sağlayan baklagiller ve hububat, özellikle kışlık hububat ekim nöbeti için uygundur.
Patateste tohumluk olarak kullandığımız kısım yumrulardır. Tohumluk yumrular, 6 cm çapında ve ortalama 50 gram ağırlığında olmalıdır. Tohumluğun çeşidi, üretim amacına göre seçilmelidir. Sertifikalı tohumluk kullanılmalıdır. Tohumluk yumruların, dikim esnasında gözleri uyanmış olmalı ve üzerinde yaklaşık 1 cm boyunda yeşil filizleri bulunmalıdır.
Patates, ilkbaharda toprak ısısı 8-10 oC yi bulduğu ve geç donların sona erdiği zaman dikilir.
Bölgemizde dikim zamanı Şubat-Mart aylarıdır.
Dikimde sıra arası 70-75 cm, sıra üzeri 20 –40 cm dir. Dikim derinliği; yüzlek dikimde 2cm, derin dikimde 5 cm dir. Yüzlek dikimlerin üzerine en az 15 cm, derin dikilenlerin üzerine ise 10 cm toprak konularak sırt yapılmalıdır. Sırt yapılma zamanı;
-         Dikimden hemen sonra düşük sıcaklık veya toprakta kaymak bağlama durumlarında, çıkış tamamlandığında sırt yapılır.
-         Dikim sonrasında yüksek sıcaklık ve kuraklık bekleniyorsa, sırt dikimden hemen sonra yapılır. Dikim el ile ya da makine ile yapılır. Önerilebilcek en uygun dikim yöntemi;
-         Tohumluk yumruların karık pulluğu ile açılan karık diplerine yerleştirilmesi,
-         Aynı karık pulluğunun sırtlarından geçirilerek karıkların kapatılmasıdır.
Çıkış sonrası bitkiler uygun büyüklüğe ulaştığında aynı karık pulluğu ile boğaz doldurma ve yabancı ot kontrolü de yapılabilir.
Sulu şartlarda ortalama dekara 200-250 kg, kuru şartlarda 150 kg tohumluk yeterlidir.
Patates, fazla bakım isteyen bir bitkidir. Çıkıştan önce düzeltilmiş (dişleri yatırılmış) tırmık çekmek faydalıdır. Hem toprak kaymak tabakası bağladıysa kırılmış, hem de yeni çıkmaya başlayan yabancı otlar öldürülmüş olur.
Patates, 3-4 yapraklı olunca yüzlek ve dikkatli bir şekilde ilk çapa yapılır. Bu çapa ile toprak kabartılır, yabancı otlar öldürülür ve nemin korunması sağlanır. Bundan sonra 20’şer gün arayla (gerekirse 3-4 defa) her çapa ile birlikte boğaz doldurma işlemi yapılır.
Patates çiftlik gübresinden çok hoşlanır. Dekara 1.5-2 ton, eğer toprak çok fakir ise 2.5-3 ton çiftlik gübresi verilirse verim çok artar. Bu miktarlardan fazlası nişasta miktarı ve lezzeti olumsuz etkiler.
Üreticilerin topraklarını tahlil ettirmeleri, bunun neticesine göre gübre kullanmaları en iyi yoldur. Eğer toprak tahlili yapılmamışsa saf madde olarak dekara sulu şartlarda 14-16 kg azot, 8-10 kg fosfor, 8-10 kg potasyum verilebilir.
Fosforlu ve potasyumlu gübrenin tamamı ile azotlu gübrenin yarısı Amonyum Sülfat veya Üre olarak dikim için açılan çizilere el ile yeknesak olarak uygulanmalı ve gübrelerin karışımı sağlandıktan sonra dikim yapılıp, sıralar toprakla kapatılmalıdır. Ekim kombine patates mibzeri ile yapılacaksa fosforlu ve potasyumlu gübrelerin tamamı ile azotlu gübrenin yarısı tohumla beraber banda verilmelidir. Azotlu gübrenin ikinci yarısı boğaz doldurma ve ilk sulamadan önce verilmelidir.
Patates bitkilerinde su ihtiyacı alt yapraklardaki solma ve sararmayla kendini belli eder. Topraktaki nem dikkate alınarak ilk sulama, yumrular fındık büyüklüğüne geldiğinde yapılmalıdır. Hafif topraklarda 15-18, ağır topraklarda 22-25 gün arayla yetiştirme süresince 2-4 sulama yapılır. Hasat ile son sulama arasında 1 haftalık bir zaman bırakılır.
En yaygın sulama yöntemi, karık ile sulamadır. İki karık arası mesafe kumlu topraklarda 60-65cm, ağır topraklarda 70-80 cm dir.
Patatesin en fazla suya ihtiyaç duyduğu devre, çiçeklenmeden 20 gün önce başlayan ve yumru yapmaya başladığı zamana kadar geçen devredir.
Sulama yeterli ve düzenli yapılmadığı taktirde, başta verim kaybı olmak üzere, memeli ve çatlak yumrular, yumru içinde kararmalar ve boşluklar ortaya çıkar.
Patateste hasat zamanının geldiği yaprak ve sapların sararıp kuruduğu, yumruların normal büyüklüğünü alarak bitkiden kolayca ayrıldığı ve kabuğun kalınlaşıp sertleştiğinden anlaşılır. Kabuk tırnakla kolayca soyulmaz. Yumrunun kesiti ıslak değil, koyu bir görünümdedir.
Patatesin hasadında çok dikkatli olmak gerekir. Yumrular kesilip zedelenmemeli, toprakta yumru bırakılmamalıdır. Söküm sırasında toprak yaş olmamalı, tavında bulunmalıdır.
Patates hasadı değişik şekilde yapılır:
-         Bel, çatal bel ya da çapa ile patatesler sökülüp el ile toplanır.
-         Pullukla sökülüp el ile bitkiden ayrılarak toplanır.
-         Tek veya çift sırayı söküp bitkiden ayıran makineler ile de hasat yapılır.
Hasattan sonra yumrular ıslak ise gölgede kurutulur. Hasta, çürük, berelenmiş ve kabuğu soyulmuş olanları ayıklanır. Sonra iri, orta ve küçük boy olmak üzere sınıflandırılarak file çuvallara doldurulur.
Patates fazla miktarda su ihtiva eden bir ürün olduğundan iyi bir şekilde depolanmazsa çok zarara uğrar. Yumrular çürür, pörsür, filiz verir ve değerini kaybeder.
Yumrular en iyi şekilde; olgun, zedelenmemiş ve temiz olarak 3-40C sıcaklık, %85-90 nisbi nemde ve solunum sonucu meydana gelen karbondioksit, su ve ısıyı uzaklaştırıp oksijen sağlamak için havalandırma tertibatı iyi olan özel koruma depolarında saklanabilir. Depolamada yığın yüksekliği, yemeklik patateslerde 3-4 metre olabilir. Tohumluk patateslerde ise en fazla 1 metre olmalıdır.
Kaynak : Ahmet ERAKMAN Ziraat Müh. SAMSUN
 
 
 
 
 
ELMA YETİŞTİRİCİLİĞİ
Kültür elması (Malus communis Lam.) yetiştiriciliği ülkemiz genelinde yapılmaktadır, fakat en uygun kültür merkezleri yabanisinin yayılma alanlarına paralel olarak Kuzey Anadolu’da bulunmaktadır. Kuzey Anadolu, Karadeniz Kıyı Bölgesi ile İç Anadolu ve Doğu Anadolu yaylaları arasında ki geçit bölgeleri ve son yıllarda Güneyde Göller Bölgesi elmanın önemli yetiştiricilik alanlarını oluşturmaktadır.
Dünyada elma üretiminde Türkiye; Çin, Amerika Birleşik Devletleri ve Fransa’dan sonra dördüncü sırayı almaktadır. Türkiye’de 1988 yılında toplam elma ağacı sayısı 39 780 000 adet ve üretim 1 950 000 ton iken; 1998 yılında ağaç sayısı 38.000.000 adet ve üretim 2 450 000 ton’ a ulaşmıştır. Ayrıca ortalama ağaç verimi 1988 yılında 62.5 Kg iken 1998 yılında 64.5 Kg ‘a yükselmiştir.  
2.1. İklim İstekleri
Elma ılıman, özellikle soğuk ılıman iklim meyvesidir. Genellikle dünyada 30°-50° enlemlerde yetişmektedir. Türkiye’de Ege Bölgesi’nde 500 metre . Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin sıcak ve kurak yerlerindeki 800 metreden daha yukarı yerlerde yetişmektedir. Yüksek ışık yoğunluğu elmada çok iyi renk oluşumunu sağlar. Elma ağacı düşük sıcaklıkların olduğu sert kışlara dayanıklıdır. Kış dinlenmesi sırasında odun kısımları   -35°C ile –40°C’ a, açmış çiçekler –2.2°C ile –2.3°C ve küçük meyveler ise –1.1°C ile –2.2°C’a dayanırlar
Elma kış dinlenmesine en fazla ihtiyaç duyan meyve türüdür. Yapılan denemelerde elmaların soğuklama ihtiyacını karşılayabilmesi için + 7.2°C’nin altında çeşitlere bağlı olarak 2322-3648 saat kalması gerekir. 0°C!nin altında ise 1081-2094 saat soğuklamaya ihtiyacı vardır.   Yetersiz soğuklama sonucu çiçeklerin bir kısmı ölür, geriye kalan çiçeklerin açılması da normale göre hem daha geç, hem de düzensiz olur. Böylece geç açan çiçekler döllenme yetersizliği nedeni ile dökülür. Soğuklamasını giderememiş elma ağaçlarında yaprak gözleri sürmez ve ağaç çıplak kalır. Elma yüksek yaz sıcağından da hoşlanmaz. Sıcaklık 40°C’nin üzerine çıktığı zaman büyüme durur, daha yüksek sıcaklıklarda ise zararlanma görülmeye başlar.
2.2. Toprak İstekleri    
Elma genellikle bir çok toprak tiplerinde başarılı sonuç verir. Bahçe kurulacak yerin alt toprak yapısı önemlidir. Alt toprak, bitki kökleri hiçbir zaman su içinde kalmayacak ve köklerin yayılmasını kolaylaştıracak şekilde drene edilmelidir. Sert ve suyu tutan alt toprak gelişmeye engel olur, ağacın büyümesini ve ömrünü olumsuz yönde etkiler. En iyisi alt toprağın çakıllı-tınlı olmasıdır. Toprak derinliğinin 2 metre veya daha fazla olması istenir. Elma yetiştiriciliği için en iyi topraklar optimal olarak 6.0-6.5 pH ve içerisinde normal kireci ve yeteri kadar humus ve nemi bulunan tınlı, tınlı-kumlu veya kumlu-tınlı geçirgen topraklardır.
3.1. Tohum anaçları (Generatif anaçlar)
Bu anaçlar tohumla üretilir. Yabani elmaların tohumundan elde edilen bitkilere “çöğür”, kültür çeşitlerinin tohumdan elde edilenlere ise “yoz”denir.
Elma anacı olarak her ikisi de kullanılır. Her iki anacın üzerlerine aşılı çeşitlerin meyveye yatma zamanları, ağaçların ömürleri, meyve kalitesi üzerine etkileri açısından aralarında önemli bir fark yoktur. Yani çöğürlerle yozlar birbirlerine benzerler. Her iki anaçta kuvvetli gelişirler, bunlara aşılı çeşitler geç meyveye yatarlar, ağaçlar uzun ömürlü olur ve bol ürün verirler.
Elma tohum anaçları (Malus sylvestris Mill) ülkemiz elma yetiştiriciliğinde geleneksel olarak kullanılan bir anaçtır. Yabani olarak yetişen elma tohumlarından elde edilir. Bu anaç üzerine Starking Delicious, Golden Delicious, Granny Smith gibi kuvvetli gelişen çeşitler aşılandıkları zaman 5.5- 6.0 m.’ye kadar boy yapan kuvvetli ağaçlar oluştururlar ve “standart” gelişen ağaçlar olarak tanımlanırlar.
Böyle ağaçların verime yatmaları 5-6 yıl alır, 12-15 yaşında tam verime geçerler ve 25-30 yaşlardan sonra ekonomik anlamda verimden düşmeye başlarlar. Bu ağaçlardan, 1 dekar bahçeye toprağın verimliliğine göre 15-25 adet ağaç gerekir. Bu ağaçlarda budama, ilaçlama, meyve seyreltmesi gibi kültürel uygulamalarla hasat işleri çok güçleşmektedir.
Yabani tohum anaçları (çöğür) üzerine Starkrimson Delicious, Starkspur Golden Delicious gibi yarı bodur gelişen (spur tipi) çeşitlerde aşılanabilir. Hatta yarı bodur elma çeşitleri en başarılı sonucu tohum anaçları üzerine aşılandıkları zaman vermektedirler. Bu durumda, çeşitten dolayı %30-35’e varan bir bodurlaşma etkisi elde edilmektedir.
Elde edilen tohumlar yetiştirme şartlarının elverişli olduğu bölgelerde (Ege bölgesi gibi) sonbaharda genelde direkt aşı parsellerine ekilir ve takip eden yaz periyodunda gelişen çöğürler aşılanırlar. Şartların elverişli olmadığı yerlerde tohum tavasına ekilen tohumlardan bir yıl sonra elde edilen çöğürler aynı yıl sonbaharda aşı parsellerine şaşırtılırlar. Şaşırtmayı takip eden yaz periyodunda da çöğürler aşılanırlar.
Elma çöğürleri ya ilkbaharda sürgün göz aşısı yada yaz sonunda durgun göz aşısı ile aşılanırlar. Yurdumuzdaki fidanlıklarda (Meyvecilik Üretme İstasyonlarında) genellikle durgun T (Kalkan) göz aşısı tatbik edilir ve tatbik zamanı da Temmuz ayının ilk haftasında başlar, anaç ve kalem kabuk verene kadar devam eder. 
3.2. Klon Anaçları (Vegetatif Anaçlar)
Memleketimizde son yıllarda budama, ilaçlama, seyreltme, hasat ve diğer bahçe işlerinde kullanılan işçi ücretlerinin yüksek olması, yetiştiricileri modern meyveciliğin gereklerine uymaya zorlamaktadır.
Modern meyvecilikte, sadece aşılanacak çeşidin (kalemin) değil, anacın da standart vasıfta olması arzu edilir. Bu gün vegetatif yollarla elde edilen klon anaçları modern meyvecilikte arzulanan anaç-kalem (çeşit) standardizasyonunu sağlamış yani bir örnek bahçe kurma imkan dahiline girmiştir. Vegetatif olarak üretilen elma klon anaçları çok bodurdan çok kuvvetliye kadar değişmektedir. Bunlar 1912 yılında İngiltere’de East Malling Araştırma İstasyonu’nda toplanan anaçlardan seçilmiştir. Daha sonra 1928 yılında pamuklu bite dayanıklı MM (Malling Merton) serisi, en son olarak ta Long Aston Araştırma İstasyonu ile ortaklaşa virüsten ari olan EMLA serisi geliştirilmiştir.
Elma klon anaçları “Stool Bed Layering” adı verilen ve Türkiye’de ilk defa 1986 yılında Tokat Meyvecilik Üretme İstasyonu Müdürlüğü’nde tesis edilen bir daldırma sistemiile kolaylıkla çoğaltılmaktadır.
Söz konusu klon anaçları gelişme kuvvetlerine göre aşağıdaki gibi sınıflandırılmaktadır;
Çok Bodur             M 8, M 9, M 27
Bodur         M 26
Yarı Bodur    M 7, MM 106
Kuvvetli      M 2, MM 104, MM 111
Çok Kuvvetli   M 16, M 25, MM 109, yerel ve geleneksel tohum (Çöğür) anaçları
Bu anaçlardan bugün meyvecilikte en çok kullanılanları M 9, MM 106 ve MM 111’ dir.
Şimdi kısaca bu anaçları tanıyalım;
M 9 : Çok bodur anaçlar içerisinde bu gün dünyada en çok kullanılanı M 9 anacıdır. Verimli topraklarda daha iyi gelişirler. Dikimden itibaren ömrü boyunca desteğe ihtiyaç gösterirler. Dikim hemen ertesi yılı meyve vermeye başlar ve en iyi şartlarda bile boyu 270 cm’yi geçmez. Çöğürlerin % 20-40’ı kadar gelişirler.
M 9 boğaz çürüklüğüne (Phytophytora spp) dayanıklı fakat ateş yanıklığı (erwina amylovora) ve pamuklu bite (Eriosoma Lanigerum) hassastır.
M 9 anacı “Stool Bed Layering” veya tepe daldırması ile çoğaltılır.
M 9 anacına aşılı çeşitler “ince iğ şekli” (Slender Spindle) terbiye sistemine göre şekillendirilir ve budanırlar.
M 9 anacına aşılı çeşitlerle kurulan bahçelerde uygulanacak dikim aralıkları toprak verimliliğine göre (1,5 m x 3,5 m) veya (2,0 m x 3,5 m) olmalıdır.
M 9 anacı üzerine kesinlikle Starkrimson Delicious veya Starkspur Golden Delicious gibi yarı bodur gelişen çeşitler aşılanmamalı, Starking Delicious, Golden Delicious ve Granny Smith gibi kuvvetli gelişen (standart) çeşitlerin aşılanmasıyla elde edilen fidanlarla bahçe tesis edilmelidir.
M 9 anacı aşılı çeşitlerin ekonomik ömürleri 15-20 yıldır. Verimli topraklarda ağaç başına 60-70 kg’ a kadar meyve verirler ki; bu da dekardan ortalama 7 ton ürün demektir. Dekara düşen ağaç sayısı olarak en az 80-100 adet, verimli topraklarda ise 140-150 ağaç hesaplanmalıdır.
MM 106 : Bugün dünyada ve yurdumuzda en çok tercih edilen bu anaç pamuklu bite (Eriosoma Lanigerum) dayanıklı, ancak kök boğazı çürüklüğüne (Phytophytora spp) hassastır. MM 106 anacı hem yarı bodur (Spur tipi) anaçlar hem de özellikle kuvvetli gelişen çeşitler için uygun bir anaçtır.
MM 106 üzerine yarı bodur çeşitler aşılandığında ilk 3 yıl meyve alınmayıp çiçeklerin koparılması gerekir.
MM 106 anacı kuvvetli gelişen tohum anaçlarının (çöğürlerin) % 50-60’ı kadar gelişir. Üzerine yarı bodur gelişen çeşitler aşılandığında ise ağaçlar hemen hemen M 9 üzerine aşılı kuvvetli gelişen çeşitler gibi küçük kalır. Bu bakımdan verilecek dikim aralıkları, üzerine aşılanan çeşide göre değişir. Kuvvetli gelişen çeşitler aşılandığında, toprağın kuvvetine göre    (5 m x 3m) veya (6m x 3m), yarı bodur gelişen çeşitler aşılandığında ise (2,5m x 4.0m) veya    (3 m x 4m) dikim aralıkları verilmesi uygundur.
Üzerine kuvvetli gelişen çeşitler aşılandığında değişik doruk dallı (modifiye lider), yarı bodur çeşitler aşılandığında ise çam şekli (bir lider ve çok sayıda yan dallı) terbiye sistemi tavsiye edilmektedir.
“Stool Bed Layering” ve “tepe daldırması” ile gayet kolay çoğaltılan bu anaç adi odun çeliği ile de % 70’in üzerinde köklendirilebilmektedir.
MM 111 : Bugün en rağbet gören ve tavsiye edilen bu anaç kuvvetli ve dik gelişir.   MM 111 üzerine aşılı çeşitler yarı kuvvetli ağaçlar meydana getirirler ve kuvvetli büyüyen tohum anaçlarının (çöğürlerin) % 75-80’i kadar gelişirler. Gerek Starking Delicious, Golden Delicious ve Granny Smith gibi kuvvetli gelişen ve gerekse Starkrimson Delicious, Starkspur Golden Delicious ve Spur Granny Smith gibi yarıbodur gelişen çeşitlerle iyi performans gösterirler. Kuvvetli gelişen çeşitler aşılandığında verilecek dikim aralıkları (3.5m x 6.0m), spur çeşitler aşılandığında ise toprağın verimliliğine göre (3.0m x 4.5m) veya (3m x 5m) olmalıdır.
Tek bir çeşit ile kurulmuş elma bahçelerinde bol çiçek görülmesine rağmen, meyve tutumunda ki yetersizliğin en büyük nedeni döllenme sorunudur. Elma çeşitleri genel olarak kendine kısırdırlar. Yani, kendi çiçek tozları ile döllenemezler. Mutlaka başka bir dölleyici çeşidin çiçek tozlarına ihtiyaçları vardır. Bu nedenle bahçe kurulurken iyi bir çeşit karışımı tertiplenmelidir. Çeşit karışımı yaparken, tercih edilen ana çeşidin dölleyici çeşidini (veya çeşitlerini) bilmek gerekir. Dölleyici çeşit tablosu aşağıda verilmiştir. 
4.1. Döllenme Probleminin Çözümünde Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar
- Elma bahçesi, tozlanma döllenme bakımından en elverişli bir plana göre kurulmalıdır. Dölleyici çeşidin esas çeşide oranı % 10-15 olmalıdır. Bu orana göre, dikimde her yüz fidandan 10-15 adedi dölleyici çeşitten, 85-90 adedi ise esas çeşitten oluşmalıdır. Dölleyici çeşitler ana çeşitten 12-15 metreden daha uzakta olmamalıdır. 
-   Seçilecek çeşitler arasında periyodiste bakımından bir uyuşmazlık olmamalıdır. Periyodiste, ağaçların bir yıl meyve verip, müteakip yıl dinlenmeleri demektir. Dölleyici olarak seçtiğimiz çeşit böyle bir karakterde ise bu çeşidin dinlenme yılında döllenme olmaz. Mesela Amasya Elması mutlak peryodiste gösteren bir çeşittir. Red Delicious ve Golden Delicious ise bir yıl çok, bir yıl orta derecede meyve verirler. Jonathan ve Rome Beauty çeşitleri ise her yıl düzenli meyve verme karakterindedirler.
- Seçilecek çeşitler arasında çiçek açma tarihlerinde önemli bir farklılık olmamalıdır. Yukarıda ki çeşitler içerisnde, Red Delicious, Golden Delicious ve Jonathan aynı tarihlerde çiçek açmasına mukabil, Rome Beauty bu üç çeşitten daha sonra çiçek açar. Bu nedenle Rome Beauty çeşidi bu üç çeşit için uygun dölleyici olamaz.
- Elmalarda ki yabancı döllenmeyi % 90 arılar yapar. Genç elma bahçeleri için gerekli arı miktarı her dört dekar için bir kovan veya her 30-40 dekar için 15 000 – 20 000 arıdır. Tam verime geçmiş ağaçlar için bu miktar 3-4 katına çıkarılmalıdır. Çiçek zamanı arı çalışması ve tozlanmanın sağlanabilmesi için bahçeler ilaçlanmamalıdır.
Çizelge 1.Bazı elma çeşitlerinin dölleyicileri
Ana Çeşitler
Dölleyici Çeşitler
Ana Çeşitler
Dölleyici Çeşitler
Golden Delicious    
Red Delicious
Jonathan
Starkrimson Delicious
Starking Delicious
Winesap
Granny Smith
Golden Delicious
Red Delicious
Starking Delicious                
Golden Delicious
Jonathan
Black Stayman Improved 201
Golden Delicious
Starking Delicious
Jonathan
Rome Beauty
Starkrimson Delicious
Starkspur Golden Delicious
Golden Delicious
Stark Earlyeast
Amasya
Starking Delicious
Golden Delicious
Granny Smith
Beacon
Starkspur Golden Delicious  
Starkrimson Delicious
Starking Delicious
Jonathan
Stark Earlyeast
Golden Delicious
Jonathan
Mc. Intosh
Delicious
Jonathan
Golden Delicious
Grimes Golden
Mc. Intosh
Cox Orange Pippin
Reinne des Renette
Mc. Intosh
Cortland
Delicious
Jonathan
Staymared                                     
Golden Delicious
Rome Beauty
Imparature
Delicious
Sarı İngiliz (hüryemez)
Starking Delicious
Golden Delicious
Jonathan
Mutsu
Red Delicious
Starking Delicious
Granny Smith
Beacon
Red Delicious
Golden Delicious
Jonathan
Mc. Intosh
Rome Beauty
Beacon
Granny Smith
Black Stayman Improved 201
Stayman Winesap
Golden Delicious
Jonathan
Starking Delicious
Mc. Intosh
Bugün dünyadaki elma çeşitlerinin sayısı 6 500’ü aşmakta olup, Türkiye’de ise bu sayı 460’ı bulmaktadır. Bunlar arasında kalite, verim yönünden yüksek ve ticari anlamda yetiştiriciliği yapılanların sayısı çok azdır.
Elma çeşitleri yetiştircilik alanlarında yüzyılların doğal seleksiyonu, tesadüf çöğürlerin ve kendiliğinden olan mutasyonlarla meydana gelmişlerdir. Bugünkü modern elma yetiştiriciliğinde ise, melezleme ıslahı yolu ile kalite ve verim yönünden çok üstün çeşitler elde edilmiştir.
Meyvecilikte kullanılan gerek anaç ve gerekse çeşidin gelişme kuvveti azaldıkça bir başka deyişle ağaç bodurlaştıkça yoğun (sık dikim) meyveciliğe doğru adım atılmış olur. Yoğun meyvecilikte is birim alanda daha fazla sayıda ağaç kullanıldığı için daha yüksek verim elde edilir. Bodur ağaçlardan kurulmuş meyve bahçelerinden erken yaşta ürün alınır. İş gücü ve yapılan masraflar azalır, kültür ve bakım uygulamaları kolaylaşır ve daha kaliteli meyve üretimi mümkün olur. Bodur elma ağaçları ise ya zayıf anaçlar kullanarak yada yarı bodur gelişen “spur” tipi çeşitler kullanmak sureti ile elde edilebilmektedir. Türkiye’de Starking Delicious ve Golden Delicious’un spur mutantları olan Starkrimson Delicious ve Starkspur Golden Delicious geniş ölçüde yetiştirilmektedir.
Spur tipi elmalar, gelişme özelliklerinden dolayı bakım işlerini kolaylaştırmaktadır. Özellikle zayıf gelişmeleri ve erken meyveye yatmaları nedeni ile yetiştiriciler tarafından çok ilgi görmektedir. Bunlar erken yaşta ve hemen dikimin ertesi yılı bile meyve verdiklerinden, kuruluş masrafları daha kısa zamanda karşılanmaktadır.
Yalova Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü’nde yapılan bir seri çalışmada dünyanın bilinen önemli bazı elma çeşitleri ile ülkemizde yetiştiriciliği yapılan elma çeşitleri denenmiş ve bunlardan en iyi sonuç verenler ümit var olarak seçilmişlerdir. Bunların üretim kuruluşlarında damızlıkları kurulmuş olup, ülke çapında yetiştiricilere dağıtımı yapılmıştır.
5.1. Spur (Yarı bodur) Elma Çeşitleri :
Yarı bodur çeşitlerin gelişmeleri ve yetiştirilmeleri diğerlerinden farklılık göstermektedir. Bu farklı özellikleri şöylece sıralayabiliriz;
Bu çeşitler;
1- Starking Delicious ve Golden Delicious’a göre daha küçük hacimli (2/3 ü kadar), daha dik ve toplu bir ağaç yapmaktadırlar.
2- Dalların en ucundaki tomurcuk ile onun hemen altındaki tomurcuk odun dalı yapar, diğer tomurcuklar meyve dalı şeklinde gelişir. Bu yüzden Spur çeşitler fazla dallanmazlar.
3- Boğum araları daha kısadır, bir başka ifadeyle Spur tipi elmalarda diğer standart tiplere göre aynı uzunluktaki bir dalda daha fazla boğum ve dolayısıyla daha fazla yaprak vardır.
4- Tepe tomurcuklarının gelişmesi daha zayıftır.
5- Yan dallar Lider dala göre daha kuvvetli gelişme eğilimindedir.
6- Odunları daha serttir.
7- Yapraklar daha yeşil ve daha kalın dokuludur.
8- Meyve tutum yüzdesi daha yüksektir. Meyvenin dalcığa bağlanması daha kuvvetlidir ve sonuçta da meyve dökümü daha azdır.
9- Ağacın gelişmesinde çiçek tomurcuklarının teşekkülü daha erkendir ve çiçek tomurcuklarının miktarı daha fazladır.
10-Ağaçlar daha erken yaşlarda meyveye yatar.
11-Meyveleri daha iri ve daha muntazamdır.
12-Olgulaşma zamanları 8-15 gün kadar geçtir.
Tohum anaçları (çöğürler) ve MM111 gibi kuvvetli anaçlar yanında MM106 gibi yarı bodur klon anaçlarına aşılanabilen spur çeşitler asla M9 gibi çok bodur anaçlara aşılanmamalıdır.
Spur çeşitler kuvvetli anaçlar üzerine aşılandıkları zaman verilecek en ekonomik dikim mesafesi ağaç başına hiçbir zaman 15-20 m²’ den fazla saha düşmeyecek şekilde ayarlanmalıdır. Yani dikim mesafesi 5x3 m., 5x4 m veya 6x3 m olmalıdır.
Spur çeşitler MM106 gibi yarı bodur klon anaçlarına aşılandıkları zaman 2.5x4 m veya 3x4 m dikim aralıkları verilmesi uygundur. 
Dünya elmacılığında önemli bir yer tutan ve Yurdumuzda da hızlı bir şekilde yayılan bu spur elma çeşitlerinin özelliklerini kısaca görelim;
STARKRİMSON DELİCİOUS
Orjini                        :ABD orjinli olup, Starking Delicious’un bir tomurcuk mutasyonu olarak 1952’de bulunmuştur.
Sinonimi                  : Bisbee Delicious
Ağaç Özellikleri       : Ağacı orta kuvvette olup, yarı dik-dik gelişir, çok verimlidir.
Meyve Özellikleri     : Meyvesi iri, sıvama koyu kırmızı morumsu renkte, düzgün   şekilli, çok iyi kalitelidir.
Hasat Olumu            : Eylül ortasında toplanır.
Tozlayıcıları             : Golden Delicious, Stark Spur Golden Delicious, Stark Earlyeast
Düşünceler               : Bir ana ve çok sayıda yan dalı olan, noel çamına benzeyen bir terbiye şekli ister. Dikim aralığı tohum anacı kullanıldığında toprağın kuvvetine göre 5x3 m, 6x3 m veya en çok 5x4 m olabilir. Verimli toprak, kuvvetli anaç, dikkatli meyve seyreltmesi, daha çok gübre ve su, kuvvetli budama ister. Meyveler soğuk depoda Nisan ayına kadar saklanabilir. Elma yetiştirilen bütün bölgelere tavsiye edilir.
STARKSPUR GOLDEN DELİCİOUS
Orjini                        : ABD orjinli olup, Golden Delicious’un bir tomurcuk mutasyonu olarak 1959’da bulunmuştur.
Sinonimi                  : Golden Auvil Spur, Super Golden
Ağaç Özellikleri       : Ağacı yarı bodur, dik, biraz açık gelişir ve çok verimlidir.
Meyve Özellikleri     : Meyvesi iri, altın sarısı renkte düzgün şekilli, çok iyi kalitelidir.
Hasat Olumu            : Eylül’ün ikinci haftasında toplanır.
Tozlayıcıları             : Starkrimson Delicious, Starking Delicious, Jonathan.
Düşünceler              : Bir ana ve çok sayıda yan dalı olan, noel çamına benzeyen bir terbiye şekli ister. Dikim aralığı tohum anacı kullanıldığında toprağın kuvvetine göre 5x3 m, 6x3 m veya en çok 5x4 m olabilir. Verimli toprak, kuvvetli anaç, dikkatli meyve seyreltmesi, daha çok gübre ve su, kuvvetli budama ister. Meyveler soğuk depoda Mart ayına kadar saklanabilir. Elma yetiştirilen bütün bölgelere tavsiye edilir.
5.2. Diğer Elma Çeşitleri
STARKİNG DELİCİOUS
Orjini                        :ABD orjinli olup,  Delicious’un bir tomurcuk mutasyonu olarak 1915’te bulunmuştur.
Sinonimi                  : Double Red Delicious, Extra Red Delicious, Starking. 
Ağaç Özellikleri       : Ağacı kuvvetli , yarı dik-dik gelişir. Her yıl düzenli ve bol ürün verir.
Meyve Özellikleri     : Meyvesi iri, koyu kırmızı renkte, çiçek tarafında beş çıkıntısı olup, uzunca şekilli, çok iri, kalitelidir..
Hasat Olumu            : Eylül’ ün ikinci haftasında  toplanır.
Tozlayıcıları             : Golden Delicious, Jonathan.
Düşünceler              : Meyveler soğuk depoda Nisan ayına kadar saklanabilir. Marmara, Karadeniz, Ege, Güney-Doğu Anadolu ve Göller Bölgesi İçin tavsiye edilir.
GOLDEN DELİCİOUS
Orjini                       :ABD orjinli olup, 1890’da bulunmuştur.
Sinonimi                  : Azany Delicious, Delicious Aurin, Prevuzhodna Stark Golden Delicious, Yellovw Delicious, Zılatna, Zolotoe Prevoshodnoe  
Ağaç Özellikleri     : Ağacı dik-yarı dik ve orta kuvvette gelişir, çok verimlidir.
Meyve Özellikleri    : Meyvesi iri, altın sarısı renkte, silindirik -konik şekilli ve çok iri, kalitelidir.
Hasat Olumu            : Eylül’ ün ikinci haftasında  toplanır.
Tozlayıcıları             : Starking Delicious, Starkrimson Delicious, Jonathan ve   Winesap.
Düşünceler              : Bütün bölgelere tavsiye edilir. Dikkatli meyve seyreltmesi yapılırsa her yıl düzenli ve bol ürün verir. Meyveler soğuk depoda Mart ayına kadar saklanabilir.
GRANNY SMİTH
Orjini                       : Avustralya’dır
Sinonimi                  : Grant Giantan. 
Ağaç Özellikleri      : Ağacı zayıf-orta kuvvette, yarı dik-yayvan gelişir, heryıl ve bol ürün verir.
Meyve Özellikleri    : Meyvesi orta iri-iri, yeşil zemin üzeri hafif donuk sarı renkli, kalitesi çok iyi olup, sert, çok sulu ve kendine özgü mayhoş bir tadı vardır...
Hasat Olumu           : Eylül’ün son haftası toplanır.
Tozlayıcıları            : Golden Delicious, Red Delicious,
Düşünceler             : Meyveleri uygun şartlarda soğuk depolarda 9 ay süre ile saklanabilir. Geleneksel yerli elma çeşitlerimizden Hüryemez ve Demir Elmalarının yerini alma seyrini izlemektedir. Karadeniz ve Marmara Bölgesinde tavsiye edilir.
STARK EARLYEAST
Orjini                        : ABD orjinli olup, 1938’ de bulunmuştur.
Sinonimi                  : Sıcarlet Pimpernel, Stark’s Earlyeast, Stark’s Allerfrühester.   
Ağaç Özellikleri       : Ağacı zayıf-orta kuvvette, yarı dik hatta yayvan şekilde gelişir. Verimi yüksek değildir.
Meyve Özellikleri     : Meyveleri genellikle küçük, yassı ve düzgün şekilli, meyve kabuğu ince, güneş gören kısmı kırmızıdır. Meyve eti beyaz, ekşimsi-tatlı olup kalitesi iyidir.
Hasat Olumu            : Haziran sonu-Temmuz Başında toplanır.
Tozlayıcıları              : Golden Delicious, Delicious, Jonathan ve Mc Intosh.
 Düşünceler               : Marmara, Ege ve Akdeniz Bölgelerine tavsiye edilen yazlık bir çeşittir.
BEACON
Orjini                       :ABD orjinli olup, 1908’ de bulunmuştur.
Sinonimi                 : Early Delicious, Fenton, Miller Red.
Ağaç Özellikleri      :Ağacı kuvvetli gelişir ve çok verimlidir.
Meyve Özellikleri    : Meyveleri orta irilikte, yuvarlak ve yeknesaktır. Kabuk rengi koyu kırmızı, ince, meyve eti gevrek, sert, sulu, tatlı ve aromalıdır. İyi renk yapar. Taşımaya elverişli, çok iyi bir sofralık çeşittir. Meyvenin sapa bağlanma özelliğinin iyi olması nedeni ile renk alıncaya kadar meyve dalında bekletilebilir.
Hasat Olumu           : Temmuz sonunda toplanır.
Tozlayıcıları            : Granny Smith, Black Stayman Improved 201.
Düşünceler              : Elma Yetiştirilen Bütün Bölgelere tavsiye edilen yazlık bir çeşittir.
BLACK STAYMAN IMPROVED 201
Orjini                      : ABD orjinli olup, 1926’da bulunmuştur.
Sinonimi                : Double Red Stayman, Red Stayman 201, Stayman 66, Nured Stayman .
Ağaç Özellikleri     : Ağacı kuvvetli, yarı dik gelişir. Verimi çok iyidir.
Meyve Özellikleri   :Meyvesi orta irilikte, silindirik-konik şekilli, meyve kabuğu kalın pürüzsüzdür. Meyve eti yeşilimsi, yumuşak, hafif ekşimsi, sulu, tadı hoş, kalitesi çok iyidir. Çok güzel renklenir. .
Hasat Olumu          : Ağustos Ayı sonunda toplanır.
Tozlayıcıları           : Golden Delicious, Starking Delicious, Jonathan veRome Beauty.
Düşünceler             : Elma yetiştirilen bütün bölgelere tavsiye edilir.
MUTSU
Orjini                     : Golden Delicious x Indo melezi olup, Japonya orjinlidir. 1930’da bulunmuştur.
Sinonimi                : Crispim
Ağaç Özellikleri     : Ağacı kuvvetli gelişir, yarı diktir.
Meyve Özellikleri  : Pasa çok dayanıklı, sarı renkli ve Golden Delicious tipi bir elmadır. Meyvesi Golden Delicious’dan daha iri ve eti daha kaba dokuludur.
Hasat Olumu         : Eylül Ayı başında toplanır.
Tozlayıcıları          : RedDelicious, Starking Delicious, Granny Smith, Beacon.
Düşünceler            : Çiçek tozları kısır olduğundan başka çeşitleri dölleyemez, bu sebeple Mutsu ile birlikte dikilmiş elma çeşitleri ile kurulu ticari bahçelerde, çiçek tozu kısırlığı göstermeyen 3. Bir çeşide gerek vardır. Özellikle Nispî nemin yüksek olduğu Karadeniz ve Marmara Bölgelerinde Golden Delicious’un yerine tavsiye edilir.
 JONATHAN
Orjini                      : ABD orjinli olup, 1872’de bulunmuştur.
Sinonimi                : Djonathan, Johnathan, King Philipp, Philp Rick, Ulster, Ulster Seedling, Pomme Jonathan.
Ağaç Özellikleri     : Ağacı kuvvette ve çalımsı gelişir, yarı dik-yaygın şekillidir. Çok verimlidir.
Meyve Özellikleri   : Meyveleri orta irilikte, yeşil zemin üzeri kırmızı ile yıkanmış olup, yuvarlakça şekilli, çok iyi kalitelidir.
Hasat Olumu          : Eylül’ün ilk haftasında toplanır.
Tozlayıcıları           : Golden Delicious, Delicious,  Mc Intosh, Cox Orange Pippin, Grimes Golden, Reine des Renette.
Düşünceler             : Marmara ve Ege Bölgelerine tavsiye edilir. Uzun süre soğukta muhafazası güçtür.
AMASYA ELMASI
Orjini                      : Anadolu’dur.
Sinonimi                 : Misket, Amasya Misketi.
Ağaç Özellikleri      : Orta kuvvette büyür, Yayvan bir taç yapar. Uzun ömürlüdür.
Meyve Özellikleri    :  Meyvesi orta irilikte, Karın tarafı genişçe, kabuğu ince, sert, güneş gören yüzü koyu, diğer tarafları açık kırmızı ve yer yer yeşil zemin rengi görülmektedir. Meyve eti hafif yeşilimtırak-beyaz, tatlı, sulu, yeme olumunda gevrek ve kokuludur.
Hasat Olumu           :Eylül Ayının ikinci haftasında toplanır.
Tozlayıcıları            : Golden Delicious, Starking Delicious, Granny Smith, Beacon.
Düşünceler             : Bir yıl çok meyve verir, bir yıl dinlenir. Bu hali ile mutlak periyodisite göstermektedir. Her ne kadar Yalova’da yapılan denemede bu nedenle elenmiş ise de Türkiye’nin hemen bütün bölgelerinde yaygın ve kitle halinde yetiştiriciliği yapıla gelmektedir. Ancak ELTEZ tarafından seleksiyon çalışması sonucu bulunan ve periyodisite göstermediği iddia edilen ve de kısaca Kaşel adı ile bilinen Amasya klonu kullanımı da yaygınlaşmıştır. Meyveleri iyi saklandığı sürece Mayıs Ayı’na kadar dayanabilir.
HÜRYEMEZ
Orjini                       : Anadolu’dur.
Sinonimi                 : Sarı İngiliz, Sarı Taraklı.
Ağaç Özellikleri      : Ağacı kuvvetli gelişir, yarı dik-yayvan, orta derecede verimlidir. 
Meyve Özellikleri    : Meyvesi iri, yeşil zemin üzerine sarı renkli, basık-yuvarlak şekilli ve iyi kalitelidir.
Hasat Olumu           : Eylül Ayı’nın 3. haftasında toplanır.
Tozlayıcıları            : Golden Delicious, Starking Delicious, Jonathan .
Düşünceler             : Triploid bir çeşit olup, periyodisite gösterir. Soğuk  deposunda uygun şartlarda Şubat’ a kadar saklanabilir. Her ne kadar Yalova şartlarında yapılan denemede özellikle verim yönünden çok üstün bulunmamış ise de İç Anadolu Bölgesi’nde yaygın olarak yetiştiriciliği yapılmaktadır.
6.1. Dikim Zamanı
Elma fidanları kışın ılık geçen ve yağışlı olmayan bölgelerde sonbahardan (yaprak dökümünü müteakip) itibaren ağaçlarda fizyolojik faaliyet başlayana (ilkbahar) kadar dikilebilir. Kışı soğuk veya yağışlı geçen bölgelerde ise ilkbahar dikimi tercih edilmelidir.
6.2. Bahçe Yerinin Dikime Hazırlanması 
Burada da en önemli husus, arazinin iyi bir şekilde sulanması için uygun bir toprak tesviyesi yapmaktır. Meyilli alanlarda bahçe kurarken setleme (teraslama) yapılması şarttır.
Taban suyunun yüksek olduğu yerlerde, su tutan ağır (killi) topraklarda dikimden evvel drenaj problemi halledilmelidir.
Bahçe kurulacak yerin dikimden evvel bir defa derince ve sonradan bir veya iki defa da yüzlek işlenmesi doğru olur.
Sökülen bir elmalığın yerine yeniden elma dikimi için, aradan hiç değilse birkaç yıl geçmelidir. Çünkü toprak yorgunluğu denen olayı dikkate almak gerekir.
6.3. Dikilecek Elma Fidanlarında Aranılacak Özellikler                         
Elma bahçesi kurarken, sertifikalı, ismine doğru ve bir yaşlı fidanlar tercih edilmelidir.
Fidanlar sağlam, sıhhatli, kök sistemi, çapı ve boyu TSE standartlarına uygun olmalıdır. Alınan fidanlar derhal yerlerine dikilmelidir.
Dikimde mutlaka dikim budaması yapılmalı aşı noktası toprak yüzeyinden en az 10 cm yukarda olmalı, derin dikimden şiddetle kaçınılmalıdır.
6.4. Dikim Şekilleri 
Kapama elma bahçeleri genellikle kare, dikdörtgen, üçgen, satranç ve meyilli arazide tesviye eğrileri üzerine dikme şeklinde (kontur) tesis edilir. Bu şekillerin herhangi birisinin seçilmesinde arazi şekli, ara ziraatı yapılıp yapılmaması, dikilmesi gereken fidan sayısı rol oynar. Genelde düz yerlerde (taban arazilerde) kare dikim uygulanmaktadır.
6.5. Dikim Aralıkları (Dikim Sıklığı) 
Elma bahçelerinde ağaçlara verilecek mesafeler çeşide, kullanılan anaca, toprak durumuna ve iklime göre değişir.
Elma ağaçları nemli yerlerde iyice büyüdüklerinde taçları arasında hiç olmazsa bir metre aralık kalacak kadar seyrek dikmelidir ki, aradan bolca hava işlesin ve mantar hastalıkları daha az zarar yapsın. Halbuki sulanan kurak bölgelerde gerek hava, gerek toprak üstü nemini saklamak için ağaçların sık olması daha uygundur.
Ayrıca kuvvetli, besin maddelerince zengin topraklarda dikim mesafeleri daha fazla, zayıf topraklarda ise daha azdır.
Bir fidanı meydana getiren anaç ve çeşit (patron ve kalem) ikilisinin kuvvetine göre de dikim aralıkları değişiklik arz etmektedir.
Elma çeşitleri gelişme kuvvetlerine göre yüksek boylu standart çeşitler ve spur tipi (yarı bodur) çeşitler olmak üzere iki gruba ayrılırlar.
Bunlardan Golden Delicious, Starking Delicious, Granny Smith, Staymared, Amasya, Beacon, Hüryemez, Mutsu ve Jonathan gibi daha birçok elma çeşidi yüksek boylu standart çeşitler içerisinde, Starkrimson Delicious ve Starkspur Golden Delicious ise yarı bodur çeşitler içerisinde yer almaktadır.
Bilindiği üzere kullanılan anaçlar; “ çok bodurdan çok kuvvetliye” kadar değişen birçok gruba ayrılırlar.
İşte bu değişik kuvvetlerdeki anaç ve çeşitlerin birlikte meydana getirdikleri kombinasyonlara göre de dikim aralıkları farklılık arz etmektedir. Bu durum aşağıda ki Çizelge’ de gösterilmiştir.
Çizelge 2.Anaç ve Üzerine Aşılı Çeşitlere Göre Elmalarda Uygulanacak Dikim Aralıkları Ve Dekara Düşen Ağaç Sayıları
 
ANAÇ
 
Standart Kuvvetli Çeşitlerde (metre)
 
Spur (Yarı Bodur) Çeşitlerde (metre)
 
Dekara Düşen Ağaç Sayısı (Adet)
 
 
 
Kuvvetli Çeşitlerde
Spur Çeşitlerde
M27
(1.25 x 1 ) , (1 x 1)
-
800-1 000
-
M9
(3.5 x 2), (3.5 x 1.5 )
-
143- 190
-
MM106
(6 x 3), (5x 3 )
(4x3), (4x2.5)
55 – 66
83-100
MM111
(6x 3.5)
(5x3), (4.5x3)
47
66-74
Çöğür
(9 x9), ( 8x , (7x7), (6x6)
(5x4), (6x3),(5x3)
12- 28
50-65
7.1. Toprak İşleme
Bahçe toprağının sürülüp, sürülmemesi konusunda değişik görüşler vardır. Toprak işlemesinin, özellikle, sathi köklü olan elma ağaçlarının kök ve saçak sistemini parçaladığı bir gerçektir. Batı dünyasında, elma bahçelerinde toprak işlemesi genellikle yapılmamaktadır. Ağacın taç iz düşümü altında kalan saha malçlanmakta, diğer kısımları da daimi çayır altında tutulmaktadır. Ancak, Avrupa’nın iklim şartları memleketimiz iklim şartlarından oldukça farklıdır. Orada ki sık yağmurlar nedeni ile hem bahçelerin su ihtiyacı karşılanmakta hem de bu daimi çayırlar yeşilliğini muhafaza etmekte aynı zamanda toprak yumuşaklığını da korumaktadır.
Memleketimizde, Karadeniz Bölgesi dışında kalan bölgelerde ilkbahar ve özellikle yaz şartları kuraktır. Uygulanan sulama teknikleri daimi çayır yetiştirmeye uygun değildir. Bu nedenle rakipsiz kalan yabani otlar bahçeyi adeta istila eder. Toprak yapısına bağlı olarak, toprak sertleşir ve saçak kökler havasız kalır. Böyle bahçelerde gelişme durur veya geriler. Bu nedenle, elma bahçelerinde toprak sürümüne karşı olmamak gerekir. Ancak pullukla derin işleme yapılmamalı, diskharrow ile kök sistemini parçalamayacak derinlikte işleme yeterlidir.
 7.2. Sulama
elma ağaçları saçak kök sistemine sahip olduklarından dolayı diğer bir çok meyve türüne göre daha fazla su ister ve yüksek nemden hoşlanırlar. Bahçelere verilecek su miktarı, yıllık yağış toplamına, bu yağışın dağılımına, transpirasyon (bitkiden meydana gelen su kaybı) şiddetine, ağacın büyüklüğüne ve toprağın tipine göre değişir.   
Sulamada en önemli konu sulama zamanının iyi tespit edilmesidir. Bunun için en pratik yöntem toprağın elle kontrol edilmesidir. Sulama zamanı; Tansiyometre adı verilen aletlerle daha kesin ve güvenilir olarak tespit edilebilir.
Elma ağaçları için en önemli sulama zamanı yazın yapılan sulamadır. Yaz sulamasına yağış durumuna göre Mayıs’ta başlanır ve bütün yaz boyunca devam edilir. Baharı kurak geçen yerlerde yaz sulamasına erken başlanırsa meyve tutumu artar ve meyve kalitesi de yüksek olur. Elma bahçelerini kurak bölgelerde; yerine göre 10 günde bir sulamak gerekir. Nemli bölgelere doğru gidildikçe sulama aralığı 15-20 güne, hatta 1 aya kadar çıkabilir. En çok uygulanan sulama şekil “Salma Sulama” dır. Suyun az olduğu yerlerde “Dar Çanak” (Tava Yöntemi) uygulanır.
Diğer sulama sistemleri ise “Yağmurlama” ve “Damlama” sulamadır. Damlama sulamada köklerin bulunduğu alanın bir kısmı sürekli nemli kalmaktadır.
 7.3. Gübreleme
Elma bahçelerine verilecek gübre miktarı toprak işleme usulüne, toprağın karakterine, ağacın büyüme gücüne, yaşına, alınan mahsul miktarına göre değişir. En iyisi verilecek gübre miktarı toprak ve yaprak analizleri ile tespit edilmelidir.
Elma bahçelerinde fidan dikilmeden evvel bir temel gübreleme yapılmalıdır. Dikimden sonrada bahçe her yıl gübrelenmelidir.
Elma bahçelerine ilkbaharda azotlu gübre verildiğinde meyve kalitesi iyileştiği gibi dökülmede azalır. Fakat verilen azotlu gübrenin elmalar olgunlaşmadan evvel tükenmiş olması arzu edilir.
Elma ağaçları lüzumlu fosforu kuvvetli kökleri ile topraktan almak iktidarındadır. Fosfor ağacın büyümesine ve mahsulün artmasına yarar. Pek az hareket eden bir eleman olması dolayısıyla fosforlu gübreleri köklerin bulunduğu sahaya vermek hususuna dikkat edilmelidir.
Elma ağaçlarında potas eksikliğinde evvela yapraklarda sararma başlar, sonra kahverengi olan yapraklar tamamıyla kuruyup ölür. Kurak senelerde potas eksikliği daha fazla zararlı olur. Potasyum ağaçların fotosentez, nişasta ve şeker yapmasında tesiri olan bir elemandır. Çiçek gözlerinin teşekkülünde rol oynadığı için dolayısıyla potasyum periyodisiteyi önler.
7.4.  Budama 
Elmalarda budama konusu çok önemlidir. Zira bir elma ağacının anaç ve çeşitinin kuvvetllik durumuna göre uygulanacak “terbiye sistemi” de değişiklik arz eder. Bu cümleden olarak elma bahçelerinde üç değişik terbiye sisteminden söz edilecektir.
7.4.1. Modifiye Lider (Değişik Doruk Dallı) Terbiye Sistemi
Bu terbiye sistemi “yarı bodur ve kuvvetli” karakterde ki anaçlara “kuvvetli gelişen standart çeşitler”  in aşılanması ile oluşturulmuş elma bahçelerinde uygulanır. Örneğin yarı bodur bir anaç olan MM 106 ile kuvvetli karakterde ki MM 111 veya çöğür üzerine aşılı Golden Delicious, Granny Smith, Starking Delicious veya Amasya gibi çeşitlerle kurulmuş elma bahçeleri gibi.
Modifiye Lider terbiye sisteminin tercih edilmesinin yegane sebebi, olumlu yönlerinin olımsuz yönlerinden daha fazla oluşudur. Bu sistemde erken başlanır ve bilgili çalışılırsa daha az budama yapılacağından ağaçlar daha erken meyveye yatarlar, az budama meyvelerin kuvvetli ana dallar üzerine dağıtılmasını sağlar ve böylece hereğe gerek kalmaz. İlaçlama, hasat kolay, güneşlenme ise mükemmel olur.
Genel manada budamayı 4 grupta toplayabiliriz;
1-       Dikim budaması
2-       Şekil budaması
3-       Mahsul (verim) budaması
4- Gençleştirme budaması
Dikim budaması
Elma bahçesi kurulurken bir yaşlı elma fdianları tercih edilmelidir. Dikim budamasında fidanın kök bölgesindeki yaralı kısımlar çıkarılır ve fazla uzun kısımlar kısaltılır, buna paralel olarak gövde topraktan itibaren 120 cm ‘den, eğer yan dal var ise bunlarda toprağa bakan bir-iki göz üzerinden kesilir.
Dikim budaması yapılmayan fidanların tutma şansı çok az olup, tutanlardan ise sıhhatli ve verimli bir ağaç elde edilemez.
Şekil budaması 
Fidanın taç kısmına ileride kazandırılacak şekle esas olmak üzere dallarında yapılan budamaya şekil budaması denir.
Elma bahçelerini kurmak için kullanılacak fidanlar dikimi müteakip o yılın sonundan itibaren şekil budamasına tabi tutulurlar. Elmalar için ilk 5 yılda modifiye lider sistemi teşekkül ettirilmiş olur. Fidanın taçlandırılmasında dikkat edilmesi gereken hususlar şunlardır: 
1- Dikimde kök boğazından 80-120 cm den kesilen fidanın ilk 5 yılında tepe (lider) dalına dokunulmaz.
 2- Toprak seviyesinden 40 cm yüksekliğe kadar ki gövde üzerinde bulunan sürgünler dipten çıkarılıp atılır.
3- Lider dal haricinde, ana gövde üzerinde birbiri üzerine gelmeyip, çepeçevre dağılmış 4 dal seçilir. Bunlar haricinde ki dallar dipten çıkarılır. Seçilen ana dallar arasındaki dikey mesafe 15-20 cm dir.
İkinci yıl, seçilen 4 çatı dalından (Lider hariç) o sene ki uzunluğun 1/3 ü kadar kısaltılır. Her çatı dal üzerinde ikinci derecede yan dallar seçilir ve bunlarda ağacın gelişmesine göre kısaltılırlar.
Üçüncü, dördüncü ve beşinci yıllarda aynı yöntem izlenir. Ağacın gelişmesine göre dallarda kesim yapılır.
Kısaca ikinci yıldan itibaren her ana dal tıpkı tek bir fidanmış gibi ele alınarak bunlar üzerinde ikinci ve ondan sonraki yıllarda da üçüncü, dördüncü sıradaki dallar teşkil edilir.
Mahsul (Verim) Budaması
Bahçe kurmanın nihai gayesi, şeklini verdiğimiz ağaçlardan meyve elde etmektir. Budamaya nasıl devam edelim ki, kaliteli, devamlı bir üretim sağlanabilsin. İşte konunun bu kısmını mahsul budaması teşkil eder. Mahsul budamasında dikkat edilecek hususlar şöyle sıralanabilir.
·         Ağaçlarda sıhhatli ve verimli meyve gözlerinin muhafaza etmek için mahsul budamasının her yıl yapılması gerekir
·         Ağaçlardaki yardımcı dalların gerek istikamet, gerekse büyüklük itibarı ile aralarında denge temin edilmelidir
·         Özellikle meyveye yeni yatmış genç bahçelerde yardımcı dalların ağır budanmasından kaçınılmalıdır. Yardımcı dallar üzerinde lateral dallar teşekkül edince, bunlardan birbiri ile rekabet edenler ve aynı istikamette büyüyenlerden seyreltme yapılır.
·         Lider daldan çıkan yan dalların ana yan dalları kapatacak ve onların hava ve güneş ışığına mani olacak şekilde büyüyüp gelişmelerine meydan verilmemelidir.
·         Yardımcı dalların bağlı oldukları ana dalla rekabet etmesine meydan verilmemelidir, böyle hallerde rekabet eden yardımcı dalın bir meyve dalı üzerinden kesilerek kısaltılması gerekir.
·         Her türlü kesimlerde, dalların çıplak kalmamalarına özellikle dikkat edilmelidir.
·         Dallardan çıkıp yukarı doğru dik büyüyen sürgün ve dallar dipten kesilir. Fakat yanlara ve dış tarafa doğru gelişenlerden sadece sıklık yapanlar kesilir veya kısaltılır.
·         Meyveler ağaçların genç dallarını teşekkül ettiği için, her yıl yeni sürgünlerin teşekkül etmesi teşvik edilmelidir. Budama yapan kişilerin meyve dallarını iyi tanımaları gerekir.
Gençleştirme Budaması
Bu meyve iriliği ve ekonomik manada üretimin temini için 30-35 yaşından sonraki ağaçlarda tatbik edilecek budamadır. Bu budama ile ağaçlarda yeniden kuvvetli sürgünler meydana getirilerek yeni bir taç teşkil edilir. Böylece ağaçta verim yeniden arttırılarak, meyve kalitesi de yükseltilmiş olur.
Gençleştirme budaması yapılırken, yine ilk olarak kurumuş, sıklaşmış ve birbirine binmiş olan dallar kesilir. Sonra, birbirine rakip büyüyen dallardan yeniden taç teşekkülü için bir tanesi bırakılır, diğeri kesilir. Dik büyüyen dallar yatık ana dallar üzerinden kesilerek taç alçaltılır.
Gençleştirme budaması çok şiddetli olduğundan budamanın 2-3 yılda tamamlanması ve de gübreleme, sulama, zirai mücadele gibi teknik işlerin titizlikle yerine getirilmesi gerekir.
Ayrıca çapı 5 cm’ den büyük olan yaralar için budama işlemlerinde mutlaka yara macunu kullanılmalıdır.
7.4.2.  Yarı Bodur (Spur Tipi) Elmalarda Budama ve Terbiye Sistemi
Amerika’da yapılan çalışmalarda yarı-bodur elmalara en uygun olarak doğal şekline benzediği için bir lider ve çok sayıda yan dallı çalımsı bir gelişme sağlayacak bir terbiye sistemi önerilmektedir.
Ülkemizde de yetiştiriciliği hızla artan Starkrimson Delicious ve Starkspur Golden Delicious gibi spur tipi elma çeşitlerine böyle bir terbiye şeklini verebilmek için budamalarda aşağıda belirtilen sırayı izlemek gerekmektedir;
·         Dikim budamasında tercihen kullanılan bir yaşlı fidanın tepesi topraktan 70-80cm’den kesilir
·         İlk yıl tepe dalına dokunulmaz, gövde üzerinde toprak yüzeyinden 15 cm’ye kadar ki sürgünler dipten çıkarılır. Seçilen dört çatı dallarının 1/3’ü kısaltılır. Lider dal kesilirken ağacın büyüklüğü dikkate alınır.
·         İkinci yıl kışın önceden seçilmiş olan 4 çatı dalı üzerinde dik gelişmiş olanlar o yıl ki uzunluğunun 1/3’ü kadar kısaltılırlar. Bu ana dallar üzerinde 2. derecede dallar seçilir ve yeterince kısaltılırlar.
·         Daha sonraki yıllar aynı yöntem izlenir. Ağacın güneş ışınlarından daha çok yararlanabilmesi için budamada ağaç Noel çamına benzeyecek şekilde yönlendirilmelidir.
·         İlk 3 yıl ağaçlardan meyve beklenilmemelidir. Bu süre içersinde açan çiçeklerin tümü koparılmalıdır. Böylece ağaçlara gelecekteki yüklü meyveyi taşıyacak kuvvetli çatı dallarını oluşturabilmesi için fırsat tanınmış olur.
·         Ağacın zayıflamasına neden olacağı için dalları eğme ve bükmeden kesinlikle kaçınmak gerekmektedir.
7.4.3.   Çok Bodur (Sık Dikim) Elma Bahçelerinde Uygulanan “İNCE İĞ” Terbiye Şekli
Çok bodur bir anaç olan M9 üzerine aşılı Golden Delicious, Starking Delicious ve Amasya gibi kuvvetli gelişen standart çeşitlerle sık dikim bahçeleri kurulduğunda uygulanacak yegane terbiye sistemi “İnce İğ’ dir. Bu sistemde ağaçlarda alçaktan oluşturulmuş küçük bir çatı ve Lider daldan çıkmış küçük meyve dalcıkları bulunur ve de ağaçlar ömürleri boyunca desteğe ihtiyaç duyarlar.
Bu terbiye şeklinin tatbikinde aşağıda ki sıranın izlenmesi gerekir;
·         Her zaman olduğu gibi tercihen 1 yaşlı fidanların kullanıldığı bu terbiye sisteminde dikim budaması esnasında fidanların tepesi topraktan itibaren ortalama 80 cm’ den kesilir
·         İlk yıl sonunda ağaç dengeli ve yeterli bir gelişme göstermiş ise sadece lider dalın uzantısının çıkarılması yeterlidir.
·         Ana gövde üzerinde topraktan itibaren 40 cm’ ye kadar olan dallar dipten çıkarılır.
·         Yan dalların tamamı geniş açı yapacak şekilde iple ağırlık bağlamak sureti ile eğilirler.
·         Yan dallarda katiyen uç alma yapılmaz
Şekil 4. M9 anacına aşılı iki yaşlı bir Golden Delicious ağacının birinci gelişme mevsimi sonundaki görünümü. a) Budamadan önce b) Budamadan sonra
·         İkinci gelişme yılı sonunda lider dalın uzantısı, bununla rekabet edebilecek olan dalla değişir.
·         Yan dallarda kesinlikle uç alma ve dipten çıkarma yapılmaz. Dik giden dal var ise dipten çıkarılır.
·         İkinci yıl ağaçlarda çiçek ve meyveler görülmeye başlar.
·         Üçüncü gelişme yılı sonunda yine lider dalın uzantısı değiştirilir.
·         Ağaçta zayıf bir gelişme var ise yıllık sürgünlerden uç almak gerekir.
·         Yan dallarda uç kesimi yapılmamalıdır.
·         Eğilebilecek durumdaki dallar eğilmeli, aksi halde dipten çıkarılmalıdır.
·         4. ve daha sonraki yıllarda ağaç yüksekliği 2.5 metreyi geçmiş ise her yıl bir veya daha yaşlı dallarda kısaltma yapılmalıdır. Buna paralel olarak sıra arası ve sıra üzeri yönünde giden dallarda da kısaltmalar yapılmalıdır.
·         Gelişmenin çok kuvvetli olduğu yıllarda gelişmeyi zayıflatmak için ağacın tepe kısımlarında yaz budaması da yapılır.
Şekil 5. M9 anacına aşılı dört yaşlı bir Golden Delicious ağacının üçüncü gelişme mevsimi sonundaki durumu. a) Budamadan önce b) Budamadan sonra
7.5. Meyve Seyreltme
Elma ağaçlarında ki meyve tutumu genellikle arzu edilenden fazladır. Ağaçlar fazla meyve besleyemez, dolayısıyla kalite düşer. Bu sebeple mevcut meyvenin bir kısmının ağaçtan koparılması gerekir. Elmalarda açan çiçeklerin % 9’ unun meyve halinde elde edilmesi normal bir mahsul için yeterli görülmektedir.
Meyve seyreltmesi; budama, çiçeklerin bir kısmını veya meyvenin bir kısmını yok etme şeklinde uygulanır.
Seyreltme iki şekilde yapılır.
7.5.1. El ile Seyreltme
Bu işlem meyvelerin el ile koparılıp, atılmasından ibarettir. Bunda çiçek hüzmelerinde bir meyve bırakılır. Esas dallar üzerinde her 15-20 cm’ de bir meyve bulunacak şekilde meyveler seyreltilir.
El ile seyreltme Haziran dökümlerinden sonra yapılır.
7.5.2. Kimyasal Maddeler İle Seyreltme
Bu kimyasal maddeler çiçek zamanı ve çiçeklenmeden sonraki genç meyve devresinde ağaçlara uygulanır. Bu amaçla Dinitro bileşikleri, kreozot yağı, bitkisel hormonlar bilhassa NAA (Naftalin Asatik Asit) ve bunun tuzları denenmiştir.
7.6. Herekleme
Elmalarda hasat zamanına doğru meyve ağırlığında % 30-40 oranında artışlar olur. Bu ağırlıktan dolayı seyreltme ve budama yapılmayan ağaçlarda dalların aşağıya doğru eğilmesine ve hatta bazı dalların kırılmasına sebep olur. Bunu önlemek için dalların altına kalın dallardan yapılmış herekler konur.
Herekleme bir masraf gerektirir ve bahçede hareketi güçleştirir. En doğru yol doğru bir terbiye sistemi ile budamanın yapılmasıdır.
7.7. Hastalık-Zararlılar ve İlaçlama
Zirai Mücadele problemleri bakımından elma yetiştiricileri, meyve yetiştiricileri arasında belki de en şanssız olanlardır. Çünkü elmacılığın o kadar meseleleri vardır ki yetiştiriciler devamlı dikkatli olmak zorundadırlar, en küçük bir ihmal bütün emeği boşa çıkarabilir.
Elma yetiştiricisi ciddi bir ilaçlama programı uygulamak zorundadır. İlaçlama zamanının kaçırılması veya zamanında yapılmasına rağmen yanlış bir ilacın kullanılması telafisi mümkün olmayan tahribat ile sonuçlanabilir.
Elma ağaçlarının çeşitli kısımlarına arız olan bir çok hastalık ve zararlı vardır.
7.7.1. Elma Bahçelerinde Kış Mücadelesi
Elma zararlılarının pek çoğu kış mevsimini ağaçlar üzerinde yumurta halinde geçirirler. (Kırmızı örümcekler, yaprak bitleri, armut yaprak uyuzu, sanjose kabuklu biti, tomurcuk tırtılları, meyve kabuğunu kemiren tırtıllar, elma ağ kurdu, yaprak büken, koşniller... vs.) Kış mücadelesinin genel gayesi, bunları imha ederek, erken ilkbahardan itibaren bunların bahçede büyük sorun olmasını önlemektir.
Mücadeleye başlamadan önce bahçede yapılacak genel bir temizlik mücadelede başarı oranını yükseltir. Bu amaçla bulaşık olan tarlada derin budama yapılmalı, kuruyan dallar kesilip, budama artıkları toplanıp yakılmalıdır. Bahçe kenarında ki konukçu bitkiler yok edilmeli veya ilaçlanmalıdır.
İlaçlama, ağaçlar durgun olduğu devrede, tomurcukların patlamasından takriben iki hafta önce yapılır. İlaçlama günü havanın güneşli ve sakin olması yanında, ilaçlamayı müteakip don olmaması gerekir. Bunun için ilaçlamaya karar vermeden önce hava raporlarını iyi takip etmek, eğer mümkün ise en yakın meteoroloji istasyonundan bilgi almak gerekir. İlaçlamada yüksek tazyikli pülverizatörlerin kullanılması gerekli olup, ağaçlarda en küçük bir ilaçsız kısmın kalmamasına dikkat edilmelidir.
İlaçlama maliyeti yüksek olduğundan zorunlu haller dışında kış mücadelesi ekonomik olmaz. Kış mücadelesinin 3-4 yılda bir yapılması tavsiye edilmektedir.
Mücadelede gerekli emniyet tedbirleri alınmalı, ilaçlamada kullanılan aletler, amonyaklı yada deterjanlı su ile yıkandıktan sonra diğer mücadelelerde kullanılmalıdır.
7.7.2. Önemli Elma Hastalıkları :
Karaleke (Venturia İnaegualis (Cke) Wint ):
Serin ve nemli bölgelerde elmanın en tahripkar hastalıklarından biri, belki de birincisi karalekedir.
Karaleke hastalığının emareleri bütün elma üreticileri tarafından yakinen bilinir. Genellikle yaprakların üstünde zeytin yeşili, yağ lekesi biçiminde başlar, hastalık ilerledikçe siyahımsı ve kadifemsi bir görünüş kazanır. Meyveler üzerinde de aynı görünüş olur. Hastalığın şiddetli olduğu yıllarda meyvelerde % 60 a varan zarar yaparak onların Pazar değerini düşürür veya yok eder.
Elma çeşitlerinin bu hastalığa karşı dirençleri bölgelere ve yıllara göre değişiklik arz eder.
Mücadelesi:
I- Sonbaharda yere düşen hastalıklı yapraklar müteakip yılın hastalık kaynağı olduğundan, toplanıp imha edilmelidirler.
II- Bilinçli bir ilaçlı mücadele için zirai mücadele uzmanlarının uyarılarının anında dikkate alınması gerekir. Bu imkan yoksa çiftçi şartlarında şöyle davranılmalıdır;
1. İlaçlama; yaprakların fare kulağı büyüklüğüne ulaştığı dönemde,
2. İlaçlama; pembe çiçek tomurcuğu döneminde yani çiçek gözlerinin kırmızı uçları görüldüğünde,
3. İlaçlama; çiçek taç yapraklarının % 70-80 inin döküldüğü devrede,
4. İlaçlama; meyvelerin fındık büyüklüğüne ulaştığı dönem,
5. ve diğer ilaçlamalar ise ekolojik şartlar hastalığın ilerlemesi için uygun giderse 10-12 şer gün ara ile havaların kurak, nemin azaldığı döneme kadar devam eder.
1.2. ilaçlamada % 1’lik bordo bulamacı veya % 50 hazır bakırlı preparatlar, 3. Ve diğer ilaçlamalarda ise yağış durumuna göre organik, sistemik veya yarı sistemik fungusitlerden birisi kullanılmalıdır.
Tahmin uyarı projesini uygulama alanına giren bahçe sahiplerinin Bitki Koruma Şube Müdürlüğü’nün uyarıları doğrultusunda mücadele yapmaları gerekir.
Elma Küllemesi (Podosphaera leucotricha Ell. et. Ev. Salm.) :
Standart çeşitlerimizden Golden Delicious küllemeye hassastır. Hastalık, ağaçların genç sürgünlerdeki yapraklarda beyaz un gibi bir tabakanın görülmesiyle kendini gösterir.
Mücadelesi:
Elma’da küllemeye yakalanmış kısımların tedavi edilmesi zordur. İlaçlamanın gayesi, ağacın diğer dal ve sürgünlerinin hastalığa yakalanmasını önlemektir. Geç kalındığında, hastalıklı kısımların kesilip yakılması, müteakiben ilaçlama yapılması tavsiye edilir.
İlaçlama zamanı ve şekli;
1. İlaçlama: Pembe çiçek tomurcuğu devresinde,
2. İlaçlama: Çiçek taç yapraklarının % 60-70 inin döküldüğü bir devrede,
3. Ve müteakip ilaçlamalar: 2. İlaçlamadan sonra Mayıs ayı sonuna kadar birer hafta; müteakiben Haziran’ın 3. Haftasının sonuna kadar ise 10’ ar gün aralarla yapılmalıdır.
Küllemenin klasik ilacı kükürttür. Buna ilaveten uzmanlarca belirtilen diğer fungusitler kullanılmalıdır.
Mücadelede ayrıca toprak bakımı, gübreleme bilhassa potas çok önemlidir.
Diğer elma hastalıklarından bazıları ise şunlardır:
- Monilya veya Mumyalaşma (Monilinia fructigena (Pers ) sacc.)
- Boğaz Çürümesi (Phytophtora cactorum)
7.7.3. Önemli Elma Zararlıları
Elma İç Kurdu (Cydia pomonella L.) :
Elma yetiştiricilerinin zararından en çok korktuğu problemlerden biride elma iç kurdudur.
Zararlı aslında küçük bir kelebek olup, sebep olduğu meyve dökümü, bu zararlının bıraktığı yumurtalardan çıkan larvaların (tırtılların) meyve içine girmeleri sonucu vuku bulur. Büyümüş meyvelerde dökülme nispeten azdır. Meyve üzerinde iç kurdunun açtığı bir delik ve etrafında pislikleri görülür. Meyve kesildiğinde, meyve içinde çekirdeğe kadar uzanan bir yeme yolu ve pislikler vardır. Ekseriye meyve içinde beyazdan et kırmızısına kadar renkte ve başı kahverengi olan kurt (larva) bulunur.
Kurtlu olan bu elmaların ekonomik değeri yoktur.
Mücadelesi:
En iyi ilaçlama zamanı ilk kelebek çıkışı tespit edildikten takriben iki hafta sonra veya çiçekten 4-5 hafta sonradır. Pratik olarak mücadele zamanı, çiçek taç yapraklarının dökümünden sonra, meyvelerin fındık büyüklüğünü aldığında başlar ve ilaçlama 15-20 gün ara ile hasada 25-30 gün kalana kadar tekrarlanır.
İlaçlamada tavsiye olunan bir insektisit (zehir) kullanılır.
Tokat yöresinde, iç kurduna karşı yapılan tahmin ve uyarı çalışmalarına göre zararlıya karşı 3 ilaçlama yeterli olmaktadır. Elma iç kurdu mücadelesinde esas, yumurtadan çıkan larvaları meyve içine girmeden öldürmektir. Zararlı Tokat’ta 2 döl vermekte, 1. Döle karşı 20 gün ara ile 2 ilaçlama, 2. Döle karşıda 1 ilaçlama yeterli olmaktadır.
Elma Ağ Kurdu (Yponomeuta malinellus Zell.):
İlkbaharda (Nisan sonu Haziran’ ın ilk yarısına kadar) büyük, sık veya ekseriya birkaç yaprağı kaplayan, üzerinde tırtıllar bulunan ağlar görülür. İleri durumlarda iskeleti kalmış yapraklar görmek mümkündür. Kuvvetli bir tırtıl akımıyla bütün ağaçların ipek gibi parlayan ağlarla kaplandığına rastlanır. Oldukça obur olan tırtıllar, kısa bir zaman zarfında ağacın yapraklarını yiyerek onu kel haline getirirler.
Mücadelesi:
Fare kulağı devresinde dikkatli ve tazyikli püskürtme ile yeni çıkmış tırtıllar ölür. Ancak eğer ağlar meydana gelmişse, ilacı çok tazyikle püskürtmelidir ki ağlar delinip, ilaç ağın içine girebilsin.
Elma Pamuklu Biti (Eriosoma lanigerum (Hausm.) :
Yeni sürgün, dal ve gövdelerde beyaza benzer yumak şeklinde görünüşleriyle ortaya çıkarlar. Bu pamuklu beyaz tabakanın altında koyu kırmızı renkte çok sayıda pamuklu bit vardır. Parmakla basılırsa içerden kırmızı bir su çıkar. Pamuklu bit emerek zarar yapar. Emgi yerlerinde kansere benzer şişlikler, yara ve urlar meydana getirirler. Sonuçta ağaçlar zayıf düşüp, kuruyabilirler.
Mücadelesi:
Mayıs ayından itibaren yapılan kontrollerle elma pamuklu biti kolonileri oluşmaya ve bu koloniler % 10 oranında sürgünde tespit edilince mücadele yapılır. Yeni bulaşmalar söz konusu ise 15 gün sonra 2. bir ilaçlama yapılır.
Kırmızı Örümcekler :
Elma yetiştiricilerinin çok yakınen tanıdığı, buna rağmen mücadelesinde genellikle geç kaldıkları zararlılardan biriside kırmızı örümceklerdir.
Bunların pek çok türleri vardır. Kırmızı örümceklerin beslenmeleri sonucu yapraklardaki klorofilin en az % 35 i kaybolur ve yapraklar kahverengi bronz veya sarıya döner. Ağaçta fotosentez, su dengesi ve besin maddesinin kaybolması sonucu, ağaç zayıflar. Daha ileri safhada yapraklar dökülür, ağaç adeta çıplaklaşır ve sürgün gelişmesi durur.
Mücadelesi:
Yapraklar ilkbahardan itibaren lüp ile kontrol edilerek, yaprak başına ortalama ikiden fazla kırmızı örümcek görülünce çiçek taç yapraklarının tamamen dökülmesinden sonra ilaçlamaya başlanır. 15 gün sonra 2. ilaçlama yoğun olursa 3. ilaçlama yapılır.
Genellikle Temmuz veya Ağustos’ta kırmızı örümceğin farkına varılmasından dolayı (yaprak renginin değişiminden) geç kalınmıştır ve ilacın etkisi % 99 olsa bile sağ kalanların adedi her ağaçta yekün teşkil ettiği için kısa zamanda ilaçlamayı gerektirecek kadar çoğalı verirler.
Diğer Bazı Elma Zararlıları
-          Yaprak bitleri (Aphis spp)
-     Elma göz kurdu (Anthonomus pomorum)
-     İlkbahar elma yaprak emicisi (piresi) (psylla mali)
-      San-Jose kabuklu biti (Quadraspidiotus perniciosus)
-      Kabuklu bitler
-      Koşniller
-      Elma gövde kurdu (Synanthedon myopaeformis)
-      Yaprak galeri güveleri (Lyonetia clerkella, Stigmella malella Stt.)
-      Yaprak bükenler (Archips rosana)
-      Elma testereli arısı (Hoplocampa testudinea)
7.8. Elmalarda İz Elementleri Noksanlığı
7.8.1. Elmalarda Demir Noksanlığı
Eksikliği halinde ortaya çıkan belirtiye kloroz yada sarılık denir. Araz kendisini daha çok kireçli ve besin bakımından zayıf topraklarda gösterir. Bilhassa yağışlı mevsimlerde araz şiddetlenmektedir.
Kloroz’un demir noksanlığından ileri geldiği durumlarda yaprak damarları yeşil, buna mukabil damarlar arası doku sarıdır. Belirti genç yapraklarda başlar, yaşlı yapraklara doğru ilerler. Böyle yaprakların kenarlarında zamanla kırmızımtırak veya kahverengi kurumalar oluşur. Fotosentezin aksaması nedeni ile gelişme yavaşlar, verim düşer ve neticede ağaç ölebilir.
Kloroz, bitki bünyesine alınan ihtiyaç fazlası kirecin, bitki bünyesinde bulunan serbest demirin tutmasından ileri gelir. Klorofil teşekkülünde katalizatör olarak görev yapan demir, kireç tarafından tutulduğu hallerde bu görevi yapamaz.
Demirin tutulması sadece bitki bünyesinde olmaz. Aşırı kireçli topraklarda Demir II bileşikleri. Demir III bileşiklerine dönüşerek toprağa bağlanır ve bitki tarafından alınamaz.
Elma çeşitlerinden Amasya, kloroza çok hassas, Starking Delicious ve Golden Delicious ise orta derecede hassastırlar.
Demir eksikliğinin tedavisi karaboya (demir sülfat), seguestrene 138 Fe ve Fetrilion gibi ilaçlardan birisi ile yapılır. Bu ilaçların toprağa tatbiki, yaprak tatbikinden daha iyi netice vermektedir.
Demir eksikliğini gidermek için uygulanacak yöntemler şunlardır;
Toprak İlaçlaması :
Ağaçlarda ilk emareler görüldüğünde, ağacın enlemesine en uç dallarının iz düşümü alınır, bir daire çizilir. Daire içindeki toprak 4 parmak kalınlığında kazılır ve toprak çevrede toplanır. Ağaç başına tavsiye edilen ilaç bu alana kuru olarak serpilir veya 1-4 teneke su içinde eritilerek süzgeçli kova ile her alanı ıslayacak şekilde verilir. Üzeri ise kenara itilen toprakla örtülür. 10-15 gün ara ile 3 defa sulanır. Toprak ilaçlamasında seguestrene138 Fe, kara boya (FeSO4) gibi ilaçlar kullanılır.
Gövdeye Enjeksiyon:
Çiçekten 15 gün sonra yapılır. Burgu ile delik açılır, içine preparat doldurulur, üzeri macunla kapatılır.
7.8.2. Elmalarda Çinko Noksanlığı
Eksikliği halinde ortaya çıkan belirtiye, yaprakların durumundan dolayı rozet denilir. Noksanlığı, özellikle sürgünlerde ki küçük yapraklarla dikkati çeker. Memleketimiz elma sahalarında oldukça yaygındır. Tedavisi için çinko sülfat veya piyasada hazır satılan zinkom ve zinok gibi ilaçlar kullanılabilir.
Diğer iz elementlerden mağnezyum, bor, mangan, bakır, molibden... vs. gibi iz elementlerde vardır. Ancak bunların eksikliği memleketimizde çok yaygın değildir.
7.9. Meyve Hasadı (Derim)
Elma meyve olarak ince kabuklu, çok nazik bir meyvedir. Meyveler hasat edilirken avuç içine alınmamalı, parmakla sıkılmamalıdır. Meyveleri toplama kovalarına koyarken ve boşaltırken çok dikkatli olmalıdır. Sebep olunacak küçük bir yara veya ezik depo çürüklüğüne sebep olan mantarlar için giriş kapısıdır.
Hasatta diğer bir noktada hasat zamanının doğru olarak tayinidir. Elma meyveleri ağaç olumunda hasat edilir. Meyveler yeme olumuna soğuk hava depolarında belirli süre tutulunca ulaşırlar.
Yazlık elmalar ağaç ve yeme olumuna ağaç üzerinde iken ulaşırlar. Bu sebeple yazlık çeşitler yeme olumunda hasat edilmelidir.
Elma ağaçlarında hasat iki veya üç defa yapılır. İlk hasatta daha ziyade ağacın dış veya alt kısmındaki meyveler koparılır. Sonra ise iç kısımlardaki yarı ve üst dallardakiler toplanır.
7.10. Seçme, Boylama ve Ambalaj:
Hasat edilen elmalar, kasalar içersinde ambalaj evlerine getirilir, burada sağlamlık, şekil, renk ve kalitelerine göre bir seçmeye tabi tutulur. Sonra meyveler iriliklerine göre boylara ayrılır ve daha sonrada ambalaj kaplarına konulur.
Bu işler küçük işletmelerde el ile yapılır. Büyük işletmelerde ise makinelerle yapılır. Bu şekil daha çabuk ve daha ucuza mal olur.
Elmalarda kalite sınıflarına ayırma ve boylama Türk Standartlarına göre yapılır. Buna göre sofralık elmalar ekstra, birinci sınıf ve ikinci sınıf olmak üzere üç kalite sınıfına ayrılır.
Kalite sınıflarının hiç birinden kurtlu ve çürük meyveler bulunmaz, ancak ikinci sınıfta %2 ‘i geçmemek şartı ile kurtlu ve çürük meyvelere tolerans tanınmıştır.
İster hemen pazara sevk edilecek olsunlar ister saklamaya alınsınlar elmaları boylamadan sonra hemen ambalajlamak en iyisidir. Ambalaja meyvelerin kağıtlanmasıyla başlanır. Kağıtlara sarılan elmalar sandıklar içersine yanları üzerine gelecek şekilde ve diyagonal olarak yerleştirilir.
7.11.   Depolama
Hasat edilen elmalar pazara sevk edilinceye kadar depolarda muhafaza edilirler. Bu depolar adi depolar, soğuk hava depoları veya değişik atmosferli soğuk hava depoları olabilir.
Elmaların depoda kalma müddeti, meyvenin depolama zamanı, ağacın beslenme durumu, mevsim ve çeşide göre değişir.
Bir çok elma çeşidi –1 ile 0°C de ve %85-90 nisbi nemde uzun süre saklanabilir. Ticari depolardaki sıcaklık 0-2°C dir. Elmalar –2°C donarlar.
Golden ve Starking ise en uygun 0°C de ve % 90 nisbi nemde, Granny Smith ise +3°C saklanmalıdır.
Tam zamanında yapılan hasat ve uygun depolama şartlarının sağlanmasıyla Golden Delicious ve Starspur Golden Delicious çeşitleri 5 ay, Starking Delicious ve Starkrimson Delicious çeşitleri 7 ay, Granny Smith çeşidi ise 9 ay süre ile depoda saklanabilir.
Depolama sırasında elmalarda bazı fizyolojik bozukluklar ve hastalıklar meydana gelebilir.
Fizyolojik Bozukluklar Şunlardır:
1. Donma
2. Düşük sıcaklık zararları (Et kararması)
3. Ambar yanığı (Kabuk yanığı )
4. Acı benek ve lentisel beneği
5. İç sulanması (camsı görünüş)
6. Yaşlanma Bozukluğu (Unlaşma, kepekleşme)
Hastalıklar ise Şunlardır:
1. Mavi ve Yeşil çürüklük
1. Kahvarengi çürüklük
2. Acı çürüklük
3. Kurşuni Küf (Gri küf)
4. Karaleke
5. Siyah çürüklük
6. Pembe küf
Normalden geç hasat edilen meyvelerde kısa sürede olgunlaşma görülür. Starking Delicious’ta kepekleşme olur.
Erken hasatta ise su kaybı fazla olur ve meyvelerin yeme kalitesi düşer. Golden Delicious ve Starkspur Golden Delicious’ta kabuk yapısından dolayı su kaybı olur ve buruşma meydana gelir. Yine erken hasatta Starkrimson Deliciousta kabuk rengi bozulur ve meyvenin pazar değeri düşer.
 
 
 
 
 
 
MISIR
Mısır bitkisinin ortaya konmuş yabani formu bulunmadığından orijini henüz tam olarak saptanamamıştır. Mısırın orijini konusunda çeşitli teoriler ileri sürülmekle birlikte bu teorilerin hiç biri tam olarak kabul görmemiştir.
Günümüzde üretimi yapılan hibrit çeşitler ilk olarak Amerika’da yapılan ıslah çalışmaları sonucunda elde edilmiş ve 1800’lü yıllarda Avrupa’ya, Güney Amerika’ya , Afrika’ya ve Avustralya’ya götürülmüştür.
Ülkemizde 1984 yılında tohumluk üretiminde özel sektör kuruluşlarının faaliyetine izin verilmesi ve 1987 yılında tohumluk dağıtımında devlet tekelinin kaldırılması ile tohumculuk teknolojisinde hızlı bir gelişme gözlenmiştir. Günümüzde yerli ve yabancı çok sayıdaki firma tarafından yüzlerce hibrit mısır çeşidi üretilerek piyasaya sunulmaktadır. Çeşit sayısının çokluğu mısır üreticilerine seçim zorluğu yaratmaktadır. Farklı bölgelerdeki tüm üreticiler için en uygun olarak tanımlanabilecek tek bir çeşit söz konusu olamaz. Her üretici kendi koşullarına uyan en iyi çeşidi seçmek durumundadır. Çeşit seçiminde olgunlaşma süresi, koçan özelliği, yatmaya hastalık ve zararlılara, soğuk ve sıcağa dayanıklılık, ekim sıklığına tepki ve verim gibi faktörler dikkate alınmalıdır.
Mısır çeşitleri, her biri içinde farklı tipleri içeren, yedi grup (çeşitler grubu ) altında toplanırlar. Bunlar aşağıda gösterilmiştir.
BOTANİK ADI                         İNGİLİZCE ADI        TÜRKÇE   ADI
Zea mays indentata Sturt.       dent corn                 At dişi mısır
Zea mays indurata Sturt.          flint corn                  Sert mısır
Zea mays amylaceae Sturt.      flour corn                 Unlu mısır
Zea mys sacharata Sturt.         sweet corn               Şeker mısır
Zea mays everta Sturt.             pop corn                  Patlak (cin) mısır
Zea mays ceratina Kulesch      waxy corn               Mumlu mısır
Zea mays tunicata Sturt            Pop corn                 Kavuzlu mısır    
Toprak İstekleri
Mısır tarımı için en uygun toprak tipi, su tutma kapasitesi, besin maddesi depolaması, işlenme kolaylığı, iyi drenaj ve havalanma özelliği dolayısıyla siltli-killi topraklardır. Bunun yanında sahip olduğu dezavantajları en aza indirmek, avantajları iyi değerlendirmek ve gerekli iyileştirme uygulamalarını yapmak koşuluyla diğer toprak tiplerinde de mısır tarımı yapılabiliri.
İklim İstekleri
Mısır ılıman ve tropik bölgelerde tarımı yapılan bir bitkidir. Farklı iklim koşullarına adapte olmuş ticari üretimi yapılan pek çok mısır tipleri mevcuttur. Mısırın yayılma alanı Kuzey yarım kürede, Kanada’da 58o kuzey enlemlerinden, Güney Afrika’da 35-40o güney enlemlerine kadar uzanır. Diğer yandan deniz seviyesinden daha alçak yerlerde ve dört bin metre yüksekliklere kadar olan yerlerde mısır tarımı yapılabilmektedir.
Mısır bitkisinin en iyi geliştiği bölgeler en az 120 donsuz güne ve ortalama 2100-2200 Günlük Gelişme Derecesine sahip yörelerdir. Suyun bol ve sıcaklığın ılıman olduğu orman-mer’a iklimlerinde en yüksek verim düzeylerine ulaşılır.
Mısır bitkisi 10-11 oC ‘de çimlenmeye başlayabilir. Toprak sıcaklığı 5-10 cm derinlikte 15 oC’ye ulaştığı zaman çimlenme hızlanır. Mısır bir sıcak iklim bitkisi olmasına rağmen aşırı sıcaklık isteyen bitki değildir. 38 oC’nin üzerinde bir kaç gün devam eden sıcaklıklar bitkiye zarar verir. Mısır bitkisinin sıcak gecelerde iyi geliştiği sanılmakla birlikte, sıcak ve rutubetli gecelerde iyi bir gelişme görülmez. Genel olarak mısır için en uygun koşulların soğuk geceler, güneşli günler ve orta sıcaklık olduğu söylenebilir. Sık sık bulutlu havaların oluşması ve düşük ışıktan dolayı fotosentezin azalması nedeniyle tropik iklimde mısır verimi subtropik iklimdekine göre daha düşük gerçekleşir. Bitkinin gelişmesi için optimum ve minimum bağıl nem değerleri sıcaklık ve alınabilen su miktarına bağlı olmakla birlikte genel olarak %50 ve altına inen bağıl nem koşullarında bitki olumsuz etkilenir. Özellikle tozlanma döneminde ortaya çıkan düşük hava nemi tane bağlamayı aksatır ve su kayıplarını arttırır. Ülkemizin iklim verileri dikkate alındığında düşük sıcaklık, yüksek sıcaklık ve düşük bağıl nem koşullarının hakim olduğu yöreler dışında kalan bölgelerde uygun çeşit ve sulamayla rahatlıkla mısır üretimi yapılabilir.
Toprak Hazırlığı
Mısır tarımında toprak işleme tohum yatağının hazırlanması, yabancı ot kontrolü, bitki gelişimini kolaylaştırcak toprak koşullarının sağlanması, anızın parçalanması ve topraktaki suyun düzenlenmesi amaçları için yapılır. Torağın gereginden fazla işlenmesi bir fayda sağlamadığı gibi, ekonemik ve fiziksel zararlara yol açabilir.
Mısır tarımında toprak işleme uygulamaları ilk sürüm ve ikileme işlemleri olarak sıralanabilir. İlk sürüm, çim yatağını parçalamak, anızı toprağa karıştırmak, yabancı otları yok etmek ve pulluk tabanını kırmak için yapılır. İlk sürümde genellikle dipkazan, kulaklı pulluk, çizel pulluk ve diskli pulluk gibi aletler kullanılır. İkileme, pullukla sürümden sonra tohum ekimine kadar yapılan tüm toprak işlemlerini kapsar. İkileme tohum yatağını bastırmak, gevşetmek veya inceltmek, bitki kalıntılarını kesmek ve yabancı otları yok etmek gibi amaçlar için yapılır. İkileme işleminde freze, goble, diskaro, yaylı kültivatör, tarla kültivatörü, dişli tırmık, tapan ve merdane gibi aletler kullanılır.
Dünya’da mısır tarımında başlıca 3 toprak işleme metodu kullanılır. Bunlar klasik toprak işleme, azaltılmış toprak işleme ve sıfır toprak işleme (toprak işlemeden ekim) metodlarıdır. Her motodun diğerlerine göre bazı avantaj ve dezavantajları bulunmaktadır.
Ekim 
Mısır ekiminde önemli konular ekim zamanı, ekim derinliği ve ekim sıklığıdır. Ekim Zamanı : Genel olarak ekim zamanı yetiştiricilik yapılacak yörenin yükseltisine göre değişmektedir. Ülkemizde alçak yörelerde (örneğin Çukurova) en uygun ekim zamanı Nisan ayı başlarıdır. Orta va Doğu Anadolu gibi yüksek bölgelerde ise daha geç tarihlerdeki ekim genellikle iyi sonuç verir. Erken ekimin verim arttırıcı etkisi bulunmakla birlikte, erken ekim yaparken bazı önlemlerinde birlikte uygulanması gereklidir. Aksi taktirde erken ekim fayda yerine zarar getirebilir.
Ekim Derinliği: Mısırda ekim derinliği iklim ve toprak koşullarına göre değişir. Mısır genellikle 2 ile 7,5 cm derinliğe ekilir. Toprak yüzeyinin kuru ve sıcak olması durumunda ekim derinliği arttırılabilir. Örneğin kuru topraklarda, tohumu daha nemli bir ortama bırakmak için killi topraklarda 7,5-8,5 cm, siltli topraklarda 10-11,5 cm ve kumlu topraklarda 12,5 cm derinliğe ekim yapılabilir. Toprak rutubeti ve sıcaklığının yeterli olduğu topraklarda ve uygun ekim zamanında ideal ekim derinliği 5 cm’dir.
Ekim Sıklığı: En uygun ekim sıklığı kullanılan çeşide, ekim zamanına, yetiştirme amacına, yükseltiye, iklime, sulama miktarına ve toprağın durumuna göre değişir. Sık dikim koçan bağlamayan bitki sayısını ve yatmayı arttırır, tane/sap oranını düşürebilir. Ayrıca sık dikim yapılan tarlada bitkinin su ve gübre gereksinimi artar. Çok seyrek ekim ise birim alandan alınan ürün miktarının azalmasına neden olur.
Mısır ekiminde serpme, ocak usulü ve sıraya ekim yöntemleri kullanılır. Serpme ekim yöntemi genellikle dağlık kesimlerde ve küçük arazilere uygulanır ve dekara 10-11 kg gibi çok yüksek miktarda tohumluk kullanılır. Ocak usulü ekimde çıkış daha düzenli olur. Sıraya ekim ise elle veya ekim makinaları ile yapılabilir. En uygun ekim yöntemi ekim makinaları ike sıraya yapılan ekimdir.
Bakım
Mısır bitkisinde sulama, gübreleme, hastalık ve zararlılarla mücadele dışında önemli diğer bir bakım işlemi yabaincı ot kontrolüdür. Mısır bitkisinde ilk 3-5 hafta yabancı ot kontrolu bakımından kritik bir dönemdir. Araştırma sonuçları boyu 15-20 cm’e ulaşan yabancı otların mısır verimini olumsuz etkilediğini ortaya koymaktadır.
Yabancı ot kontrolünde temel prensip, yabancı otun çıkışını engellemek veya çıkış sırasında kontrol ederek bitkiye vereceği zararı en aza indirmektir. Kültürel mücadele ve kimyasal herbisitle mücadele yabancı ot kontrolünde uygulanan temel metotlardır.
Kültürel mücadele, uygun ekim nöbeti, toprak işleme, ekim metodu ve bunlarla birlikte herbisit kullanımı ile yapılır. Kimyasal mücadele ise, yabancı ot tohumlarının çimlenmesini engelleyen, kontakt etkiyle yabancı otları öldüren veya fizyolojik olarak hormon sistemini bozarak gelişmesini durduran çok farklı yapıdaki herbisitlerin kullanılmalarıyla yapılır. Yabancı ot türlerinin hepsini kontrol edebilecek tek bir herbisit bulunmamaktadır. Bu nedenle farklı herbisitler kombine edilerek karışım halinde veya ayrı ayrı ve farklı zamanlarda uygulanabilirler.
Mısır tarımında başarılı bir yabancı ot kontrolü ancak erken (ekimden önce) bir planlamayla mümkün olur. Bu amaçla tarlanın yabancı ot haritası oluşturularak tarlanın hangi bölümlerinde, hangi yabancı ot türlerinin mevcut olduğu belirlenir.
Sulama
Mısır bitkisi yılın en sıcak döneminde yetişen bir bitki olduğundan su tüketimi fazladır. Ancak bunun yanında mısır tarla bitkileri arasında suyu en etkili kullanan, yani birim su ile en fazla kuru madde üreten bir bitkidir.
Mısır bitkisi için faydalı su, yetişme döneminde yağan yağış miktarından toplam evaporasyon, yüzey akışı ve sızan su miktarı çıktıktan sonra kalan su miktarıdır. Ülkemizin Doğu Karadeniz gibi istisna bölgeleri dışında mısır yetiştirilen bölgelerinde bitkinin gelişme döneminde düşen yağış miktarı, maksimum verim elde etmek için yeterli değildir. Geniş mısır ekim alanlarının bulunduğu güney ve batı bölgelerimizde yüksek sıcaklık ve radyasyon ile düşük rutubet toprak yüzeyinden ve bitkinin yapraklarından fazla miktarda su kaybına yol açmaktadır. Bu bölgelerde yüksek bir verime ulaşabilmek için bitkinin gereksinme duyduğu suyu sulama yoluyla vermek zorunludur. Özellikle entansif (yoğun) tarım (kaliteli tohumluk, yeterli gübre kullanımı, hastalık ve zararlılarla mücadele vb. Bakım işlemleri) şeklinin uygulandığı koşullarda, yüksek üretim maliyetlerini karşılayarak ekonomik bir üretim yapabilmek için iyi hazırlanmış bir sulama programı ile mısır bitkisi uygun aralıklarla ve yeterli miktarlarda sulanmalıdır. İyi bir sulama programı bitkinin su ihtiyacını karşılamak için ve zaman ve ne kadar su verilmesi gerektiğini gösteren bir planı içerir. Sulama programı hazırlanırken bölgenin iklim ve toprak koşulları, bitkinin görünümü, gelişme dönemi ve kök derinliği gibi faktörlerin dikkate alınması gerekir. Bunun yanısıra sulamada su kalitesi ve uygulanacak sulama metodu da büyük önem taşımaktadır. Sulama metodu yöre ve çiftlik koşullarına uygun olmalıdır. Geniş ekim alanları için en uygun sulama şekli merkezi yağmurlama sistemidir.
Hastalık ve Zararlılarla Mücadele
Dünyada mısır bitkisinde az veya çok zarara neden olan 400 den fazla zararlı türü bulunmaktadır. Bitkinin farklı gelişme dönemerinde görülen mısır zararlıları 5 grupta incelenebilir.
- Fidede beslenen zararlılar : Bunlar bitkinin ilk 5 haftalık döneminde fide ve köklerde beslenerek bitki sıklığını ve sağlığını bozarlar. Başlıcaları; tel kurtları (Tenebroides ve Agroites spp.), bozkurt veya kesici kurtlar ( Agrotis spp.) ve mısır maymuncuğu (Tanymecus dilaticollis Gyll.) dur.
- Yaprak ve yaprak helozonunda beslenen zararlılar: Bunlar bitkinin sapa kalkma döneminde yaprak helozonunda beslenerek bitkiye zarar veriler. Başlıcaları; güz tırtılları (Spodoptera frugiperda), şark (Asya) mısır kurdu (Ostrinia nubilalis Hübner), mısır yeşil kurdu (Heliothis armigera Hbn) dur.
- Tepe ve koçan püskülünde beslenen zararlılar:Bunlar koçan püskülünün    tamamını keserek bitkiye zarar verirler. Başlıcaları; mısır kök kurtları (Diabrotica spp), mısır yeşil kurdu (Heliothis spp.), mısır yaprak afiti (Rhopalospium maidis Fith) dir.
- Koçanda beslenen zararlılar:Bunlar taneleri yiyerek beslenen zararlılardar. Başlıcaları; kokulu böcekler (Nezara viridula), mısır yeşil kurdu, güz tırtılları ve şark mısır kurdudur.
- Sapta beslenen zararlılar: Bunlar bitki sapına saldırarak yapmaya ve koçan kaybına neden olurlar. Başlıcaları; şark mısır kurdu, mısır kök kurtları, pembe sap kurdu ( Sesemia spp.) ve güney batı mısır kurdu ( Diatreaea grandiosella Dyar.) dur.
Dünya’da mısır bitkisinde 60 dan fazla hastalığın bulunduğu kabul edilmektedir. Bu hastalıklar genel olarak altı grupta toplanırlar.
Tohum ve fide hastalıkları, yaprak hastalıkları, sap çürüklükleri, koçan çürüklükleri, viral hastalıklar ve nematotların neden olduğu hastalıklardır.
Hastalık ve zararlılarla etkili bir mücadele için ön koşul hastalık ve zararlı etmeninin doğru teşhis edilmesidir. Kesin bir teşhis için genellikle uzman kişilere ve laboratuvar analizlerine geksinme vardır. Zira, bazen mısır bitkisinde bir hastalık veya zararlı etmeninin yol açtığı sanılan bazı sorunlar, toprak pH’sı, toprak sertliği, genetik bozukluk veya iklim koşullarından kaynaklanabilmektedir. Hastalık ve zararlılarla mücadeleye başlamadan önce, hastalık ve zararlı etmeninin doğru teşhisi, zararın boyutunun ekonomik zarar eşiğine ulaşıp ulaşmadığı, uygulanacak mücadelenin maliyeti, mücadele zamanı ve mücadele programının kombinasyonu konularına aşırı özen göstermek gerekir.
Gübreleme
Azotlu gübreler : Mısır bitkisi Karbon, Hidrojen ve Oksijeni serbest havadan alabilirken, havadaki azotu hiç kullanamaz. Toprağa verilen azotun ancak yarısının mısır bitkisi tarafından kullanılabilmesi, gere kalan kısmının ise çeşitli şekillerde kaybolması nedeniyle azot gübrelemesi gübreleme programının en güç kısmını oluşturur.
Azot, mısır bitkisinin tüm yaşam dönemi süresince kullandığı bir besin elementidir. Azotlu gübre gereksinimi büyüme peryodu başlarında pek fazla değilken, ekimin üçüncü haftasında birden artar ve püskül oluşumunun 10 gün öncesinden başlayarak 25-30 gün sonrasına kadar en yüksek düzeye ulaşır.
Fosforlu gübreler : Bitkinin gelişmesinde azottan sonra en önemli besin elementi fosfordur. Topraktaki ve bitkideki fosfor miktarı azot ve potasyuma göre daha düşük düzeydedir. Ancak fosfor, azotun aksine topraktan yıkanıp kaybolmaz. Mısır bitkisinin fosfor bakımından en hassas dönemi mevsim başlangıcıdır. Zira, bitki genç döneminde (60-65 cm boya ulaşıncaya kadar) normal büyüme sağlayabilmek için dokularında yüksek oranda fosfora ihtiyaç duymaktadır.
Bu döneminde bitkinin yeterince fosfor alabilmesi için gübre mibzerle sıranın yanına uygulanmalı, en az %50’si suda eriyen fosfor gübresi verilmeli ve bir kısım azot, 3-4 kısım p2O5 içeren gübreler seçilmelidir. Fosforla birlikte sıraya verilen azot fosforun alımını artırmaktadır. Yapılan araştırmalar sıraya fosfor uygulamasının serpmeye göre daha ekonomik olduğunu göstermektedir.
Potaslı gübreler : Potasyum bitkilerde karbonhidrat oluşması ve taşınması için gerekli bir besin maddesidir. Potasyumun mısır bitkisinde sap gelişmesini kuvvetlendirir. Eksikliğinde sap iyi gelişemeyerek kırılma ve yatmalar görülür. Bunun dışında potasyum kök gelişimini olumlu etkiler, bitkinin soğuğa dayanıklılığını artırır ve azottan en iyi şekilde yararlanmayı sağlayarak verim düzeyini yükseltir. Bu nedenle mısır potasyum ihtiyacı yüksek olan bitkidir. Ancak potaslı gübreler yüksek dozda tuz konsantrasyonu içerdikleri için uygulama çimlenmekte olan tohumdan 4-5 cm uzağa yapılmalıdır.
Mısır yetiştiricilğinde makro veya ana besin elementleri olarak adlandırılan azot, fosfor ve potasa genellikle tüm topraklarda ihtiyaç duyulmaktadır. Sekonder mikro-besin elementlerinde (kalsiyum, magnezyum vd.) ise durum farklıdır. Bunların ancak bitkinin gereksinmesine ve toprağın durumuna göre uygulanması gerekir.
Gübrelerin uygulama zamanını belirlemede temel prensip, bitkinin gelişme dönemlerinde toprakta her an alıma hazır besin maddesi bulunmasını sağlayacaktır. Bunun için, mısır büyümesi sırasında hangi dönemde, hangi besin maddesini ne kadar aldığını bilmek gerekir.
Hasat Harman
Mısırda hasat olgunluğu tanelerdeki nem oranı ölçülerek tayin edilir. Nem ölçme olanağının olmadığı durumlarda olgunluk tanedeki değişim gözlenerek anlaşılmaya çalışılır. Fizyolojik olgunluğa ulaşan mısır taneleri yaklaşık %35 oranında nem içerir. Oran %30-32 düzeyine gerilediğinde mısır olgunlaşmış sayılır. En uygun hasat zamanı tanedeki nem oranının %25 civarında olduğu dönemdir.
Erken hasat genellikle tercih edilen bir durumdur. Böylece sap çürümesi ve rüzgardan dolayı yatma riski azalır, sonbahar yağışlarına yakalanma ihtimali azalır ve hasat kayıpları en aza indirilmiş olur. Erken hasadın en önemli dezavantajı ise, kurutma için daha fazla enerjiye ihtiyaç duyulmasıdır. Hasadın gecikmesi ürün kaybının artmasına ve kalitenin düşmesine neden olur.
Hasat işlemi elle veya bu iş için geliştirilmiş hasat makinalarıyla yapılır. Çeşitli hasat makinaları içinde en çok biçerdöver ve koçan toplayıcı hasat makinaları kullanılır. Makinalı hasatta makina ayarlarının ve çalışma hızının doğru belirlenmesi, hasat kayıplarının azaltılması bakımından büyük önem taşımaktadır.
Kurutma Depolama
Uzun süreli depolanacak mısırın depolanmadan önce kurutulması gerekir. Kurutma havalandırma suretiyle (doğal olarak) yapılabilmekle beraber bu yöntem pek kullanılmaz. Yaygın kurutma yöntemi ısıtılmış hava ile suni kurutmadır. Kurutma işlemi ile mısır tanesindeki rutubet oranının %13-14’e indirilmesi gerekir. Tanedeki nem oranının daha yüksek olması durumunda, depoda (siloda) solunumdan dolayı sıcaklık artar, buna bağlı olarak hava nemi yükselerek küflenme oluşur. Küf mantarı tarafından üretilen zehirli maddeye « aflatoksin » denir.
Dünya Piyasası
1999 yılı verilerine göre dünyada 139 milyon hektar alanda mısır tarımı yapılmakta ve 605 milyon ton mısır üretilmektedir. Aynı yıl dünya ortalama verimi ise dekara 434 kg’dır (Çizelge 1).  
Çizelge 1. Dünya Mısır Ekim Alanı, Üretimi ve Verimi
 
Yıllar
Ekiliş Alanı
(1000 Hektar)
Üretim
(1000 ton)
Verim
(kg/da)
1995
136.378
516.663
379
1996
140.967
588.774
418
1997
141.297
585.001
414
1998
138.926
614.179
442
1999
139.173
604.572
434
 Kaynak: FAO
 
Dünya mısır üretiminin yaklaşık 75 milyon tonu uluslararası ticarete konu olmaktadır. Bunun parasal değeri ise 10 milyar dolar civarında bulunmaktadır (Çizelge 2).
Çizelge 2. Dünya Mısır İhracatı
 
Yıllar
Miktar
(1000 ton)
Değer
(Milyon $)
1994
65.157
8.648
1995
78.236
10.880
1996
71.690
12.755
1997
73.270
10.204
1998
75.022
9.105
Kaynak: FAO
Türkiye Piyasası
Ülkemizde önemli ölçüde ikinci ürün olarak da yetiştiriciliği yapılan mısırın ekiliş alanı 600-650 bin hektar, üretim miktarı ise yaklaşık 2.5 milyon tondur. Böylece mısır Türkiye tahıl üretiminde buğday ve arpadan sonra üçüncü sırada yer almaktadır.
Son 20 yılda ekim alanında önemli bir değişme olmamasına karşın, mısır üretiminde iki katına yakın artış gerçekleşmiştir. Bu gelişme, özellikle yeni melez çeşitlerin kullanımının yaygınlaşması, üretim tahminlerinin ve mekanizasyonun iyileşmesi ile yükselen verim düzeyinden kaynaklanmaktadır. Nitekim 1980’li yılların başlarında hektara 2 ton civarında olan ortalama verim, günümüzde 4 tona yükselmiştir (Çizelge 3). Başta Adana olmak üzere kimi üretim bölgelerinde ise verim düzeyi ülke ortalamasının çok üzerinde bulunmaktadır.
Çizelge 3. Türkiye’de Mısır Ekim Alanı, Üretimi ve Verimi
Yıllar
Ekiliş Alanı
(1000 ha)
Üretim
(1000 ton)
Verim
(kg/da)
1995
515
1.900
369
1996
550
2.000
364
1997
545
2.080
382
1998
550
2.300
418
1999
625
2.400
384
Kaynak. DİE
Ülkemizde hemen hemen tüm bölgelerde az ya da çok mısır üretilmektedir. Ancak üretimin en fazla yapıldığı bölgeler Karadeniz, Akdeniz, Marmara ve Ege Bölgesidir. Son 20 yılda özellikle Akdeniz bölgesindeki çok hızlı üretim artışı dikkat çekmektedir.
Üretimdeki artışa rağmen ülkemizde mısır üretimi yurtiçi talebi karşılayamamaktadır. Üretim açığı ithalatla karşılanmaktadır. Son yıllarda 800 bin ton civarında mısır ithal edilmiştir. İhracat ise önemsiz düzeydedir (Çizelge 4).
Çizelge 4. Türkiye Mısır Dış Ticareti
 
Yıllar
İthalat
İhracat
Miktar 
(ton)
Değer 
(1000 $)
Miktar 
(ton)
Değer 
(1000 $)
1994
14.878
3.747
82.376
13.250
1995
623.975
92.463
2.336
3.326
1996
897.440
175.688
4.054
5.502
1997
853.809
130.393
9.935
4.803
1998
762.247
97.514
9.758
5.739
Kaynak: DİE
Coğrafi konum olarak Türkiye bölgede mısır üreticisi ülkelerin başında gelmektedir. Özellikle Ortadoğu ülkeleri ihtiyaç duydukları mısır ürünlerini (Nişasta, Glikoz vd.) dışardan ithal etmektedir. Bu nedenle Türkiye üretim potansiyelini daha iyi değerlendirerek üretimini hızlı bir şekilde artırması durumunda, önce dışarıya bağımlılıktan kurtulacak sonra da mısır ihraç edecek duruma gelebilecektir.
Mısır sahip olduğu zengin besin maddeleri nedeniyle hem insan, hem de hayvan beslenmesi bakımından çok değerli ve kullanım çeşitliliği olan bir üründür. Mısır gerek doğrudan insan beslenmesinde gerekse nişasta glukoz, yağ ve yem sanayinde hammadde olarak kullanılmaktadır. Ülkemizde entansif hayvancılığın gelişmesine paralel olarak artan karma yem talebine bağlı olarak mısır talebi de artmaktadır. Mısır tanesi çok iyi bir enerji kaynağı olup, nişasta yönünden zengin olması ve nişastanın hazmolabilirlik derecesinin yüksekliği beslenme değerini artırmaktadır. Mısır ayrıca, yeşil olarak ve silaj olarak da hayvan beslenmesinde kullanılan önemli bir kaba yemdir. Dünya mısır üretiminin büyük bölümü hayvan yemi olarak kullanılmaktadır. İnsan beslenmesinde kullanım oranı gelişmekte olan ülkelerde, gelişmiş ülkelere göre daha yüksek oranlarda bulunmaktadır.
Ülkemizde mısır pazarlama organizasyonunda özel sektör (tüccar, sanayi tesisleri) kuruluşlarının yanısıra kamu kuruluşları (Toprak Mahsulleri Ofisi) faaliyet göstermektedir. Mısır devlet destekleme alımları kapsamında bulunan az sayıdaki üründen biridir. Mısır üretiminin gelişmesinde destekleme alım politikalarının bugüne kadar olduğu gibi gelecekte de önemli rol oynaması beklenmektedir.
(*)Bu bölümde yeralan üretim tekniğiyle ilgili bilgiler büyük ölçüde aşağıda belirtilen kaynak kitaptan yararlanılarak hazırlanmıştır.
 
 
 
 
SOYA
Tohumlarında %18-24 oranında yağ, %35-45 oranınıda protein içeren ve toprağa organik madde ve azot sağlayan bir bitki olan soya fasulyası ülkemizde hem ana ürün hemde ikinci ürün olarak kullanılmaktadır. Ege , Akdeniz, Güneydoğu Anadolu bölgelerinin sulanır tarım alanlarında 2. ürün olarak ekilmektedir.
Ekim zamanı
Ana ürün olarak ekilecekse nisan ayı ortasından mayıs ayı ortalara kadar ekilebilir. Ana ürn soya tarımında ekim zamanı toprak sıcaklığına göre ayarlanmalıdır. Toprak sıcaklığı en az 10-12 oC olmalıdır. 2. ürün soya ekimi buğday hasadından sonra 10-15 gün içerisinde bitirilmelidir. En geç temmuz ayının birinci haftasını geçmemelidir. 2. ürün soya tarımında ekimin gecikmesi verimi azaltır ve hasadın yağmurlu döneme kalmasına neden olur.
Bakteri Aşılama
Soya tohumuna ekimden önce soya bakterisi aşılanır. Tohumların bu kültür ile aşılanması sayesinde soya köklerinde nodozite oluşur. Böylece verim ve ürünün protein oranı artar. Aynı zamanda hem daha az azotlu gübre kullanılmış hemde köklerindeki nodozitelerle bir dekara 6-7 kg saf azot biriktirerek soyadan sonra gelecek bitkiye azot bırakmasına yardımcı olunur. Tohum aşılamasında şunlara dikkat edilir. Aşılama materyali taze olmalı, aşılanmış tohumlar güneş ışığı etkisine bırakılmamalı, ekilinceye kadar serin ve gölge bir yerde saklanmalıdır. 100 kg tohuma 1 kg su , 1 kg bakteri hesabıyla aşılama yapılmalıdır.
Ekim
Mibzerle yapılmalıdır. Sıra arası 60 cm. den fazla olmamalıdır.Sıra üzeri 4-5 cm. olmalıdır. Ekim derinliği 3-4 cm. olmalıdır.Dekara atılacak tohum miktarı 6-8 kg ‘dır.
Gübreleme
Soya ekiminde bakteri kullanılacağından fazla azot vermeye gerek yoktur. Önerilen gübre miktarı 2,5 kg /da. saf azot, 6 kg/da. saf fosfordur.
Gübre çeşitlerine göre 1 dekara verilecek miktar:
1-%18-46 Diamonyum fosfat        13-15 kg
2-%21 Amonyum sülfat               12 kg
    %16-18 süper fosfat                35 kg
3-%20 Amonyum nitrat               13 kg
   % 16-18 süper fosfat                35 kg
4-%46-48 triple süperfosfat          14 kg
   %20 Amonyum nitrat                         13 kg
Kombine mibzerle ekim yapılacaksa gübre ekimle birlikte verilir. Çekili mibzerle ekim yapılacaksa diskarodan önce serpilir ve diskaro çekilerek toprağa gömülür.
Bakım İşleri
Ekim derinliği toprak ve hava nemi ile toprak ve hava sıcaklığına bağlı olarak 5-7 gün içerisinde çıkar.
Sulama
Maksimmum verim için su gereksinimi, iklim ve gelişme dönemi uzunluğuna bağlı olarak 450-550 mm. arasındadır. İyi bir ürün zamanında ve yeterli su verilmelidir. Soya fasulyasında aşağıdaki gelişim dönemlerinde sulama yapılmalıdır.
            1. nci su: Bitki boyları 8-10 cm. olduğunda
            2.nci su :İlk çiçekler görülmeye başlandığında
            3.ncü su:Alt baklalar şişmeye başladığında
            4.ncü su:3.ncü sudan 10-15 gün sonra yapılmalıdır.
Çapalama
Yabancı ot kotrolü bitkinin tüm gelişme devresinde yapılması en uygundur. Genellikle ekimden önce veya çimlenme öncesi herbisit uygulaması ile çıkış sonrası herbisit uygulamaları yabancı ot savaşımı için önerilmektedir.Tarladaki ot yoğunluğuna göre 2-3 kez traktörle ara çapası yapılmalıdır. Özellikle birinci ve ikinci sulamadan sonra bitki sıklığına bağlı olarak yabancı ot gelişimi zayıflar ve çoğunlukla üçüncü çapaya gerek kalmaz.
Hasat
Hasat biçerdöver ile yapılır. Hasat zamanı soyanın sararmış yaprakları kurur ve dökülür. Yaprakların dökülmesinden 3-4 gün sonra tarlaya biçer-döver sokulabilir. Hasat zamanı baklalar çeşide göre kirli sarı veya esmerimsi bir renk alır. Hasat için alt baklalar kontrol edilir. Daneler sertleşmiştir ve dişle zor kırılır. Hasat zamanı gecikilirse baklalar çatlamaya başlar ve bu ürün kaybına neden olur. Hasat ana üründe eylül ayı ortası-sonu ;2. üründe ise ekim ayı ortasında yapılabilir. Hasattan sonra rutubet miktarını azaltmak için ürün 3-5 gün süre ile güneşte veya satınalma yerlerindeki suni kurutucularda kurutulmalıdır. Hasat ve harman işlemi sırasında tohum nemi %12 den düşük ise tohumların çabuk kırılması, çimlenme ve canlılığının yitmesine neden olur. Hasatta biçer-döverin hızı yavaş olmak ve en düşük devirde çalıştırılmalıdır. Tohum yabancı maddelerle karışık ise temizlenmeli , nemi %14’den yüksek ise gölgede havalandırılıp- kurutulup nemi düşürüldükten sonra depolanmalıdır.
Yabancı Ot
Yabancı otlarla mücadelede herbisit kullanılabilir. Herbisit kullanımında yabancı ot yoğunluğu ve bunların dar veya geniş yapraklı oluşlarına göre ilaç seçimi yapılmalıdır.İlaç dozu ,toprağın yapısı ve yabancı ot yoğunluğuna göre yapılmalıdır.
Zararlılar
Yeşil kurt, Kırmızı örümcek, Beyaz sinek ,Pamuk yaprak kurdu, Çizgili pamuk yaprak kurdu ,Kokulu yeşil böcek soya bitkisine zarar verir.
Hastalıklar
Tohum çürüklüğü ve fide hastalıkları, Kök ve alt gövde çürüklüğü, Gövde ve bakla hastalıkları Antraknoz, Yaprak yanıklıkları,Virüs hastalıkları, Tomurcuk yanıklığı, Sarı mozaik hastalığı önemli soya hastalıklarıdır.
Hastalık, zararlı ve yabancı ot mücadelesi konusunda Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın İl ve İlçe teşkilatına müracat edilmelidir.
 
 
 
   
KİMYON ZİRAATI
1-KİMYONUN EKONOMİK DURUMU : Kimyon, kokusundan faydalanılan baharat bitkisidir. Son yıllarda yurt içinde ve yurt dışında sucuk imalinde, ilaç sanayinde ve boya sanayinde kullanılmaktadır. Türkiye'den A.B.D' ne Avrupa, Orta Doğuda, Arap ve Körfez ülkelerine devamlı ihraç edilmektedir.
2-KİMYONUN BİTKİSEL DURUMU : Kimyon tohumu 4-5 mm uzunluğunda, açık kahverengi renkte küçüktür. Kimyon bitkisi 35-40 cm boyunda ( mercimek bitkisi ) gibi dallanan ince uzun üzerinde küçük yaprak, bulunan hafif bir bitkidir. Genellikle Orta Anadolu da erken ilkbaharda 15 şubat- 15 Mart tarihleri arasında mutlaka ekimi yapılmalıdır.
3-KİMYONUN İKLİMİ İSTEĞİ : Kimyon ziraatı genellikle Orta Anadolu Bölgesinde bilhassa Afyon, Ankara, Eskişehir, Konya, İlleri ile bunların çevresinde bulunan illerde yapılmaktadır.
Eskişehir yöresinde kimyon bitkisine (ZIRA) tabir edilmektedir. Bu sebeple kimyon bitkisi ilkbaharda erken ekim yapılacak yazları sıcak kışları soğuk olan Orta Anadolu bitkisidir.
4- KİMYONUN TOPRAK İSTEĞİ : Kimyon bitkisi hafif ve nazik bir bitki olduğundan genellikle ot getirmeyen yumuşak, kaymak bağlamayan hafif topraklarda iyi yetişir ve randımanlı olur.
Bilhassa hamdan yeni açılan topraklarda daha fazla randımanlı yetişir. Çorak, kepir, topraklarda yetişmekle beraber randıman alınabilmesi için yılın yağışlı geçmesi şarttır.
5- KİMYONUN GÜBRE İSTEĞİ: Kimyon ekimi yapılırken kimyon tohumu mutlaka fenni gübre ile ekilmelidir. Kimyon bitkisi fosforlu gübreye ihtiyacı olmakla beraber daha fazla azotlu gübreye ihtiyaç duyulmaktadır. Ekimi ile birlikte toprağa 10 kg % 18-46 DAP veya 10 kg % 15-45 Kompoze ve 10 kg % 20-20 Kompoze veya yalnız 10 kg % 26 lık A. Nitratla ekilebilir, Ekimden sonra kimyon toprak yüzünde görülünce dönüme 10-15 kg azotlu gübre serpildiği taktirde randıman alınır.
6- KİMYONUN TOPRAĞININ HAZIRLANMASI: Kimyon bitkisi genellikle Orta Anadolu'da münavebede hububattan sonra ekilir. Bu münasebetle hasadı yapılmış anız tarlalarının saplarının mutlaka yakılarak yağışlara müteakip mutlaka kimyon güzden soklu pullukla 18-20 cm derinliğinde aktarılmalıdır. Kimyon ekilecek tarla yağışlarını iyice alıp yumuşadıktan sonra erken ilkbaharda 15 Şubat 15 Mart arasında
a)  Kazayağı ile ikilenerek erken çıkan otlar imha edilir.
b)  Barana (tırmık ) çekilerek üçlenip ekilecek saha kısmen tesviye edilir. Tarla ekime hazır duruma getirilir.
7- KİMYONUN EKİMİ: Kimyon tohumu genellikle mibzerle sıraya ekilir. Serpme ekim daha ziyade dar arazilerde tatbik edilebilir. Kimyon tarlası arzu edilen şekilde hazırlandıktan sonra dekara 10 kg fenni gübre ile 1 kg tohum hesaplanarak gübre ile tohum iyice karıştırılır. Bu karışım mibzerlerin tohum sandığına konulur. Kombine mibzeri ile tohum sandığı ayarı 10-12 dereceye getirildiğine dekara 10 kg gübre 1 kg tohum en idealdir. Tohumlar genellikle 2-3 cm derinliğe ekilmelidir. Daha derine giderse katiyetle çıkmaz. Bunun için Kimyon ekilecek tarlanın toprak hazırlığının iyi yapılarak ekimde tohumunun derine gitmesi önlenmelidir. Kimyon bilhassa tavsiye edilmiş kısmen sıkıştırılmış topraktan 30-40 gün içinde toprak yüzüne çıkar.
8- KİMYON BAKIMI VE YABANCI OT İLAÇLAMASI : Kimyon ekildikten sonra genellikle 30-40 gün içinde toprak yüzüne çıkar. Kimyon ot getirmeyen veya az ot getiren tarlaya ekilebilir.
Kimyonla birlikte yabancı otlarda kimyon tarlası içinde büyümeye başlarlar, Nisan ortalarından sonra kimyon üst azotlu gübreden atıldıktan sonra 1-15 Mayıs arasında yabancı otların,
a)  Elle yolmalıdır.
b)  Veya kimyon yabancı otunu imha eden AFALON ilacı ile hububat tarlalarında yapılan yabancı ot ilaçlaması gibi beher dekara 150-200 gr arası bir ilaç ile 20 litre su düşecek şekilde yabancı ot ilaçlaması yapılmaktadır. Çiçek zamanı yapılacak yabancı ot ilaçlaması kimyonun verimini çok düşürmektedir.
9-KİMYONUN HASAT VE HARMANI: Kimyon mahsülü genellikle Haziran ayı içinde çiçeklenerek Haziran sonrası Temmuz başlarında rengi yeşilden mat kahverengi rengi alınca hasadın mutlaka yapılması lazımdır.
Bin işçi günde yarım dekar ile 1 dekar arası yolma yapabilir. Yapılan demetler tarlaya batör ayarı düzenlenmiş ve rüzgarlıkları kısmen yapılmış biçer döver yürütülerek önüne atmak suretiyle hasat ve harman yapılır. Kimyon harman yerinde sopalarla dövülerek veya dövenle sürülerek harmanı yapılmakta beraber harmanı güçtür.
10-KİMYONUN VERİMİ: Kimyon genellikle iyi ekimi yapılmış iyi gübrelenmiş iyi ot alınmış kuvvetli tarlalardan ortalama beher dekara 50-80 kg arasında verim yapar. Zayıf şartlarda bu verim 20-30 kiloya düşebilir. Yüksek verim almak için az sahaya yapıp iyi emek verip birim sahadan yüksek verim almak esastır.
 
 
 
 
 
 
SİLO YEM BİTKİLERİ VE SİLAJ
Yıllardan beri her fırsatta yem kaynaklarının yetersizliği nedeni ile hayvansal üretimde istenilen düzeye ulaşılamamasından şikayet edilmektedir. Yapılan çalışmalar ve gösterilen gayretler de bu konudaki arayışı sergilemektedir. En önemli kaba yem kaynağımız çayır meralar, aşırı ve zamansız otlatma nedeni ile elden çıkma aşamasına gelmiştir. Bu alanlarımızdaki otlatma yoğunluğunu azaltmak amacıyla yem bitkileri tarımına ağırlık verilmiştir. hayvansal üretimi artırma yolunda verim potansiyelleri düşük olan yerli ırklarımız giderek azalmıştır. Bunun yanında kültür ırkı ithali yoğunluk kazanmıştır. Ne yazık ki gösterilen tüm bu gayretlere rağmen hayvansal üretimde arzu edilen seviyeye ulaşılamamıştır. Ülkemiz hayvan varlığımıza baktığımızda, özellikle Ege ve Marmara bölgelerindeki mevcut hayvanların %90’nının kültür ırkı ve melezi olduğu görülmektedir. Ancak söz konusu bölgelerin çayır mera, yem bitkileri alanı ve üretimleri incelendiğinde ihtiyacı karşılamaktan uzak olduğu görülmektedir. Hayvanların toplam kaba yem ihtiyacı ülke düzeyinde ele alındığında, çayır mera ve yem bitkilerinden sağlanan bölümün % 25.98, tarla tarımı artıklarından karşılanan bölümün ise % 43.51 düzeyinde olduğu bildirilmektedir. Yüksek verimli kültür ırklarından maksimum verimin alınabilmesi iyi bir besleme ile mümkündür.
Ülke düzeyinde mevcut hayvanların tümü kültür ırkı olsa da mevcut kaba yem üretimimiz karşısında alacağımız verim yine değişmeyecektir. Üreticilerimiz kaba yem sıkıntısının yaşandığı dönemlerde genelde hayvanlarını zorunlu olarak, besin maddesi içeriği düşük tahıl samanı ile beslemektedir. Bunun yanında taze ve suca zengin, karbonhidrat içeriği yüksek yem bitkilerinin parçalandıktan sonra havasız ortamda belirli bir süre bekletildikten sonra elde edilen ve silaj adı verilen kaba yem de tercih edilmeye başlanmıştır. Silaj, besin maddelerindeki değer kaybını en aza indiren su içeriği yüksek kaba yem özelliği ile tarımı ileri ülkelerde yoğun olarak kullanılmaktadır.
Ülkemizde ise gerek alışkanlıklar gerekse bilgi eksikliği dolayısı ile silaja gereken önem verilmemiştir. Aslında bu uygulama milattan önceye dayanmaktadır.
18.yy sonlarında tüm Orta ve Kuzey Avrupa’da geniş uygulama alanı bulmuştur. İlk çalışmalar 1862’de Almanya, 1877’de Fransa ve 1883’te Amerika’da yapılmıştır. Silaj konusunda birçok ülkede yapılan araştırmalar ile günümüze kadar gelinmiştir.
Silajın sağladığı yararları özetlemek gerekirse; Kaba yemlerin silo edilerek saklanmasında, kurutularak yığın yapılmasına oranla daha az iş gücüne gereksinim duyulur. Ayrıca kış döneminde ihtiyaç duyulan kabayem daha az bir emekle elde edilebilir. Kurutma problemi bulunan Karadeniz Bölgesi gibi yörelerde silaj uygun bir depolama yöntemidir.. Kısa süreli güneşli, açık ve rüzgarlı ortamlar besleme değeri yüksek silaj eldesi için yeterlidir. Bu uygulama ile yem ve hayvansal ürün kaybı da önlenmektedir. Yeşil yemlerin bulunmadığı özellikle kış aylarında, hayvanların suca zengin ve kaliteli yem ihtiyacı karşılanmaktadır. Yapay kurutma yöntemi dışındaki diğer muhafaza yöntemlerine göre yemlerin fermantasyon yolu ile saklanması besin maddelerindeki kaybı önler.
Örneğin, yaprak içeriği fazla yonca ve üçgül gibi türlerin kurutularak depolanmasında besin maddeleri kaybı artmaktadır. Silo yemi yapımında ise kurutma kayıpları en aza indirilir. Kuru ot eldesinde % 15-30 olan kuru madde kaybı, silo yeminde % 5’e, % 25-35 düzeyindeki sindirilebilir protein kaybı ise % 5’e düşmektedir. Aynı şekilde nişasta değerindeki kayıp kuru otta % 50’ye kadar çıkarken, silo yeminde en fazla % 10 olmaktadır. Fermantasyon sonucu yemlerin taze yumuşak yapısının korunması güzel kokuya sahip olması dolayısı ile hayvanlar tarafından sevilerek tüketilmektedir. Taze olarak yedirildiğinde hayvanlara zararlı etkisi olan bazı türler, silaj yapımından sonra bu özelliklerini kaybederler. Söz konusu farklı türlerin tohumları da fermantasyon sonunda çimlenme özelliklerini kaybettikleri için yabancı ot yayılımı da önlenir. Silaj uygulamaları ile birim alanda daha fazla yem muhafaza edilmektedir. 1 ton kuru ot için 14 m3 gerekli iken, aynı miktar otun silolanmasında 1.5 m3'lük hacim yeterli olmaktadır Kısa vejetasyon süresine sahip olan silaj bitkilerinin hasadından sonra tarlaya bir diğer ürünün ekimine olanak sağlanır. Bir yılda birden fazla ürün alma şansı elde edilir. Uzun yıllar değer kaybetmeden saklanabilmesi, bazı yıllar yaşanan doğal afetler sonucu meydana gelebilecek yem sıkıntısında güvence kaynağını oluşturmaktadır. Silajın provitamin A içeriği de oldukça fazladır.
Bugün bilinçli hayvancılık yapılan işletmelerde silo yemi, hayvanların kış beslenmesinde verimliliği güvence altına alan önemli bir uygulamadır
Her türlü yeşil yemden silaj yapmak mümkündür. Fakat bu amaçla en fazla kullanılan bitkiler mısır, sorgum, sudanotu, sorgum-sudanotu melezi, fiğ-tahıl karışımları, İtalyan çimi, arpa, buğday hasılları, ayçiçeği vb bitkilerdir. Silaj üretimi amacı ile çoğunlukla tercih edilen bitkiler yanında yonca, yanında doğal çayırlardan da yararlanmak mümkündür. Baklagil yem bitkilerinde protein oranı fazla, karbonhidrat içeriği az olduğu için, silolanmaları sırasında karbonhidratça zengin katkı maddelerine gerek vardır. Örneğin patates, şeker pancarı yaprağı, şeker endüstri artığı posaları, hayvan pancarı yaprakları ve konserve sanayi artıkları da silolanarak hayvan beslenmesinde kullanılabilir. Ülkemizde silaj yapımında kullanılabilecek türlere ilişkin bilgiler tür bazında özetlenmeye çalışılmıştır.
2.1. Mısır
Çok yönlü kulanım alanına sahip mısırın son yıllarda yeşil yem ve silaj üretimi amacı ile ekim alanı artmıştır. Birim alan veriminin yüksekliği, silaj yapımına uygunluğu ve elde edilen silajın besleme değerinin yüksekliği gibi nedenlerle tercih edilen türler arasındadır. Mısır, sıcak iklim bitkisi olması dolayısıyla baharın son haftası ile yaz başlangıcında ekilir. Ekimden önce diğer türlerde olduğu gibi tohum canlılığının bilinmesi gerekir. Ekimde sıra arası 50-60 cm, ekim normu 6-8 kg/da olarak hesaplanır, ekim derinliği 4-7cm’dir.
Ülkemizde kıyı ve geçit iklime sahip yörelerde tahıl (buğday, arpa) hasadından sonra mısır, silo yemi amacıyla ikinci ürün olarak yetiştirilmektedir. Bunun yanında ikinci ürün tarımına uygun olmayan Doğu Anadolu bölgesinde erkenci mısır çeşitleri kullanılarak silaj yapılması mümkündür. Silaj üretimi için ülkemizde yeterli sayıda mısır çeşidi bulunmamakla birlikte Sakarya Tarımsal Araştırma Enstitüsü tarafından geliştirilmiş olan Ada, Sapanca ve Arifiye çeşitleri silaj üretimi için önerilmektedir. Bununla birlikte ülkemizde ticari olarak üretimine izin verilen ve daha çok tane mısır verimine uygun olan çok sayıda mısır çeşidi silaj üretimi için kullanılmaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken diğer önemli konu, silaj üretimi amacıyla yetiştirilecek mısırın vejetasyon süresidir. Ekilen çeşidin hasat zamanında koçan bağlamış olması verim ve kalite bakımından çok önemlidir. Çünkü yapılan bir çok çalışmada mısırda yeşil aksam veriminin %50’si ve besleme değerinin %70’i koçanlardan elde edilmektedir. Özellikle ikinci ürün tarımının yapıldığı geçit bölgelerinde vejetasyon süresi kıyı bölgelerine göre daha sınırlı olduğu için hasat zamanında yanlış çeşidin ekimi nedeni ile bir çoğu koçan bağlamadan silaj yapımı için biçilmektedir. Koçanın içermiş
olduğu karbonhidrat miktarı fermantasyonun istenilen düzeyde olmasını sağlamaktadır. Aksi durumda kalitesi düşük silo yemi elde edilmekte ve silo yeminden beklenen fayda sağlanmaktadır. Bu nedenle bölge düzeyinde önerilecek çeşitlerin en az 2 yıl boyunca denemeleri yapılarak silajlık özellikleri belirlenmelidir.
Silajlık mısır üretiminde dikkat edilmesi gereken önemli nokta, üretim yapılacak bölgenin I. veya II. ürün tarımı olanaklarına göre çeşit seçiminin yapılması gerekir. Silajlık olarak ekimi yapılacak mısır çeşitlerinin özellikleri;
-Uzun boylu olmalı
-Yaprak sayısı ve yaprak oranı fazla olmalı
-Bitkide tane bağlayan koçan ağırlığı yüksek olmalı
-Silaj kalitesine olumsuz etkisi nedeni sap çapının fazla kalın olmaması
-II. ürün olarak ekilen bölgelerde erkenci özellikte olması istenir.
 
Mısırın silolanmasında katkı maddesine gerek duyulmaz. Fermente özelliği nedeniyle proteince zengin ve tek başına silolanmayan bitkilerin silajının yapımında katkı maddesi olarak kullanılır. Özellikle baklagil yem bitkileri ile yapılan silajda %25-50 oranında mısır karışıma dahil olabilir. Mısır depolanacağı yere yayılmadan önce parçalanması gerekir. Parçalanma ne kadar fazla olursa silolamada başarı o denli yüksek olur. Karışım olarak düşünüldüğünde kesinlikle birlikte parçalama yoluna gidilmelidir. Süt olum devresinde yapılan biçimlerde protein oranı ve kuru maddenin sindirilebilirliği yüksek düzeydedir. Ancak son yıllarda yapılan araştırmalarda hamur olum döneminde yapılan biçimlerde protein oranının düşmesine karşılık verim, kuru maddenin sindirilebilirliği ve hayvanlar tarafından tüketimin arttığı görülmüştür. Mısırda, en uygun biçim zamanı nem oranı %65-70’e düştüğü dönemdir. Bu nem oranı, bitki maksimum kuru tane ağırlığına ulaşmasından 2-3 hafta öncesinde elde edilmektedir. Tüm bitkide nem % 65 olduğunda koçan nemi % 48, tane nemi de % 44 dolayındadır. Tanenin verime katkısı %35-40, düzeyindedir. Eğer mısır erken biçilirse siloda sızıntı kayıpları yükselir, fermantasyon düzenli sürmez. Çok geç biçildiğinde de tam sıkışma sağlanamayacağı için siloda bol oksijen kalır. Oksijenli (Aerob) fermantasyon uzun süre devam eder. Mısır silajının kalitesini çeşit, hasat zamanı, koçan oranı, parça boyutu, silonun şekli, doldurma süresi, sıkıştırma derecesi gibi özellikler belirlemektedir. Bunların birinde meydana gelebilecek olumsuzluk ürünün kalitesini düşürecektir.
Silajın besin değeri karışımdaki türlere, orana, kuru madde ve besin maddeleri içeriğine göre az veya çok farklılık göstermektedir. Baklagil ilavesi dışında mısır silajının protein içeriği üre vb. bileşiklerin ilavesi ile (% 0.5) problem olmamaktadır. Atılacak miktarın iyi ayarlanması gerekir. Fazla olması durumunda hayvanlarda çeşitli rahatsızlıklar görülmektedir. Mısırda organik madde sindirim derecesi % 66-72 ve ham proteinin % 54-68 arasında değişim gösterir. Vejetasyon dönemine bağlı olarak organik madde içeriği artar. Kuru madde içindeki azotsuz öz madde miktarı yükselirken ham kül, ham protein ve ham selüloz miktarı düşer. Besin maddeleri oldukça yüksektir. N içeriğinin artırmak için vejetasyon dönemi içinde azotlu gübre miktarını artırmakla mümkün değildir. Fazla gübrelemede bitkideki nitrat birikimi de yükselir. Bu durumda silajın olgunlaşması döneminde bazı bakterilerin asimilasyonu ve denitrifikasyonu aracılığı ile silajın nitrat içeriği düşer. Bazı durumda yemde yine bir miktar nitrat ve nitrit kalabilir.
Besin maddelerinde kaybı önlemek için sıkıştırma ve izolasyonun çok dikkatli yapılması gerekir. Olgunlaştıktan sonra silajın bozulmasını önlemek için alındığı bölümün dar olması istenir.
2.2. Sorgum Tür ve Melezleri
Morfolojik yapı olarak mısıra benzeyen sorgum, insanoğlunun ilk kültüre aldığı bitkilerdendir. Son yüzyıla kadar insan beslenmesinde önemli rol oynayan sorgum, tarım ve hayvancılığı gelişmiş ülkelerde tamamen hayvan beslenmesinde kullanılmaktadır. Kısa boylu tane tipi çeşitler tane üretimi amacıyla yetiştirilmektedir. Sorgumun süt olum döneminde %16 kadar olan suda eriyebilir karbonhidrat oranı, sert hamur olum döneminde %5’in altına inmektedir. Bu nedenle sorgum ile yapılacak silajlarda bitkinin süt olum döneminde biçilmesi, iyi bir laktik asit üretimi için, önerilmektedir. süt olum döneminde yapılan sorgum silajında da kuru madde ve özellikle proteinin oranı uygun düzeydedir . Lezzetli oluşu nedeni ile hayvanlar tarafından sevilerek yenir.
Melez sorgumun erken hasat edilmesi sonucu yapılan silajda kalite düşer. Nitelikli silaj eldesi için hamur olum dönemi tercih edilmelidir. Erken gelişme döneminden sonraki dönemde silaj kalitesinde bir artış elde edilir. Ancak silolamadan önce parçalanmış olması gerekir. Silajın hazırlık aşamasında havasız ortamın oluşturulması gerekir. Olumsuz koşullar sonucunda sıcaklık 60° C’ye yükselir. Bu durumda kuru maddenin sindirim derecesi %64’ten %50’ye; ham protein %55’ten %44’e azotsuz öz maddelerin %71’den %64’e düştüğü belirlenmiştir. Sorgum silajı beslenen hayvanlarda, aynı yemin yeşil olarak tüketilmesi ile yaşanan HCN zehirlenmesi meydana gelmez. Mısır silajına oranla daha az besleme değerine sahiptir.
Sorgum türleri birbirleri arasında kolayca melezlenebilmekte ve yüksek verimli döller vermektedir. Bu nedenle sorgum tür ve çeşitleri arasında büyük bir genetik varyasyon görülmektedir. Sorgum (Sorgum bicolor (L.) Moench) ile Sudanotu (S. sudanense (Piper) Stapf)’nun melezlenmesi sonucu sorgum-sudanotu melezleri elde edilmiştir. Sudanotundan daha verimli olan arası melezler, ekim alanı ve kullanım bakımından büyük gelişim göstermiştir. Sorgum tür ve melezleri ülkemizde birinci ve ikinci ürün olarak otlatma, yeşil ve kuru ot üretimi yanında silo yemi amacıyla da yetiştirilebilmektedir. Ekim normu 1-3 kg/da, sıra arası 30-40 cm. dir.
Fosforca fakir topraklarda 5-10 kg/da P2O5, sulanan yerlerde ekimle beraber 5-6 kg/da azot, Amonyum sülfat, 30-40 cm boylandığında yine aynı miktarda azot amonyum nitrat halinde atılmalıdır. Ayrıca her biçimden sonra 4 kg/da amonyum nitrat atılmalıdır. Kıraç bölgelerde sadece 4 kg/da N vermek yeterlidir. Çok biçimli olan bu bitkilerden değişik bölge şartlarında 6-15 ton/da arasında yeşil yem elde etmek mümkündür.
Sorgum tür ve melezlerinde silolama tekniği mısırla hemen hemen aynıdır. Mısırın silolanmasında yonca, üçgül vb. baklagil bitkileri kullanılabildiği gibi sorgum silajına da bu bitkiler 1/2 veya 1/3 oranında ilave edilebilir.
Sudanotu diğer sorgum türlerine göre daha erken kabalaştığı için parçalama ve silolama işlemleri dikkatli bir şekilde yerine getirilmelidir. Ülkemizde Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsünde silaj üretimi amacıyla geliştirilen kocadarı (Rox, Early Sumac) ve sudanotu (Gözde-80, Aksu-78) çeşitleri bulunmaktadır. Bunun yanında özel tohumculuk firmalarının üretim izni aldığı veya ithal ettiği sorgum-sudanotu melez (P.988, N2 Grazer, vb) çeşitleri bulunmaktadır.
2.3. Fiğ-Tahıl Karışımları
Fiğ türlerinin tarımı oldukça yaygındır. Yarı tropik iklim kuşağından, karasal iklimin hüküm sürdüğü alanlara; serin ve nemli bölgelerden yarı kurak bölgelere kadar geniş alanda tarımı yapılmaktadır. Ülkemizde değişik ekolojilerde fiğ türleri tohum ve kuru ot üretimi amacıyla yaygın olarak yetiştirilmektedir. Fiğ türleri koca fiğ dışında gövdelerinin zayıf olması nedeniyle kolayca yatarlar. Yatan fiğ zor biçildiği gibi bitkilerin alt kısımlarında çürümeler başlar. Bu nedenle kaliteli ot üretimi için fiğin tahıllarla karışık yetiştirilmesi önerilir. Böylece bitkiler tahıllara sarılarak dik olarak gelişir. Biçim daha kolay olacağı gibi, otun verim ve kalitesi de artmaktadır.
Macar fiği+arpa karışımında %50 çiçeklenme döneminde yapılan biçimde en yüksek verimin 10 kg/da ekim normu, 20 cm sıra arası 60/40 ve 20/80 karışımından sağlanmaktadır.
Fiğlerde protein oranı yüksek, fakat karbonhidrat içeriği düşüktür. Bu sebeple tek olarak silaj üretimi amacı ile yetiştirilmemektedir. Fermantasyonun arzulanan seviyede devam etmesi için tahıllarla (Arpa, yulaf, tritikale, buğday) karışık yetiştirilmesi gereklidir. Karışık yetiştirmede fiğ-tahıl karışım oranları tür, çeşit ve ekolojik bölgelere göre belirlenmelidir.
Ege, Akdeniz ve Güney Doğu Anadolu Bölgelerimizde pamuk yetiştirilen alanlarda fiğ yalın veya tahıllarla karışık kışlık ara ürün olarak yetiştirilmektedir. Fiğ-tahıl karışımlarından silaj yapmak için fiğin tam çiçeklenme döneminde hasat edilmesi gerekir. Fakat ana ürün olan pamuk ekimini geciktirmemek için bazı yıllar fiğ-tahıl karışımı daha erken biçilir. Bu durumda nem oranı yüksek ve kuru madde oranı düşük olan yemin silolanmasında soldurma yapılamadığı durumlarda silaj kalitesinde kayıpları yükselir.
2.4. Şeker Pancarı Yaprağı
Şeker pancarı yaprağı, pancar hasadı sonrası geriye kalan başlı artıklardır. Baş oranı elde edilen yeşil artığın yaklaşık 1/3-1/4 dolayındadır. Modern şeker pancarı hasat makinalarının kullanımı ile yaprakta kalan baş oranını azaltmak mümkündür. Şeker pancarı yaprağının silolanmasında ve yem değerinin artırılmasında toprakla olan kirlenme önemli rol oynamaktadır. Yaprak ne kadar toprakla fazla kirlenirse yemin toprak bakterileriyle bulaşma yoğunluğu o derece artar ve fermantasyonun seyri olumsuz yönde etkilenir. Bu nedenle silolanacak materyalin elden geldiği ölçüde temiz olmasına dikkat edilmelidir.
Pancar yaprağı silo yemi hayvanlar tarafından sevilerek tüketilir, fakat tek taraflı olarak yedirildiğinde okzalik asit içerdiğinden ishale neden olur. Bu yüzden kuru ot ile birlikte hayvanlara verilmesi gereklidir. Şekerpancarı yaprağının silolanmasında parçalama olumlu bir etkiye sahiptir. Parçalama özellikle baş oranının çok az olması durumunda daha etkin bir rol oynar. Katkı maddesi, materyalin kirli olduğu durumda kullanılabilir. Genel olarak pancar yaprağı protein içeriği yüksek diğer yemlerle ve mısırla birlikte de silolanabilir. Şeker pancarı yapraklarının silolanmasında pörsütme yapılmamalıdır. Çünkü pörsütmede zedelenmiş ve kopmuş yapraklar çürümeye başlar ve sağlam yaprakları da etkileyebilir. Yine pörsütmede daha fazla besin kaybı ortaya çıkabilir ve istenilen kalitede yem elde edilmez. Pörsütme esnasında yağmur altında kalmış otlar kesinlikle siloya doldurulmamalıdır.
2.5. Ayçiçeği
Silaj yapımının ekonomik anlamda hayvancılık yapmak için şart olmasıyla birlikte değişik ihtiyaçlara cevap verecek bitki alternatifleri de gündeme gelmiştir. Ülkemizin farklı ekolojik bölgeye sahiptir. Sulu tarımın uygulanmadığı yörelerde ikinci ürün yetiştirme şansı bulunmamaktadır.Bu özelliğe sahip yerlerde kısa sürede silajlık biçime gelen ve kurağa toleransı nedeniyle ayçiçeği, alternatif silaj bitkisi olarak değerlendirilebilir. Vejetasyon süresinin kısa olduğu Doğu Anadolu Bölgemizde tahıl hasadından sonra silajlık olarak yetiştirilebilir.
Ayçiçeği silajı özellikle süt hayvanlarının beslenmesinde önemli bir yemdir. Yapılan değişik araştırmalarda ayçiçeği silo yemi ile yemlemeden sonra süt yağında önemli bir yükselme görülmektedir. Siloya doldurulmadan önce vejetatif aksamı iyi gelişen ayçiçeği çeşitlerinin çiçeklenme döneminde biçilerek 0.5-1.0 cm uzunluğunda parçalanması fermantasyonun seyrinin güvence altına almada önemli bir işlemdir. Silo yemi tadının daha iyi duruma gelmesi ve 1/3 oranında üçgül, yonca, mısır ve şeker pancarı yaprağı ile karıştırılarak silolanabilir.
2.6. Tarımsal Sanayi Artıkları
Ülkemizde tarıma dayalı gıda sanayinin geliştiği değişik bölgelerde domates, bezelye, elma ve arpa posaları silaj yapılarak değerlendirilmesi mümkündür. Örneğin Bursa ilimizde 1995 yılı istatistiklerine göre toplam silaj üretiminin % 37’si gıda sanayi artıklarının değerlendirilmesiyle elde edilmektedir.
3.1. Silaj Yapımında Kullanılan Alet ve Ekipmanlar
3.1.1 Silaj Makinaları
Silaj yapımında kullanılan en önemli ekipman silaj makinesidir. Kaliteli silaj elde etmek için amaca uygun makine seçilmelidir. Silaj makinaları kullanıldıkları bitki tür ve amaca göre farklılık gösterir. Gelişmiş bitki yapısına sahip mısır, sorgum ve ayçiçeği gibi bitkilerde sıraya biçen silaj makinaları kullanılır. Bunlar bir, iki veya üç sıra biçecek şekilde tipte olabilir. Ülkemizde yaygın olan ve üretilen bir sıralı mısır silaj makineleridir. Bir sıralı makinalarla ortalama 1.5 da/saat alan hasat edilebilmektedir. Fiğ-tahıl karışımları veya çayır otları için ise vurmalı tip (Ot silaj makineleri) makinalar kullanılır. Bu tip makinalar bitkiyi hemen biçip parçalayarak silaj romörkuna vermeleri dolayısı ile soldurma yapmaya imkan vermez. Biçim dönemlerinde %15-20 kuru madde içeren çayır otları ve benzeri yem bitkilerinden kaliteli silaj yapmak için biçimden sonra 12 veya 24 saat soldurularak kuru madde oranının yükseltilmesi gerekmektedir. Bazı ot silaj makinalarında biçilen otun suyunu uçurmak için örseleyici ve koşullandırıcı denilen ilave bir düzenekte bulunur.
3.1.2. Silaj Makinalarına Yardımcı Ekipmanlar
-Traktör
Silaj makinaları yapılacak hasat ve parçalama işleminde bitkinin üretim alanına bağlı olmak üzere en az üç traktör gereklidir. Traktörlerden birisi silaj makinasına bağlanır. Diğeri doldurulmuş romörkleri silaj deposuna getirip-götürmek için kullanılır. Diğeri ise siloya getirilen yemin iyi sıkışması ve içinde hava kalmaması için sürekli çiğneme işlemini sürdürür.
Farklı silaj makinaları için 65-70 beygir gücündeki traktörler yeterlidir. Silaj makinasının traktör kuyruk miline bağlantı şaftı, kullanılacak traktöre uyumlu olmalıdır. Çiğneme işi için ise genellikle en ağır traktör tipleri kullanılmalıdır. Çiğneme esnasında şoförün dikkatli olması, hızlı ve sert hareketlerden kaçınmalıdır. Silajın depolanması esnasında yapılacak bir ihmal silaj kalitesini olumsuz yönde etkiler.
-Romörk
Silaj yapımında silaj makinaları yanında onu tamamlayan diğer önemli bir ekipmanda silaj romörku olmaktadır. Silaj romörkleri toplayıcı düzenli, silajı arkadan veya yandan boşaltabilme düzenine sahip özel romörk olabileceği gibi, ülkemizde yaygın olarak kullanılan 4 tekerlekli tercihen yandan devirmeli tip romörk bu iş için kullanılabilir. Ancak mevcut romörklerin silajda kullanımı sırasında biçilen yeşil yemlerin rüzgardan dışarı savrulup meydana gelebilecek kaybın önlenmesi için romörkun arkası ve iki yanı tel kafes veya tahtadan yapılan ilave yan kapaklarla yükseltilir. Bu ekler aynı zamanda daha fazla biçilmiş daha fazla ürünün taşınmasını da sağlar. Silaj yapımı sırasında silaj makinasının boş beklememesi için en az iki romörkle çalışılması ve birinin daima yedekte beklemesi zorunludur. Biçim yapan silaj makinası sayısı birden fazla olduğunda veya silaj deposunun biçim yapılan tarlaya uzak olduğu durumlarda ihtiyaç duyulan romörk sayısı artırılabilir.
 4. Silo
4.1. Siloların Genel Özellikleri
Silo yerinin ve tipinin belirlenmesi silaj yapmaya karar veren yetiştiricinin atacağı ilk adımlardan birisidir. Silonun ahıra yakın olması, silo yeminin kolayca boşaltılması ve alınmasına elverişli olmalıdır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken diğer bir hususta; silo kaba yeminin, ahıra ve yerleşim yerlerine hakim rüzgarlarla taşınmasına engel olacak şekilde silonun yerleştirilmesidir. İşletmedeki hayvan sayısına göre silo hacmi belirlenir. Genellikle yetişkin bir sığıra günde 20-30 kg silaj verildiği düşünülerek, işletmedeki hayvan sayısına göre hacim belirlenir ve bundan sonra uygun silo tipi seçilir. Toprak altı silolarında taban suyu seviyesi üst toprak seviyesinden en az 2 m derinde olmalı ve silo derinliği de buna göre ayarlanmalıdır. Ayrıca sızan sular bir pompa aracılığı ile çekilmelidir. Yüzeysel siloların yeri de her yıl değiştirilmelidir. Silo yapımında kullanılan yapı malzemesi yemin kalitesini bozmayacak ve suyu emebilecek özellikte olmalıdır. Sızan sular uygun bir şekilde şerbet çukuru adı verilen fazla derin olmayan kuyularda toplanmalıdır. Genel olarak ülkemizde toprak üstü plastik örtülü silolar ve yüzeysel beton, prefabrik beton veya taş örgülü silolar bulunmaktadır. Silo tiplerinin belirlenmesinde çiftçi imkanları, teknik bilgi, hayvan sayısı ve ekonomik düzey önemli yer tutmaktadır.
4.2. Toprak Üstü Plastik Örtülü Silolar
Basit ve düşük maliyetle yapılabilecek silo tipleridir. Plastik siloların çok değişken olan kapasiteleri ve işletmedeki sayıları; hayvan sayısı ekiliş alanı, üretim miktarı gibi faktörlere bağlıdır. Silaj yapımına yeni başlayan üreticilere tavsiye edilir. Yapımı için ahıra yakın, su tutmayan, düz ve sert bir zemin seçilir. Bu amaçla 4-5 m genişlikte ve depolanacak ürün miktarına uygun uzunlukta bir alan silo için yeterlidir.
Yüksekliği bir traktörün rahatça çiğneme ve sıkıştırma yapabileceği şekilde 1-2 m olmalıdır. Uygun zemin özelliğine sahip alana 5-10 cm kalınlığında sap-saman serilmelidir. Silonun üzeri biçim ve çiğneme işi bittikten sonra kaliteli, kolay yırtılmayan tek parça plastik örtü ile tamamen kaplanır. Örtünün kenarları biraz daha uzatılarak üzeri 10-15 cm kalınlıkta toprak tabakasıyla kaplanır. Toprak tabakası silo üzerine örtülen toprak siloya basınç yaparak silo içindeki havanın dışarı çıkmasına yardımcı olur. Ayrıca silaj ve plastik örtüyü dış etkenlerden korur. Silonun doldurulma işlemi tamamlandıktan sonra yağışlı günlerde silo tabanını sulardan korumak için silo etrafında 25-30 cm derinliğinde drenaj kanalı kazılmalıdır. Silaj olgunluğuna doğru üründe 1/3 oranında çökme görülür. Depolanacak ürün miktarı çökme oranı dikkate alınarak hesaplanmalıdır.
4.3. Yüzeysel Beton, Prefabrik Beton veya Taş Örgülü Silolar
Yatırım maliyeti yüksek olmasına karşın silaj kalitesini artırması ve işçilik kolaylığı sağlayan zemin üstü beton silolar entansif süt sığırcılığı işletmeleri için idealdir. İşletme hacmine bağlı olarak kapasite sayıları değişir. İki tarafı kapalı veya üç tarafı kapalı tipleri vardır. Silo iç yüzeyinin çok düzgün ve şaplı sıvalı olması istenir. Yapımında siloyu doldurma esnasında alet ve ekipmanların rahat çalışmasını sağlayacak şekilde planlanmalıdır. Üç tarafı kapalı olanlarda arkada veya yanlarda boşaltma rampa ve platformları bulunmalıdır. Silolar yan devirmeli çift dingilli romörkle boşaltma yapmaya uygun olmalıdır. Silo zemini öne veya ortada yapılan bir drenaj kanalına doğru % 1-2 meyilli olmalı, silo suları silo önünde yapılacak bir kanalla tahliye edilmeli, silonun önünde su birikmesine izin verilmemelidir. Silo tabanı ve duvarlar asitlere dayanıklı, yapıya sahip olmalıdır.
Beton silolarda genişlik bir traktörün rahat çiğneme yapabilmesi için genişlik en az 3-5 m, uzunluk ise 10-20 m olabilir. Hayvanların silo yemini kendi kendilerine yemelerine imkan veren sistemler dışında, çok geniş silolar, özellikle küçük işletmeler için tavsiye edilmez. Her gün silonun önünde en az 5-10 cm’lik bir kısmını yedirilmesi gerektiğinden ön yüzeyin genişliği silaj kalitesini olumsuz yönde etkilemektedir. Silo boyutlarını hesaplarken silo yemi, tüketecek hayvan sayısı, günlük yedirilecek silo yemi, silo yemi yedirilecek gün sayısı ve tarlada üreteceğimiz yem miktarı dikkate alınmalıdır. Mevcut değerlere göre silo boyutları belirlenir. Bunun yanında bir işletmede büyük silo yerine küçük boyutta bir kaç tane silo yapmak daha uygun olabilir.
4.4. Kule Tipi Yüksek Silolar
Prefabrik beton veya galvaniz metalden yapılabilir. Yükleme, boşaltma elektrik motoru veya traktör kuyruk milinden güç alan bir sistemle gerçekleşir. 300-2000 ton kapasitede olabilir. Ülkemizde sayıları çok az olup, tesis maliyeti oldukça yüksektir. Fakat çok büyük hacimli süt sığırcılığı yapan işletmeler için önerilebilir.
4.5. Silonun Doldurulması
Silaj yapılacak ürün önce temiz ve üstün nitelikte olması gerekir. Toprak, çakıl ve kum gibi yabancı maddelerden arınmış olmalıdır. Depolanacak ürünün temizliği fermantasyonu olumlu yönde etkiler. Materyalin parça büyüklüğü de silolama da önemlidir. Araştırmalar başlangıç yemlerinde parça büyüklüğünün büyükbaş hayvan grubu için 10-20 mm, küçükbaş hayvanlar için ise 10 mm’den daha küçük olması gerektiği belirtilmektedir. Bu yüzden hasat öncesi söz konusu ayarın kontrol edilmesi gerekir.
Doldurma işleminin bir iki gün içerisinde tamamlanmasında büyük yarar vardır. Bunun için işletmede o gün her işin geriye bırakılarak bütün işgücünün silonun doldurulmasında kullanılması gerekir. Buna rağmen işlem devam ediyor ise silonun doldurulan kısmı iyice kapatılarak bekletilmeli, üstü hiçbir zaman açık bırakılmamalıdır. Yemin siloya dolumu esnasında yem materyalinin durumuna göre belli aralıklarla katkı maddeleri kullanılabilir. Yüzeysel beton silolarda doldurma işlemi 80-100 cm yükseklikten yapılmalıdır. Doldurma aşamasında sıkıştırma işlemine özen gösterilmelidir.
Sıkıştırma ile ortamdaki hava uzaklaştırıldığı gibi, süt asidi bakterilerinin etkinlikte bulunacağı 30ºC lik Ortam ısısının sağlanmasına çalışılır. Sıkıştırma derecesi siloda ortam sıcaklığını etkileyen faktörler arasında bulunmaktadır. Sıcaklık derecesi fermantasyon seyrine, besin maddeleri kaybına ve silaj kalitesini etkilemektedir. Sıkıştırma işlemi silonun doldurulma aşamasında alt tabakadan başlanmalı ve dolum işlemi bitene kadar devam etmelidir. Yemler silo tipine bağlı olarak 20 ile 60 cm‘lik tabakalar halinde doldurularak sıkıştırma yapılmalıdır.
Doldurma ve sıkıştırma işlemi biter bitmez, silajın üzeri plastik örtü ile örtülerek üzerine toprak vb. maddeler çekilerek düzenli bir basınç sağlanmalı ve daha sonra üzeri sap balyası vb. ağırlıklarla kapatılarak etraftan hava alması engellenmelidir. Silajın çok iyi sıkıştırılmış ve havasının alınmış olması son derece önemlidir. Silaj hava alırsa kızışma olur, bozulur ve küflenir. Aynı şekilde siloya suyun sızması da önlenmelidir. Bu olumsuzluğu silo inşası zamanında zemin seçiminde dikkatli olunarak önlenebilir. Bununla birlikte yağmur, kar vb. su akıntılarının siloya girişine engel olunacak tahliye kanalları açımına dikkat edilmelidir. Sıkıştırma işleminin diğer bir yararı silaj yoğunluğunu arttırmaktır. Böylece daha fazla Ürün depolanabilir. Silo kapatıldıktan sonra basınç oluşturabilen bir motorla siloda kalan havanın boşaltılması fermantasyonun erken başlamasını sağlayacaktır.
Ek dolum zorunlu ise örtü kaldırılır. CO2 sebebi ile boğulma olmaması için çakmak ve kibrit ile kontrol edilir. Silonun doldurulmasına devam edilir. Fakat bu tür uygulamaların tekrarlanması istenmez. Yeni tabakaların siloya dahil edilmesi ile oluşan silo suyu, yeni hava girişi olasılıkları tüm yem yığınında olumsuz yönde etkiler. Başlangıçta silonun doldurulmasına ara verilmesi, silajın bozulmasına sebeb olarak gösterilmesine rağmen, 10 günlük bir aradan sonra yeni dolum yapılmasının zararı olmamaktadır. Bunun nedeni süt asit bakterilerinin faaliyetlerini tamamlamış olmasıdır. Ek dolumlarda materyalin soldurulmuş ve su içeriğinin %70 dolayında olmasına özen gösterilmelidir.
Taze ve soldurulmuş yem materyali siloya doldurulduktan sonra bitkiler bir süre daha solunuma devam eder. Yığın içi, örtü altı ve kenar boşluklardaki O2 yaklaşık olarak 5 saat süre sonunda tüketilerek yerine CO2 üretilir. Meydana gelen bu gaz akışkan ya da kolayca uçup giden özellikte değildir. Oluşumu son derece hızlıdır. Solunum olaylarında daha çok kolay çözünebilen besin maddeleri kullanılır ve bir miktar ısı açığa çıkar. Meydana gelen CO2'in yığında kalması durumunda solunum O2 yetersizliği nedeniyle kısa sürede son bulur. Yaşamları için havaya ihtiyaç duyan tüm mikroorganizmalar ile canlı bitki hücreleri kısa bir zaman sonra ölürler. Böylece yem tabakaları birbiri üzerine oturur. Daha sonra tüm yem yığınını silo tabanına doğru yıkayarak besin maddelerince zengin hücre suyu dışarı çıkar. Bu sırada bitki üzerindeki bakteriler, bitki karbonhidratlarını çeşitli asitlere fermente ederler. Asit oluşumu önce yavaş, fakat daha sonra hızlı devam eder. Silonun doldurulması sırasında geçen sürenin uzun olması durumunda yemde bulunan oksijenin tahliyesi daha uzun süre alır ve fermantasyon yavaş seyreder. Bu nedenle silonun doldurulması ve örtülmesi en kısa sürede tamamlanmalıdır. Bu kademe yaklaşık 1-2 gün sürmektedir. Bu devreden sonra 10-20 gün süreli ikinci devre başlar. Açığa çıkan hücre suyunun dışarı atılmasında, yem yığınına hava girişine engel olunmalıdır.
Böylece sağlanan havasız ortamda, süt asidi bakterilerinin faaliyeti için şartlar oluşturulmuş demektir. Bu aşamada bir miktar sirke asidi ve bol miktarda CO2 oluşur. Silajın dolum esnasında yapılan sıkıştırma işlemi, yeterli değil ise fermantasyon sonucu butirik asit oluşur ve üründe bozulmalar başlar. Silolama işleminin düzenli yapıldığı bir siloda ise fermantasyon sonucu pH sürekli düşer ve yem ekşimeye başlar. Siloya alınan yeşil yemlerin etkin korunmasında oldukça önemli olan pH değeri, yemin kuru madde içeriğine bağlıdır. Kuru madde miktarı ile pH değeri arasında doğrusal bir ilişki bulunmaktadır. pH değerinin hızlı düşüşü, bitkisel enzimler aracılığı ile proteinlerin parçalanmasını geniş ölçüde durdurur.
Başlangıçtan itibaren geçen 4-6 hafta sonunda silaj, hayvanların rasyonlarına dahil edilebilir. Silonun açılması aşamasında, uygun görülen tarafının üstü topraklardan iyice arındırılmalıdır. Daha sonra ot, sap ve naylon örtüsü kaldırılmalıdır. Açılma işlemi kısa sürmelidir. Zira silaj yeminin uzun süre açık ve hava temasında bırakılması, özelliklerinin kaybolmasına neden olabilir. Açılan silo ön tarafından başlanarak ihtiyaca göre dilimler halinde kesilerek çıkarılır. Traktörle sürekli sıkıştırılmış silajın çıkarılması biraz yorucu olabilir. Bu işlemler için dirgen-çatal, bahçe beli, balta, kürek gibi el aletleri kullanıldığı gibi motorlu el tipi kesicilerde kullanılabilir. Hayvan sayısının fazla olduğu büyük işletmelerde silajın çıkarılması için traktör ön veya arka yükleyicilerden yararlanılır. Silodan çıkarılan silaj, taşıyıcılar tarafından ahıra veya doğrudan yemliklere dağıtılır. Soğuk bölgelerde donmuş olan silajın önceden ahır içine getirilerek çözündürülmesi yararlı olur. Silajı hayvanların önüne götürmek yerine hayvanları silo önüne getirerek beslemek de mümkündür. Bunun için parmaklıklı veya elektrikli gergilerden yararlanılabilir.
Silo yemleri yeşil, sulu ve güzel aromalı, hayvanların severek yedikleri bir yemdir. İşletmede yeterli miktarda üretilebildiği takdirde bütün bir yıl boyunca başlıca kaba yem kaynağı olarak beslemede kullanılabilir. Silo yeminin kullanımı ilk olarak süt inekleri için düşünülmelidir. Bunun yanında besiye alınan sığır, buzağı ve danalar içinde silo yemi iyi bir yem kaynağıdır. Süt ineklerinin beslenmesinde yaygın olarak kullanılan silaj, bu hayvanların günlük kuru madde ihtiyaçlarının yaklaşık yarısını silo yeminden karşılanması mümkündür. Hayvan ırkına göre değişmekle birlikte süt ineklerine günlük 20-30 kg arasında silo yemi verilebilir. Silo yemleri kuru maddece düşük, suca zengin yemler olduğundan süt ve besi hayvanlarının rasyonlarında kuru madde ihtiyacının karşılanabilmesi için günlük 5 kg kadar kuru ot ile verim düzeyine göre ilave kesif yem verilmesi zorunludur.
Süt ineklerinin silo yemi ile beslenmesinde dikkatli olunmalıdır. Sütün kokuya hassas olması nedeni ile silo yeminin sağımdan sonra ahıra getirilmesi gereklidir. Ayrıca hayvanların önüne bırakılan yemler tamamen tüketilmemişse artan bu yemler gelecek yemleme zamanına kadar ahırda tutulmamalı veya altlık olarak kullanılmalıdır. Yemlemeden sonra ahır temizlenmeli ve havalandırılmalıdır. Yemlemede kullanılan elbise veya iş önlükleri de ahır dışındaki bölmelere asılmalıdır.
Silo yemlerini buzağı ve genç sığırların beslenmesinde de kullanmak mümkündür. Bu hayvanlar için fazla sulu silo yemleri ile pancar yaprağı silajı pek önerilmemektedir. Bununla birlikte buzağıların silo yemleri ile beslenmesine 4.aydan itibaren başlanmalıdır. Daha sonraki aylarda günde tüketebilecekleri silo yemi 5 kg’a kadar çıkarılmalı, sadece silo yemine dayalı tek yönlü beslemeden kaçınmalıdır.
Koyunlar alıştırmak koşulu ile silo yemini severek tüketirler. Bu hayvanlar için silo yeminin erken biçilmiş yeşil ottan hazırlanmış olması daha büyük önem ifade eder. Böyle bir yemi koyunlar kuru otla karıştırmak suretiyle günde 1-1.5 kg, yalnız olarak da 6 kg’a kadar tüketebilirler. Yavrulu koyunlara verilecek günlük miktarı, diğer yoğun yemlere de yer vermek amacıyla, 3-4 kg’ın üzerine çıkmamalıdır.
Silo yemleri besin madde içeriklerine göre oldukça ucuza mal olan yemler olduğundan rasyonda artan oranda silaja yer verilmesi, üretim maliyetini düşürmektedir.
Silolama esnasında biyolojik ve teknik şartlar her zaman mükemmel bir şekilde yerine getirilemez. Yemlerde kaçınılmayan kirlenmeler, teknik noksanlıklar, fermantasyonu olumsuz yönde etkileyen mikroorganizmalar ve yem yığınına havanın sızması gibi nedenler silo yemi kalitesinin değişmesine neden olur. Bu yüzden fermantasyon biyolojisi ve tekniğine yardımcı olabilecek bazı katkı maddelerinin kullanılması zorunlu hale gelir. Siloda hızlı bir şekilde süt asiti fermantasyonunun kısa sürede oluşabilmesi için, ürünün karbonhidrat bakımından zengin olması gereklidir. Bir yem materyali karbonhidrat bakımından ne kadar zengin ise o derece kolay, ne kadar fakir ise silolanması o derece güç olmaktadır. Yemler silolanma yeteneklerine göre üç gruba ayrılabilir.
-Kolay silolanabilen yemler
-Mısır, sorgum tür ve melezleri, Ayçiçeği, şekerpancarı yaprakları, hayvan pancarı, fiğ-tahıl karışımları vb.
-Orta derecede silolanabilen yemler
-Çavdar, arpa ve yulaf hasılları, bakla, baklagil karışımları, üçgül, çayır otları vb.
-Güç silolanabilen yemler
-Üçgüller (Çiçeklenmeden önce hasat edilirse), yonca, fiğ, bezelye, kolza vb.
Fermantasyon olaylarının oluşumunu garanti altına almak ve silo yeminin besin maddelerince zenginleşmesini sağlamak amacıyla çeşitli katkı maddeleri kullanılır. Katkı maddeleri; süt asidi oluşumunu hızlandıran maddeler, asitler ve istenmeyen mikroorganizmaların gelişmesini önleyen maddeler şeklinde gruplandırılabilir. Ülkemizde genelde kullanılan katkı maddeleri melas, pancar posası, pancar talaşı, tahıl kırmaları ya da unlarıdır. Güç silolanabilen yemlere % 2-3 melas, % 18 pancar posası, %8-10 pancar talaşı, %5-10 arpa veya yulaf kırması dahil edilebilir. Fermantasyona etkisi zayıf olmakla birlikte bakterisit etkiye sahip tuz % 1-3 kg oranında ilave edilebilir. Erken devrede biçilen bitkiler (özellikle baklagiller) için silolamayı kolaylaştırmak amacıyla mısır ve sorgum ilave ederek silolama yapmak da mümkündür. Bu iş için bitkilerin iyi doğranıp karıştırılması gerekir.
Sığır beslemede kullanılan ve süt ineklerinin beslenmesinde temel rasyonu çoğu kez tek başına oluşturan mısır silajının protein eksikliğini gidermek ve enerji-protein dengesini sağlamak için, mısırın silolanması esnasında veya silo yeminin hayvana yedirilmesi aşamasında azotça zengin kaynaklarla takviye edilmesi yoluna gidilmektedir. Bu amaçla çoğu kez üreden yararlanılmaktadır. Geviş getiren hayvanların protein tabiatında olmayan azottan yaralanabildikleri ortaya konmuştur. Bol miktarda ve oldukça düşük fiyatla üretilen üre, protein tabiatında olmayan azot kaynakları arasında en fazla kullanılanıdır. Mısırın silajı üretim aşamasında üre ilavesinin silo yemi protein içeriğinin artmasına, organik maddelerin sindirim derecelerinin ve yem değerinin yükselmesine katkısı olduğu belirlenmiştir. Mısır silajına 5 kg/ton üre ilave edilebilir. Süt asidi bakterilerinin faaliyetini kolaylaştırmak ve pH’ı ayarlamak amacı ile 100 kg yeşil yeme 450g sülfürik asit, organik asitlerden 200cm3 formik asit 6 kat su ile sulandırılarak katılabilir . Melasta 1-2 kat su ile karıştırılarak tabakalar arasına atılmalıdır.
Silo yeminin rengi yapıldığı bitkiye göre değişmekle birlikte açık yeşilden daha koyu tonlara kadar değişebilir. Silajın hoşa gidecek bir kokusu olmalı, istenmeyen tereyağ asidi ve küf gibi kötü kokular olmamalıdır. Bitkilerin yaprak ve sap kısımları bozulmadan kalmalı, yapışkan bir görünümde olmamalıdır.
8.1. Silo Yemi Değeri ve Ölçülmesi
Silajın yem değeri, öncelikle yemin türüne, biçim zamanına ve olgunluk derecesine bağlıdır. Bunun dışında silolama tekniği de yem değeri üzerinde etkilidir. İyi silolanmış yemler yem değeri bakımından başlangıç yemlerine göre fazla farklılık göstermezler.
Silaj kalitesinin düşmesi silodaki aşırı ısınma sonucu istenmeyen tereyağ ve sirke asidi bakterilerinin etkinliğinden kaynaklanmaktadır. Bu olaylar silo yemi pH’sını ve besin maddeleri sindirilebilirliğini olumsuz yönde etkilemektedir. İyi bir silajda süt asidi %2, sirke asidi ise %0.3-0.8 dolayında olmalıdır.
Silajın yem değeri ölçülürken bir çok yöntemden yararlanılır. Bu yöntemlerde değişik ölçüler belli bir esasa göre puanlandırılır. Daha sonra yemin aldığı puan ve sıralamadaki yeri değerlendirilir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, silo yeminin yem değerinden bahsederken bunu silo yemi niteliği ile aynı anlamda kabul etmemelidir. Silo yeminin niteliğinden amaç, fermantasyonun seyrine göre silo yeminde görülen değişimdir. Silo yeminin yem değeri ise bu yemi tüketen hayvandan elde edilen ürün akla gelmelidir. Silo yemlerinin yem niteliğinin tahmini fiziksel ve kimyasal yöntemlerle yapılmaktadır.
8.1.1. Silo Yemlerinin Fiziksel Analizlere Göre Değerlendirilmesi
Fiziksel yolla yapılan belirlemede duyu organlarından yararlanılır. Bu bakımdan koku silo yeminin en belirgin fiziksel özelliği olarak kabul edilmektedir. Bunun yanında kuru madde ve pH değeri niteliğin belirlenmesinde önemli bir ölçüttür. Fiziksel yöntem pratik işletme şartlarında silo yeminin hızlı bir şekilde değerlendirilmesi yönünden önemlidir. Fakat bu değerlendirmede kişiye göre değişebilecek olan renk, koku ve strüktür puanlaması yemin niteliğinin belirlenmesinde başarılı sonuç vermeyebilir. Çizelge, 2’de silo yemleri için Alman Tarım Örgütü (DLG)’nün geliştirmiş olduğu fiziksel değerlendirme yöntemi verilmiştir.
8.1.2. Silo Yemlerinin Kimyasal Analizlere Göre Değerlendirilmesi
-Fleig Puanlama Yöntemi
Analitik yöntemler laboratuar ve bazı araç-gereç gerektirdiğinden kullanımları sınırlı gibi görülebilir. Fakat geliştirilen Fleig yönteminin masrafı az ve değerlendirilmesi çok kolay olmakta ve bu yöntem fiziksel yönteme göre daha güvenilir bilgi vermektedir (Çizelge, 3). Çünkü Fleig puanlama yönteminde yararlanılan pH değeri yemlerin yeterince ekşiyip ekşimediğini sayısal olarak belirleyen önemli bir ölçüdür. Bu yöntemde verilen denklemde { Fleig puanı: 220+(2x % kuru madde-15)-40pH} görüldüğü gibi yemin kuru madde oranı ve pH değeri belirlenmelidir. Laboratuar şartlarında belirlenen bu iki değer formülde yerine konulur. Belirlenen değer fleig ıskalası ile karşılaştırıldığında yemin hangi nitelik grubunda yer aldığı ortaya çıkar. Üretim ve satış aşamasında silajın bazı özelliklerinin belirlenmesi gerekebilir. Bu konuda bazı merkezlerde bulunacak Gıda Kontrol Laboratuarları bu endişeyi ortadan kaldırabilir. Ülkemizde rasyonel hayvancılık yaparak silajdan yararlanmaya çalışacak üreticilerimiz, yaptığı silajdan örnek alarak ilgili kuruluşlara getirir ve kısa zamanda silajın kalitesi öğrenebilirler. Daha sonra yem rasyonlarını bilinçli hazırlayacakları için hayvansal üretimleri olumlu yönde etkilenecektir. Hazırlanan özet bilgilerin, silaj hazırlama konusunda ilgililere faydalı olacağı inancındayız.
Çizelge 2. Silo Yemlerinin Fiziksel Özelliklere Göre Değerlendirilmesi
Özellikler
Puan
 
Tereyağ asidi yok, hafif asidik
14
 
Çok az tereyağ asiti, kuvvetli
asit kokusu, hafif küf kokusu
8
Koku
Orta derecede tereyağ asit kokusu, kuvvetli küf kokusu
4
 
Kuvvetli tereyağ asiti ve amonyak kokusu
2
 
Pis ve kuvvetli küf kokusu
0
 
Yaprak ve sap strüktürü normal
4
Strüktür
Yaprak ve sap strüktürü biraz bozulmuş
2
 
Yaprak ve sap strüktürü belirgin derecede bozulmuş, kirli ve küflü
1
 
Yaprak ve saplar kızarmış, fazla kirlilik ve aşırı küflenme
0
 
Yeşil yem renginde
2
 
Renk sarı veya kahverengi
1
Renk
Rengi kaybetmiş, açık sarı veya koyu
0
Nitelik sınıfı
Pekiyi
18-20
İyi
14-17
Orta
10-13
Değeri Az
5-9
Fena
0-4
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Çizelge 3. Silo Yemlerinin kimyasal Özelliklere Göre Değerlendirilmesi
A-Fiziksel Nitelikler Tam Puan 15 Puan
Renk
0-4
Koku-Tad
0-7
Strüktür
0-4
Kimyasal Özellikler Tam Puan 20 Puan
pH
3’ten az
0
3.01-3.03
1
3.31-3.50
2
3.51-4.00
4
4.01-4.25
3
4.26-4.50
2
4.51-5.00
0
Sirke asidi %, Tam Puan 4 Puan
0.40’tan az
4
0.41-0.60
3
0.61-0.80
2
0.81-1.00
1
1.00’den fazla
0
Tereyağ asidi % Tam Puan 20 Puan
0.05’ten az
12
0.06-0.15
10
0.16-0.25
8
0.26-0.35
4
0.36-0.50
2
0.50’den fazla
0
Nitelik sınıfı
Pekiyi
32-35
İyi
28-31
Orta
24-27
Değeri Az
18-23
Fena
18’den az
 
 
 
 
 
 
 
 
Harç Yapımı
Seralarda yetiştirilen partenokarpik hıyar tohumları oldukça pahalıdır. Bu nedenle fide yetiştirirken, çekirdek kaybını en aza indirmek, güçlü ve sağlıklı fide elde edebilmek için bazı kurallara uymak gerekmektedir.
Fideler, ya dezenfeksiyonu yapılmış, bitki besin maddelerince zenginleş-tirilmiş hazır torflarda ya da özel olarak hazırlanan harç toprağında yetiştirilmelidir."
Hazır torfların steril olması, bitki besin elementlerini içermesi, fideyi 10-15 gün erken yetiştirmesi ve hazırlanmasının kolay olması açısından oldukça avantajları vardır.
Harç tohum ekiminden 2-3 ay önce hazırlanmaya başlanmalıdır.
Çok farklı harç hazırlama şekilleri varsa da; en yaygın olan üç formül şunlardır:
1. 6 kısım çiftlik gübresi,
3 kısım bahçe toprağı,
1 kısım dişli dere kumu.
2. 2 kısım çiftlik gübresi,
2 kısım orman toprağı,
1 kısım dişli dere kumu.
3. 4 kısım çiftlik gübresi,
2 kısım bahçe toprağı,
1 kısım dişli dere kumu.
Harçta kullanılan ahır gübresi en az üç ay önceden temin edilmeli, mutlaka iyi yanmış olmalı, bitkiye zararlı tuz, asit vb. maddeleri ihtiva etmemeli ve içinde bitki artıkları bulunmamalıdır. Bu nedenle harca girecek malzemeler 1 cm. delikli elekle elenmelidir. Elendikten sonra yukarıda belirtilen oranlarda birbirleriyle iyice karıştırılmalı ve sulanarak nemlendirilmelidir. Zaman içinde birkaç defa aktarılarak ve nemlendirilerek harcın istenilen vasfı kazanması sağlanmalıdır.
Hazırlanan harcın gıda değerini artırma bakımından tohum ekiminden önce ticari gübreler ile takviye edilmesi tavsiye edilir. Bunu temin için her 1 m3 (50 teneke) harca 1-1,5 kg. 15-15-15 gübresiveya 500 gr. triple süper fosfat, 500 gr. potasyum sülfat ve 500 gr. amonyum nitrat gübresi ilave edilmelidir.
Harcın İlaçlanması
Metil bromid: Tavlı harç beton bir zemin üzerine 30 cm. yüksekliğinde yayılır. Her 1 m3 harç için bir tüp hesabıyla çivi çakılmış tahta parçasına devrilmeyecek şekilde tüpler yerleştirilir. Harcın üzeri sağlam deliksiz bir plastikle kenarlarından gaz kaçmayacak şekilde kapatılır. Naylonun üzerine çıplak ayakla çıkarak tüplere basmak suretiyle patlatılırlar. 2 gün bu şekilde kapalı olarak bekletilen harcın bu süre sonunda üzeri açılır ve aktarılarak havalandırılır. Metil bromid uygulaması genel amaçlı (toprak mantarları, nematodlar, zararlı böcekler, ot tohumları) bir fümigasyon sistemidir.
Tüm tohumlarda olduğu gibi, hıyar tohumunda da çimlenme ve fide oluşumu için dört faktör gereklidir:
Tohumun çimlenme olgunluğunda olması,
Yeterli su (nem),
Yeterli ısı,
Yeterli oksijen.
a) Genel bir kural olarak, bir bitkiden elde edilen tohumun çimlenme olgunluğuna erişmiş ve belirli bir dinlenme ihtiyacını tamamlamış olması gereklidir. Bu özelliklere sahip olmayan tohumun çimlenmesi tesadüfe bırakılmış olur.
Normal bir tohum; bölünme ve çoğalma kabiliyetinde olan bir embriyo ile çimlenme esnasındaki hayati olaylar için harcanacak besi dokusu (nucellus)’ndan oluşur.
Çimlenmede ilk saçaklar ve gövde embriyodan meydana gelir. Gıda maddeleri ise nucellus’tan sağlanır. Klorofil teşekkül edinceye kadar olay böyle devam eder. Öyle ise, bir tohumun sağlıklı şekilde çimlenip fide haline geçebilmesi için, yeterli bir embriyo gücüne ve gıda deposuna sahip olması gerekir. Aksi takdirde çimlenme düzensizliği veya fide halinden önce ölümler meydana gelebilir.
b) Tohumun çimlenebilmesi, hayati olaylara başlayabilmesi ve bu olayları tamamlayabilmesi için, ikinci faktör su (nem)’dur. Yeterli nemi bünyesine alan tohum hemen şişmeye başlar. Şişme için yeterli suyun üzerindeki miktar, yani aşırı su ortamı oksijensiz bırakacağı için zararlıdır.
c) Tohumun çimlenebilmesi için minimum bir sıcaklığa ihtiyacı vardır. Bu minimum sıcaklığın altındaki derecelerde çimlenme gerçekleşmez iken, minimum sıcaklığın üzerindeki ısı derecelerinde çimlenme süresi kısalır.
Hıyar tohumunun minimum çimlenme sıcaklığı 12 0C’dir. Bu sıcaklığın altında hıyar çimlenmez. 15 0C ‘de hıyar çimlenmesini 13 günde tamamlayabilir. Ortam sıcaklığı 20 0C olduğu zaman hıyarın çimlenme süresi 6 gün, 25 0C olduğu zaman ise 4 gündür.
Yani, tohum ekimi için ya toprak sıcaklığının en az 12 0C’nin üzerine çıkması beklenmeli ya da sıcaklığı uygun seviyeye çıkaracak tedbirleri almak gerekir.
d) Tohumun çimlenmesinde kullanılacak enerji oksijen ile sağlandığından, bu faktör olmaksızın diğer faktörler mevcut olsa bile çimlenme gerçekleşmez.
Tohum, çimlenme esnasında oksijen kullanarak bünyesindeki gıda maddelerini yakmak durumundadır.
Gereğinden fazla derin ekilen tohumlarda, depo maddelerinin oksijen ile yakılması sonucu oluşan CO2 tohumların etrafını kuşatarak anaerob bakteriler için uygun bir ortam hazırlar ve tohumlar çürür. Bu nedenle genel bir kaide olarak, tohumların ekim derinliği tohum büyüklüğünün (genişlik) 2-3 katını geçmemelidir.
Bilhassa erken ilkbahar yetiştiriciliğinde hıyar tohumları tüplere ekilmeden bir gece önce, ıslak havlu arasında sobanın 1 m. uzağına 6-8 saat bekletilerek şişirilmelidir. Fazla bekletilip sürgün vermesine izin verilmemelidir. Bu şekilde şişirilen çekirdekler hava sıcaklığı düşse bile torbalarda gelişmelerini devam ettirirler.
Kırıkkale İli şartlarında erken ilkbahar yetiştiriciliği için tohum ekimi ısıtmasız sera koşullarında 20 Şubat-5 Mart tarihleri arasında yapılmalıdır. Tarih öne alındıkça tohumların soğuktan zarar görme riski artmaktadır. Dış sahaya yönelik tüplü fide çalışmalarında tohum ekimi 20 Mart-5 Nisan tarihleri arasında yapılmalıdır.
Hıyarın Toprak İsteği
Hıyar bitkisi drenajı iyi, eriyebilir tuz seviyesi düşük ve hastalık-zararlılardan ari topraklar ister. Kumlu, hafif ve organik maddece zengin topraklar idealdir. Hıyar seralarında kesinlikle drenaj problemi olmamalıdır. Hıyar yüksek tuz seviyesine çok hassas bir bitki olduğundan bu tip seralarda hıyar yetiştiriciliği yapmak mümkün değildir. Analiz sonucu toprak tuzlu çıkarsa en pratik metot seraların boş olduğu devrelerde göllendirme sulama yaparak toprağı yıkamaktır.
Serada Toprak Hazırlığı
Serada mevcut ürünün hasadı biter bitmez toprak hazırlıkları başlamalıdır. Sırası ile;
a) Sera, mevcut ürünün artıklarından temizlenmelidir.
b) Toprak derince işlenmelidir.
c) Özellikle yaşlı ve tuz problemi olan seralar 3-5 defa göllendirilerek sulanmalıdır. Hıyarın tuza karşı hassas bitkilerden olduğu bilinmelidir.
d) Bir önceki dönemde topraktan kaynaklanan hastalık veya nematod problemi görülmüş ise, yaz mevsiminde toprak solarizasyonu veya solarizasyon + ilaçlama yapılmalıdır.
e) Fidelerin seraya naklinden önce toprak analizi yaptırılarak, bilinçli bir gübreleme programı hazırlanmalıdır.
Sera Toprağının Dezenfeksiyonu
Sera toprağının çeşitli hastalık ve zararlı problemlerinin çözümünde kullanılacak ikinci bir yoldur. Hesaplanan çiftlik gübresinin mutlaka dezenfeksiyon işleminden önce verilmesi gerekir.
Metil bromid: Sera toprağı parseller halinde sağlam ve deliksiz plastik örtü altına alınır. Parsel kenarları gaz kaçmasına meydan vermeyecek şekilde sıkıştırılır. Örtü altına her 1 m2için 50-75 gram ilaç hesabıyla yerleştirilen tüpler harçta olduğu gibi üstüne basmak suretiyle patlatılır. 48 saat (iki gün) sonra örtü kaldırılır ve toprak işlenerek havalandırılır. Toprak mantarları, nematodlar, zararlı böcekler ve ot tohumlarına karşı etkili genel amaçlı bir sistemdir.
Tablo 2:  
Gıda Maddeleri
Miktarları
Azot (N)
1.050 kg.
Fosfor (P)
0.916 kg.
Potasyum (K)
2.340 kg.
Magnezyum (Mg)
0.139 kg.
Kükürt (S)
0.058 kg.
Demir (Fe)
1.91 gr.
Çinko (Zn)
1.21 gr.
Manganez (Mn)
0.98 gr.
Bor (B)
0.87 gr.
Bakır (Cu)
0.52 gr.
Kaynak: Haifa Chemicals
Ancak; bu g
Bu nedenlerle 1 ton ürünün kaldırdığı saf maddeler yerine, uygulanması gereken miktarları bilmek ve önermek daha uygun ve daha pratiktir.
Konuyu bu noktadan ele alırsak, muhtelif kaynaklardan elde edilen bilgiler ve memleketimizde yapılmış olan araştırma sonuçları da göz önüne alınarak maksimum ve minimum sınırlar tablo 3’te ortaya konulmuştur.
Tablo 3: Hıyarda 1 ton ürün elde etmek için uygulanması gereken saf NPK Miktarları (kg.)
 
Sınır/Gıda
Azot (N)
Fosfor (P)
Potasyum (K)
Minimum
1.500
0.900
2.800
Maksimum
2.000
1.400
3.500
Kaynak: KAYGISIZ, Himmet; H
Bu veriler uyulması gereken kesin rakamlar olmaktan çok birer rehberdir. Üreticilerimiz verilen sınırlar içinde rakamları kendi şartlarına adapte edebilirler. Örneğin; çok geçirgen kumlu topraklar ve çok yağış alan Karadeniz Bölgesi topraklarında özellikle azot için maksimum rakamlar benimsenmelidir.
Yetiştirme mevsimi, sera tipi, seranın ısıtılıp ısıtılmadığı, üreticinin deneyimi, tohum çeşidi vs. göz önüne alınarak, elde edilmesi mümkün olan ürün miktarı hedef olarak seçilmelidir.
Bu ölçüler içerisinde hedefimizi dekara 15 ton olarak belirlemiş isek yetiştirme mevsimi boyunca toprakta bulunması gereken saf madde NPK (azot, fosfor, potasyum) miktarlarının sırası ile 30 kg. azot, 21 kg fosfor ve 52,5 kg potasyum olması gerekir.
Toprak tahlili neticesi bulunan besin maddeleri bu miktarlardan çıkarılarak uygulanması gereken net besin maddesi miktarları bulunabilir.
Bu tespitten sonra, uygulanacak gübre miktarlarının taban ve üst gübrelemedeki yüzde paylarının tespit edilmesi gerekir.
Hıyarda uygulanacak gübrelerin taban ve üst gübrelemedeki payları tablo 4’te gösterilmiştir.
Tablo 4: H
Dönem
N
P
K
Dikim öncesi tabana
25-30
70-90
60-70
Dikim sonrası üste
70-75
10-30
30-40
Kaynak: KAYGISIZ, Himmet; Sera Üreticisinin El Kitabı, İstanbul-1993
Bu bilgilerin paralelinde hıyar yetiştiriciliğinde tabana 8-10 ton iyi yanmış çiftlik gübresi, ayrıca suni gübre olarak 50-60 kg. Amonyum Nitrat + 35-40 kg. Triple Süper Fosfat (TSP) + 65-70 kg. Potasyum Nitrat birbirleriyle iyice karıştırılarak fide dikiminden 10-15 gün önce toprağın yüzüne serilerek en az 15-20 cm. derinliğinde toprak işlenmelidir Eğer bu gübre karışımı hazırlanamazsa yerine 15-15-15 gübresinden 100-125 kg. verilerek aynı işlem yapılmalıdır.
Taban gübrelemesi yapılan seralarda sıra andalların hazırlanmasına gelmiştir. Bu iş için sera tabanı güzelce tırmıklanmalı ve toprak tesviye edilmelidir. Andallar tabandan 15-20 cm. yükseklikte ve 60-70 cm. eninde hazırlanmalıdır. İki andal arasında 90-100 cm. çukur yürüme yolu bırakılmalıdır. Kenarlardaki andallar ile sera plastiği arasında en az 25-30 cm. aralık bulunmalıdır. Ancak hafif kumlu topraklarda dikimin sırtlara (andallara) yapılmasına gerek yoktur. Böyle seralarda düz olarak dikim yapılabilir.
 
 
 
 
Andal 60-70 cm
Yürüme Yolu 90-100 cm.
 
 
Hıyar fideleri ana yapraklar (kotiledon) hariç 4. yaprak meydana geldiğinde fazla bekletilmeden hazırlanmış olan andalların her birine iki sıra olmak üzere sıra üzeri ve sıra arası 50 x 50 cm. mesafelerle dikilmelidir. Dikimde çukur derin açıl-mamalı ve fidenin kök boğazına kesinlikle toprak gelmemelidir. Fidelerin dikimi esnasında toprak nemi (tav) yeterli olmalıdır. Dikim, havanın serin olduğu saatlerde yapılmalıdır.
Andallara dikilen fideler, kök çürüklüğüne karşı harç ilaçlamasında kullandığımız gibi ikili ya da üçlü karışım şeklinde hazırlanan ilaçlı su ile can suyu şeklinde bitki kök boğazına gelecek şekilde ilaçlanmalıdır. Bu maksatla 100 litre suya 250 cc. Previcur’N + 100 gr. Carbendazim şeklinde ikili karışım veya Captan + 400 gr. Benomyl veya Carbendazim şeklinde üçlü karışım hazırlanabilir.
Çapalama
Seraya dikilen fideler gelişmeye başlayınca bir hafta içinde birinci çapa, ondan bir süre sonra ikinci çapa yapılmalıdır. Çapalar yapılırken andalın orta kısmındaki toprak çapayla kök boğazına doğru çekilerek boğaz doldurması yapılmalıdır.Boğaz doldurma bitkinin toprakla birleştiği kök boğazında kökler teşekkül etmeye başlayınca yapılmalı ve kotiledon dediğimiz ilk çıkan yapraklar toprak altında bırakılmamalıdır. Boğaz doldurmanın zamanını iyi tayin etmek ve doğru olarak yapmak çok önemlidir. Çünkü zamansız ve hatalı boğaz doldurma bitkide ölümlere ya da büyümede duraklamalara sebep olur.
Malçlama
Bitkilerin daha iyi gelişme gösterebilmeleri için toprağın fiziksel özelliklerini (sıcaklık, nem vb.) artırmak, kaliteli, erkenci ve bol ürün almak amacıyla toprak yüzeyinin ince bir tabakayla kaplanmasına malçlama denir.
Malç materyali olarak çam pürü, bitki sapları, saman balyaları, torf gibi maddeler kullanılabileceği gibi daha kullanışlı olarak değişik renk ve kalınlıktaki plastikler malç materyali olarak kullanılabilir.
Yapılan bir araştırmada 0,02 mm. kalınlıktaki şeffaf plastik kullanılmış, sonuçta ise % 40’lık bir verim artışı sağlanmıştır.
Malçlamanın faydalarını şöyle sıralayabiliriz:
- Malçlama toprak yüzeyinde buharlaşmayı önlediğinden daha az sulamaya ihtiyaç duyulur.
- Şeffaf plastikle malçlamada toprak sıcaklığı 3-5 0C daha fazla olduğundan bitki kökleri daha iyi gelişmekte ve bu durum kuvvetli bir büyümeyi teşvik etmektedir. Malçlamadan istenilen faydanın sağlanması için dikim yönünün kuzey-güney istikametinde olmasında büyük yararlar vardır. Özellikle ipe sardırılan, uzun boylu ve birbirini gölgeleyen hıyar gibi bitkilerde dikim kuzey-güney istikametinde olmalıdır.
- Yabancı otların kontrolünde faydalıdır.
- Şeffaf plastik malçlarda, malçın altında biriken su damlacıkları ışığı yansıtarak sera içinde mütecanis bir aydınlatma (illimunasyon) sağlamakta ve bu durum fotosentez olayını artırmaktadır.
- Plastik malçlama toprak rutubetini tuttuğundan sera içerisinde rutubete bağlı olarak gelişen mantari ve bakteriyel hastalıkların yayılmasını önlemektedir (Yalancı Mildiyö gibi).
Malçlama toprak tam tavında iken dikime hazırlandıktan sonra plastik malç materyali gergin bir şekilde toprak üzerine serilir. Fidelerin geleceği yerlere + , O veya X şeklinde kesilerek fideler dikilir. Plastik yanlarından n şeklinde telle de toprağa tutturularak plastiğin kayması önlenir.
Ayrıca fideler dikildikten sonra da malç örtülebilir. Bu uygulamada malçın çekilmesi anında çok daha fazla dikkat etmek gerekir. 0,02 mm. kalınlığındaki plastik materyali dekara 18-20 kg. yeterli olmaktadır.
İpe Alma
H
Hıyar bitkilerinde gövde ve büyüme noktaları oldukça gevrek dokulardır. İpe alma ve sarma işlemlerinde bunların yaralanmamasına dikkat edilmelidir.
İpe almanın yararları şöyle sıralanabilir:
- İpe alma bitkide ışığı gören yüzeyin artmasını sağlar.
- İpe alınan hıyarda her türlü bakım işleri daha kolay olur.
- İpe alma üründe kaliteyi artırır
- İpe alınan hıyarlarda hastalık ve zararlı kontrolü kolaylaşır.
- Birim alana dikilen bitki sayısı artacağından verim artar.
Askıya alma şekilleri şunlardır:
Fideler yerlerine dikildikten sonra sıra üzeri boyunca yerden bir ip çekilir. Askı ipinin bir ucu yerdeki ipe, diğer ucu yukarıdaki tele bağlanır ve bitki bu ipe sardırılır.
İkinci bir yöntem ise, hıyarlar 10-15 cm. boylanınca dip kısmından ileride bitkiyi boğmayacak şekilde genişçe olmak şartıyla bir düğüm atılır ve diğer ucu özel askı çengeline veya tepedeki tele bağlanır. Askı teline bağlamanın ileride bitki tel boyuna ulaştığında aşağıya kaydırma veya tepede yer değiştirmede kolaylık sağlama gibi avantajları vardır.
Budama
Bitki boyu 30 cm. oluncaya kadar bu yüksekliğe kadar olan meyvelerin ve koltukların tamamı kesilir. Ancak ana gövdeden çıkan yapraklara dokunulma-malıdır. Bu işlemin yapılmasının ana sebebi bitkiyi güçlendirmektir. Bu dönemde bitkinin meyve vermesine müsaade edilirse, alınan gıda bölünmekte ve bitki istenilen güç ve kuvvete ulaşamamaktadır.
Bundan sonra bitki tele ulaşıncaya kadar ana gövdedeki çiçeklere dokunul-mamalıdır. Yan sürgünlerde (koltuklarda) ise bir meyve bir yaprak bırakılarak koltukların ucu koparılır. Bitki teli aşıp aşağıya doğru döndükten sonra ise koltuklar üzerinde iki meyve iki yaprak bırakılarak ucu kesilir. Ana gövde üzerinde oluşan meyvelere dokunulmaz. Ancak; eğri, şekilsiz ve standart dışı oluşan meyveler görülürse bunlar koparılmalıdır. Son yıllarda budama işçiliğinden tasarruf amacıyla yan dallanması zayıf çeşitler geliştirilmiştir.
Bitkinin daha iyi ışıklanma ve havalandırmasını sağlamak için görevini bitirmiş yaşlı ve hastalıklı yapraklarla, alt yan dal ve yapraklar temizlenir.
Sulama
Daha önce değinildiği gibi hıyarda meyvelerin % 95’ini su teşkil eder. Bu durum hıyarın suya düşkünlüğünün bir işaretidir. Bu nedenle hıyarın düzenli şekilde sulanması gerekir.
Uygulama şekli nasıl olursa olsun, toprağa tatbik edilen belirli miktar suyun toprak içindeki durumu şöyle özetlenebilir:
a) Bitkilerin kök bölgesi içinde kalarak kolayca kullanılabilen biyolojik su.
b) Sızarak bitki kök bölgesinden uzaklaşan faydasız su.
c) Bitki kök bölgesinin hemen altında kalıp, kapilarite ile bitkilere kısmen faydalı olabilen ölü su.
Biyolojik su miktarını etkileyen faktörlerden birisi, bitkinin kök yapısıdır. Oldukça yüzlek saçak köklerden oluşan hıyar bitkilerinde biyolojik su miktarı, domates, biber ve patlıcana göre daha azdır.
Hıyarın kök yapısı az su-sık su prensibinin benimsenmesini gerekli kılar. Hıyarda kullanılacak su miktarı ve sulama aralığı ortamın sıcaklığına ve bitkinin boyuna bağlı olarak değişir.
Üretici şartlarında uygulanabilecek iki tip sulama şekli vardır:
a) Damla sulama
b) Karık veya tava sulama
Karık, tava veya düz sulamalar için en iyi uygulama az su-sık su prensibini uygulamaktır. Bölgemiz şartlarında uygulanabilecek sistem küçük alanlarda hortumla tek tek sulama ve sıra aralarına açılan karıklara su verme şeklidir.
Bölgemizde yeterince tanınmamasına rağmen salma ve karık usulü sulamanın çeşitli mahzurlarını ortadan kaldıran yeni bir sistem de damla sulama metodudur. Bu sistemde bitkinin günlük su ihtiyacına günlük olarak cevap verebilme olanağı vardır. Su ile birlikte gübrelemenin de yapılması mümkündür.
Damla sulama sisteminin başlıca avantajları şunlardır:
- Aşırı suyun sebep olduğu, bitki besin maddelerinin topraktan yıkanarak uzaklaşması bu sistemle asgariye iner.
- Verilen sudan bitki tam olarak istifade eder.
- Aşırı suyun sebep olduğu aşırı nemden dolayı çoğalan hastalıklar bu sistemle azaltılır.
- İstenildiği anda istenildiği kadar su verme imkanı sağlar.
- Su ve işçilikten tasarruf imkanı verir.
- Verim ve kalitede artış sağlanır.
Kültür bitkilerinin günlük su tüketimleri bitkinin büyüklüğüne, mevsime ve kültürün su isteğine göre değişebilir. Fakat unutulmamalıdır ki, toprağa uygulanan belirli miktar suyun ancak belirli bir miktarı bitki tarafından alınabilir olup, kalan kısmı ya sızarak topraktan uzaklaşır veya toprak kolloidleri tarafından tutularak bitki emrine verilmeyebilir. Bu nedenle bitkinin günlük su tüketimi ayrı bir konu, bu tüketimi karşılamak üzere toprağa uygulanacak su miktarına karar vermek ayrı bir konudur.
Sera alanlarının çoğu tınlı karakterde, organik maddece yeterli olduğundan uygulanan suyun % 60-65’i faydalı sudur. Diğer bir ifade ile, hıyarın günlük su tüketiminin % 40-45 fazlası günlük su olarak kullanılır ise, bu bitkinin su ihtiyacı karşılanmış olur. Seraya dikimden itibaren, bitkinin kök derinliğine göre bir ıskala oluşturulursa bir dekar alana uygulanacak maksimum su miktarları ortalama olarak tablo 5’te görüldüğü gibidir.
Tablo 5: Bitki Kök Derinliğine Göre Günlük Maksimum Su İhtiyacı
Dönem
Kök Derinliği (cm)
Su İhtiyacı (günlük/ton)
Taze fide
7,5
1,45
Fide
10,0
1,93
Genç fide
15,0
2,90
Bitki
20,0
3,86
Bitki
25,0
4,83
Bitki
30,0
5,88
Kaynak: KAYGISIZ, Himmet; H
Tabloda verilen bilgiler bir rehber niteliğindedir. Hava şartlarına göre değişiklik gösterir. Tabloda verilen rakamların uygulanması durumunda, yapraklarda günün en sıcak saatlerinde hafif de olsa bir pörsüme görülüyorsa pörsüme şiddetine göre uygulanacak su miktarı artırılmalıdır. Serin havalarda ise bu miktarlar azaltılmalıdır.
Damla Sulama Sisteminde Debinin Ölçülmesi
Debi, belirli bir sistemde bir dakikada (veya bir saatte) boşaltılan su miktarı demektir.
Bir seraya döşenmiş olan damla sulama sisteminin debisini ölçmek için;
a) Toplam boru uzunluğu,
b) Toplam meme sayısı,
c) Meme başına ortalama debinin (dakikada cc. olarak) bilinmesi yeterlidir.
Meme başına ortalama debinin tayini için, sistem çalışır durumda iken, değişik hatların değişik memelerinden birer dakika süre ile akan su bir bardakta toplanıp ölçülür. Her memeden ayrı ve aynı süre için ölçüm yapılmalıdır. Ölçüm yapılan meme sayısı ne kadar fazla olursa yapılan işlem o derece doğru ve sağlıklı olur.
Değişik memelerden yapılan ölçümler arasında fazla bir farklılık olmamalıdır. Aksi takdirde sistemde tıkanma veya başka bir arıza var demektir.
Sonuç olarak ortalama meme verimi (debi) bulunur ve toplam meme sayısı ile çarpılarak tüm sistemden bir dakikada boşaltılan su miktarı bulunur.
Örneğin; 10 memeden yapılan ölçümler sonucu ortalama meme verimi 45 cc/dk. olarak bulunmuş ve tüm sistemde 4.400 adet meme mevcut ise, bu sistemin dakikadaki debisi: 4.400 x 45 = 198.000 cc (198 lt), saatteki debisi ise 60 x 198 = 11.880 lt’dir.
Tespit edilen bu ölçülere göre örneğin; seraya 4 ton su vermek için sistemin çalışma süresini hesaplamak basit bir orantıdan ibarettir.
11,88 ton su 60 dk’da akıyor ise
4,00 ton su X dk’da akar
__________________________________
4,00 x 60
X = -------------- = 20 dakika
11,88
Eğer bu hesaplar karışık geliyorsa en pratik çare sera içinde birkaç yere, bitkinin kök derinliğinde çukur açarak, bu çukurların dip kısımlarında sistemden sızacak suyu takip etmektir.
Bu çukurlar iki meme arasında açılmalıdır ki, memeden çıkan suyun direkt etkisinde olmamalıdır.
Sistem çalıştırıldıktan makul bir süre sonra bu çukurlar kontrol edilmeli ve dip kısımda su sızıntısı görülünce sistem kapatılmalıdır.
Üst Gübreleme
Üst gübrelemeye başlama zamanı kültürlere, toprak yapısına ve hava şartlarına göre değişirse de, genellikle ilk meyvelerin görülmesinden itibaren başlamak uygundur. Daha erken başlanacak gübrelemeler sonucu bitki köklerinin toprak içindeki dağılım alanı kısıtlanır, diğer bir ifade ile kökler tembelleşir. Ayrıca bitkilerin mahsule yatması gecikir.
Taban gübrelemesinde tavsiye edilen gübreler verildiği takdirde hıyarın ihtiyacı olan besin maddeleri toprağa teorik olarak verilmiştir. Ancak; çiftlik gübrelerinin uygun ortamlarda saklanamaması içindeki besin maddelerin özellikle azotun kaybolmasına sebep olmaktadır. Ayrıca azot toprakta da çok hareketli olduğu için toprağa verilmiş olan azot da kök derinliğinin altına inebilmekte ve etkili kök bölgesinden uzaklaşmaktadır.
Bu sebepten çiçeklenme ve meyve bağlama döneminden itibaren bitkinin gelişmesine ve mahsul yüküne göre sulamalarla birlikte 4 taksitte 1 dekara toplam 20 kg. Potasyum Nitrat, 16 kg. Amonyum Nitrat ve 3 kg. Magnezyum Nitrat verilmelidir.
Bitkinin mikro element ihtiyacını karşılamak için mikro element ağırlıklı yaprak gübreleri kullanılmalıdır. Bir önceki yıl mikro element noksanlıkları görülmüşse buna özellikle dikkat etmek gerekir.
Eğer seranızda damla sulama sistemi varsa; bu sistemin getirdiği en büyük kolaylıklardan birisi de gübre uygulamalarına getirdiği kolaylıktır.
Ancak; bu sistemle uygulanacak gübrelerin belirli özellikleri vardır. Bu özellikleri şöyle sıralayabiliriz:
a) Sulama sisteminde aşınmaya sebep olmamalıdır.
b) Suda % 100 çözünmeli, memelerin tıkanmasına sebep olacak artık bırakmamalıdır.
c) Bitki tarafından kolay alınması için şelatlanmış olmalı ve bünyesinde iz elementleri ihtiva etmelidir.
d) Bitkilere zararlı ve toprak bünyesini bozan kimyasal maddeleri (Cl, Fl, Na, HCO3 ve aşırı SO4) içermemelidir.
Tüm bu özellikleri taşıyan gübreler oldukça pahalı oldukları için tüm sezon ihtiyacını bu gübrelerle karşılamak ekonomik sınırların üzerine çıkar. Bu yüzden ana besin maddelerini şu gübrelerle karşılama yoluna gitmeliyiz:
- Azot ihtiyacı için: Amonyum Nitrat (% 33) ve Üre (% 46).
- Potasyum ve Azot ihtiyacını birlikte karşılamak için: Potasyum Nitrat (13-0-46).
- Fosfor ihtiyacı için: Fosforik asit.
Fosforik asit aynı zamanda tıkanan deliklerin açılmasında da kullanılır.
Işık şiddetinin düşük olduğu geç sonbahar ve kış aylarında üre kullanımı tavsiye edilmez. Bu nedenle, soğuk mevsimde azotun nitrat formu kullanılmalıdır.
Kompoze gübrelerle sülfat içeren gübrelerin damla sulama sistemlerinde kullanımı risklidir. Fosforlu gübrelerin (süper fosfat, triple süper fosfat) suda erime problemleri vardır.
Damla sulama sistemi ile uygulanacak gübre miktarları, uygulanacak su miktarı ile orantılıdır. Genel tavsiye, her 1 litre suyun içinde ortalama 0,3 gram saf NPK bulunması şeklindedir. Bu doz ve uygulanacak su miktarına göre, kullanılacak gübre miktarını hesaplamak kolaylaşmaktadır.
Örneğin; dekara 1500 litre su ile uygulanacak 10-45-12 formülasyonlu bir gübreden ne kadar kullanacağımız şöyle hesaplanır:
- Bu formülasyonlu bir gübrenin 100 gramında toplam 10 + 45 + 12 = 67 gram NPK vardır.
- Kullanacağımız 1500 litre su ile uygulanacak saf madde miktarı:
1500 x 0,3 = 450 gram olacaktır.
- Buna göre:
67 gram saf NPK 100 gram gübrede varsa
450 gram saf NPK X gram gübrede vardır.
------------------------------------------------------------------
450 x 100
X = --------------- = 672 gram.
67
Yani vereceğimiz 1500 litre suyla beraber maksimum 672 gram gübre vermeliyiz.
Serada İklim Şartları
Hıyar sıcağı seven bir bitkidir. Ancak sıcaklığın da bir üst sınırı vardır. Sıcaklığın 35 0C’nin üzerinde uzun süre devamı, bitkilerin gelişmesini ve mahsul verme gücünü azaltır.
En uygun sera içi sıcaklık 25-28 0C’dir. Hıyarın meyve bağlaması için gerekli olan en düşük sıcaklık 15 0C olarak verilmekte ise de, 12 0C’nin altına düşürülmemesi genel bir tavsiyedir. Bu derecenin altında üretim yapılmak isteniyorsa seraların ısıtılması gerekir.
Vejetasyon döneminde bitki için uygun nem % 70-80’dir. Orantılı nemin % 50’nin altına ve % 90’ın üzerine çıkması halinde nem ayarlamasını yapmak gerekir. Karadeniz Bölgesi’nde düşük nem çok nadir görüldüğü için fazlaca tedbire gerek yoktur. Yüksek nemi düşürmek için ise havalandırma yapmak gerekir.
Hasat
Hasat 2-3 günde bir yapılabilir. Tam verime geçtiğinde ise her gün hasat yapılabilir. Hasat mutlaka bıçakla yapılmalı, meyveler asılarak kopartılmamalıdır. Meyvelerin çizilmemesine ve zedelenmemesine özen gösterilmelidir. Sıcak dönemlerde hasat sabah erken veya akşam saatlerinde yapılmalıdır. Hasada gelmiş meyveler vaktinde toplanmalıdır. Aksi takdirde üstte meyve tutumu engellenir. Toplan-mayan meyveler çeşide bağlı olarak şişer veya uzar. Bu da pazar değerini düşürür. Hıyarın verim ortalaması 15-18 ton/dekar’dır. Hıyar meyveleri hemen pazarlanamazlarsa 10-12 0C sıcaklıkta ve % 95 nem koşullarında 10 gün kadar saklanabilirler.
 
 
 
 
 
ÇİLEK YETİŞTİRİCİLİĞİ
 
GİRİŞ
Üzümsü meyveler grubuna giren türlerden en önemlisidir.Çilek meyvesi gerçek bir meyve olmayıp yenen kısmı 40-60 kadar pistilin birleştiği çiçek tablasıdır.
Çilek yüzeysel kök yapan otsu bir bitkidir.Kökler iyi drene edillmiş(süzek)topraklarda 60-70 cm’ ye kadar iner.Ağır topraklarda ise kökler yatay büyür.
Çileğin kök gövdesi ya da taç kısmı : çok kısalmış bir gövdedir.
Çilek yaprakları 2/5 düzeninde spiral olarak dizilmiştir.İlkbaharda havalar ısınınca patlayan embriyonik yapraklar 2-3 hafta sonra tam büyüklüğe erişir.Her yaprağın 1-3 ay ömrü vardır.
Kollar (stolonlar)yaz boyunca yeni yaprakların koltuklarındaki tomurcuklarından oluşarak gelişirler.
Çilekte çiçekler salkım şeklindedir.Buna değişmiş gövdede denilebilir. Çilekte iyi tozlanma gereklidir.İyi tozlanmış meyvelerde şekil bozukluğu olur.Tozlanmadan sonra meyve genelde 30-35 günde olgunlaşır.
ÇİLEĞİN GÜN UZUNLUĞUNA DUYARLILIĞI
 
Çilekte kısa günde çiçek gözleri, uzun günde kol gelişimi olur.Bu sebeple çilekte verim ile gün uzunluğu ijgilidir.Bu sebeple bir bölgeye uyan çeşit,diğer bölgeye uymayabilir.
Çiçek gözü oluşumunda gün uzunluğu ile sıcaklık ilişkisi ve çeşit özelliği bağlantılıdır.
 
ÇİLEK BİTKİSİNDE SOĞUKLANMA İHTİYACI
 
Soğuklamanın verim üzerine etkisi tartışmalı olmakla birlikte, kalite üzerine olumlu etkisi olduğu kesindir.Çileklerin soğuklama ihtiyacı 400-500 saat olarak belirlenmiştir.
 
ÇİLEK ÇEŞİTLERİ
 
Yetiştirici çilekçiliğe başlamadan önce Pazar durumunu incelemelidir.Üretici reçel, marmelat ve meyve suyuna uygun bir sanayi çeşidinin Pazar şansını yüksek görürse, ona uygun çeşit seçmesi gerekir.Bazı bölgelerde çileğin dondurularak dışsatımı gelişmiştir.
Yetiştiricinin dikkat edeceği diğer hususlar ise;
-Çeşidin bölgeye uygun olup olmadığı,
-Verimliliği,hastalıklara dayanıklılığı,
-Pazarın aradığı çeşit olup olmadığı,
-Taşımaya dayanıklılığı,
-Bitkisinin kuvvetli olup olmadığı konularıdır.
Eğer seracılığa uygun çeşit düşünülmüyorsa,erkencilik çok önemlidir.Bazı bölgeler için son turfanda hasad önemlidir.Çilek bahçesi çeşidi karışmamış fidelerle kurulmalıdır.
·                    ALİSO
Meyve iri, meyve eti sert, verimli, tat kalitesi orta,bitkisi kuvvetli,meyvenin saptan kopması oldukça kolay, erkenci ve serada yetiştiriciliğide uygun bir çeşittir.Meyve uçlarında şekil bozukluğu görülür.Reçel, marmelat ve meyve suyuna oldukça uygun, sarılığa oldukça duyarlı bir çeşittir.Kışları ılık bölgeler için uygundur.
·                    TİOGA
Orta mevsimde olgunlaşır.Meyve iri, verimli ,meyve eti çok sert ,tat kalitesi orta ,derin dondurma ve gıda sanayii için oldukça uygun ,meyveninsaptan kopması güç ,botrisite dayanıklı ,sarılığa duyarlıdır.Yetiştiriciliği bütün bölgelere önerilir.Taşımaya dayanıklıdır.
·                    POCAHONTAS
Erken - orta mevsim çileği ,derin dondurmaya ve sanayiye uygun, tad kalitesi orta ,meyvenin saptan kopması.
kolay ,meyve eti sert ,sarılığa dayanıklı ,meyve çürüklüğüne duyarlıdır.Yetiştiriciliği bütün bölgelere önerilir.
·                    YALOVA-9
Aliso ve Arnavutköy melezidir. Erkenci ve seraya uygun bir çeşit olup ,Akdeniz bölgesi için önerilir.Meyve eti sert ,verimli ,koku ve tadı iyi ,meyvenin saptan kopması güç,bitkisi kuvvetli olup sarılığa dayanıklıdır.
·                    YALOVA -15
Tioga ve Arnavutköy melezidir. Meyve eti sert ,verimli tat ve kokusu çok iyi ve yerli çeşitlerimizi aratmayacak aromaya sahiptir.saptan kopması çok kolay,bitkisi kuvvetli ,sarılığa ve meyve çürüklüğüne dayanıklı,derin dondurmaya uygundur.akdeniz bölgesi dışında tüm bölgelere önerilir.
·                    YALOVA -104
Çok verimli ve iri bir çeşittir.Meyve eti oldukça serttir. Koku ve tadı yabancı çeşitlerden iyidir. Bitkisi çok kuvvetli olup ,sarılığa dayanıklıdır. Derin dondurmaya uygundur.Ilıman bölgeler için uygundur. Meyve çürüklüğüne dayanıklıdır.
·                    BALCALI-1
Uzun konik koyu kırmızı renklidir. Meyve eti serttir,meyvenin saptan kopması zordur,sarılığa duyarlı ,meyve çürüklüğüne dayanıklı, aroması iyi sofralık bir çeşittir. Akdeniz iklimi ve kışları soğuk bölgeler için uygundur. Verimli bir çeşittir.
·                    BALCALI-2
Köşeli uzun ,parlak kırmızı, meyve eti sert ,aroması iyi sofralık bir çeşittir. Sarılığa duyarlı ,meyve çürüklüğüne dayanıklıdır. Akdeniz iklimi için uygundur. Verimli ve orta erkenci bir çeşittir.
·                    BALCALI-3
Uzun konik ,parlak koyu kırmızı, meyve eti sert ,meyvenin saptan kopması zor, aroması iyi sofralık bir çeşittir. Sarılığa duyarlı, meyve çürüklüğüne orta derecede dayanıklıdır. Çok erkenci ve örtü altı sebzeciliği için uygundur.
·                    DOUGLAS
Konik,kırmrzı ,meyve eti sert,saptan kopması kolay,aroması iyi,sofralık ve derin dondurmaya uygun bir çeşittir. Sarılığa duyarlıdır. Meyve çürüklüğüne dayanıklıdır. Tüm bölgelerde yetiştirilir,verimlidir.
·                    DANA
Uzun konik ,parlak kırmızı, meyve eti orta sertlikte ,saptan kopma kolaylığı orta,,sarılığa dayanıklılığı orta ,aroması orta ,meyve çürüklüğüne dayanıklı sofralık bir çeşittir . yüksek verimli, açıkta yetiştiriciliğe uygun iri meyveli çeşittir.
·                    BRİO
Konik kırmızı ,meyve eti sert, iyi aromalı ,meyvenin saptan kopması zor sofralık bir çeşittir. Sarılığa duyarlı meyve çürüklüğüne dayanıklıdır. Verimli, açıkta yetiştiriciliğe uygundur.
·                    216
Yuvarlak konik ,kırmızı meyve eti sert, saptan kopması orta derecede aroması iyi sofralık bir çeşittir. Sarılığa duyarlı ,meyve çürüklüğüne dayanıklıdır. Çok erkenci, çok iri meyveli ,yüksek verimli, yaprak leke hastalığına duyarlıdır.
·                    PAJARO
Konik ,koyu kırmızı, meyve eti çok sert, meyvenin saptan kopması zor , aroması çok iyi ,sofralık bir çeşittir. Sarılığa orta derecede duyarlıdır. Meyve çürüklüğüne dayanıklıdır. Orta mevsimde hasat edilen ,çok verimli, orta-iri meyveli bir çeşittir.
·                    CHANDLER
Konik ,kırmızı,meyve eti sert, saptan kopması zor, sarılığa orta derecede duyarlı ,meyve çürüklüğüne dayanıklı ,aroması iyi sofralık bir çeşittir. Orta erkenci ,yüksek verimli, özellikle Akdeniz ve Ege bölgesine uygundur.
·                    SELVA
Konik ,kırmızı ,meyve eti sert ,saptan kopma derecesi ortadır. Sarılığa duyarlılığı orta ,meyve çürüklüğüne dayanıklıdır. Aroması orta sofralık ,yüksek verimli, Akdeniz, Ege ve Karadeniz bölgelerine uygun bir çeşittir.
·                    RED CHİEF
Uzun konik ,koyu kırmızı, meyve eti sert ,saptan kopması zor, sarılığa ve meyve çürüklüğüne dayanıklı ,derin dondurma ve sanayiye uygun ,iyi aromalı bir çeşittir.
·                    HONEOYE
Konik koyu kırmızı, meyve eti sert ,saptan kopması zordur.Aroması iyi ,sarılığa ve meyve çürüklüğüne dayanıklıdır. Derin dondurma ve sanayiye uygundur. Soğuk bölgelere uygun bir çeşittir.
·                    LESTER
Konik, koyu kırmızı, meyve eti sert ,saptan kopması zor ,sarılığa ve meyve çürüklüğüne dayanıklıdır. Aroması iyi derin dondurma ve sanayiye uygundur.
 
AÇIKTA ÇİLEK YETİŞTİRİCİLİĞİ
 
Çilek -10 oC ‘ye kadar yetiştirilebilir. Daha soğuk bölgelerde bitkilerin saman ,kuru yaprak gibi materyalle örtülerekdondan korunması gerekir. Çilek yetiştiriciliği için en uygun toprak ; süzek, kumlu-tınlı ve hafif topraklardır. Kireci fazla topraklar çilek için uygun değildir. Toprak PH’ sı 7.0 - 7.5 olan topraklarda önemli bir problem yaratmamaktadır.
Çilek , toprak kökenli mantarsal hastalıklara karşı duyarlı olduğu için dikim yapılacağı toprağın bu hastalıklardan ve nematod yönünden temiz olması gerekir. Bunun için bir önceki mevsimde buğday, arpa gibi tahıl ekilmiş araziler tercih edilmelidir. Böyle topraklar bulunmadığı taktirde toprak metilbromit ,vapam,kloropikrin gibi ilaçlarla fümige edilmelidir.
Toprak derin işlendikten sonra dekara 3-4 ton çiftlik gübresi atılmalıdır. Ayrıca dekara 30-35 kg kompoze gübre verilmelidir.
Büyük arazilerde karık pulluğu ile,küçük alanlarda ise elle 60-70 cm genişliğinde ,20-30 cm yüksekliğinde masuralar açılarak toprak dikime hazır hale getirilir. Çilek yetiştiriciliğinde ilkbahar dikimi ,kış dikimi,yaz dikimi,sonbahar dikimi olmak üzere 4 dikim zamanı vardır.
 
İlkbahar Dikimi
Kışları soğuk geçen bölgelerde genellikle Nisan ayında yapılan bir dikimdir. Bu dikimde frigo fideler veya fidelikte Ocak - Şubat aylarında sökülmeyip bekletilen fideler kullanılır. Bu fideler Mayıs ve Haziran aylarında az miktarda çiçek açarak meyve verirler. Bunların esas ürünü 1 yıl sonraki Haziran ayındadır. Bu bitkilerin 1 yıl boyunca su ,besin maddesi ihtiyaçları karşılanmalı ve hastalık ve zarlılardan korunmalıdır.
 
Kış Dikimi
 
Kışları ılık geçen yerlerde yapılır. Dekara yaklaşık 8000 adet bitki dikilir. Dikimler fidelikten sökülen yavru bitkilerle yapılır. Akdeniz Bölgesinde kış dikimi için en uygun zaman Ekim 15 - Kasım 15 arasıdır. Ilkbaharda açıkta Mart ortasından itibaren ürün alınmaya başlanır .Ayrıca alçak ve yüksek tüneller altında çilek yetiştiriciliği yapılırsa, ,açıkta yetiştiriciliğe göre yaklaşık 15 -30 günlük erkencilik sağlanır.
Kış dikiminde fidelerin tutma yüzdeleri yüksektir. Bitkilerin sulanması önemli sorun yaratmaz. Kış dikiminin ikinci yılında ,teknik ve kültürel önlemlerin iyi alınması ,hastalık,zararlı ve yabancı otlarla iyi mücadele edilmesi halinde verim yaz dikimi kadar yüksek olabilir. Dikim sıra üzeri ve sıra arası 25 x 30 cm olmak üzere yapılır.
Yaz Dikimi
Frigo bitkilerde yapılır. Bu dikim sisteminde verim kış dikimine göre 2-3 kat daha fazladır. Ancak ürün kış dikimine göre biraz geç kalmaktadır. Akdeniz Bölgesinde yaz dikimi için en uygun zaman Temmuz 15 - Ağustos 15 arasıdır.-20 OC ‘den çıkartılan frigo fideler bir gece suda bırakılır. Sonra dikim yapılır. Fideler sıra üzeri ve sıra arası                     30 x 32 cm olarak dikilir. Yazın sulama büyük problem teşkil eder. Dekara yaklaşık 6200 adet bitki dikilmektedir. Bütün yaz ve sonbahar aylarında büyümelerine devam eden bitkiler giderek kuvvetlenmekte ve kışa 5-10 gövdeli olarak girmektedirler. Böyle bitkiler kış soğuklarınakarşı dayanıklı olmaktadırlar. Tesis edilen bölgeye göre bu bitkiler Şubat -Mart aylarında bol çiçek açar ve meyve vermeye başlar .Akdeniz kıyı kesiminde ürün Haziran- Temmuz ayına kadar devam eder . bu dikim sisteminde bir dekarlık alandan ortalama 3-8 ton ürün alınmaktadır.
Akdeniz bölgesinde uzun yıllardan beri yapılan araştırmalar yaz dikim sisteminin bütün öteki sistemlerdenüstün olduğunu göstermiştir.
 
Sonbahar Dikimi
 
Bu dikim sisteminde fideler ,Eylül-Ekim aylarında fidelikten sökülerek asıl yerlerine dikilmektedir. Meyve erken ,kalite ve verim düşük olmaktadır. Bu dikim sisteminde yetiştiriciliğin ısıtılan sera veya yüksek tünellerde yapılması gerekir.
 
FİDE DİKİMİ
Fideler serin ve nemli havalarda dikilmelidir. Fide açılan çukurlara tam kök boğazı seviyesinde dikilir. Dikimden önce kök (8-10 cm kalacak şekilde ) ,taç tuvaleti (2-3 genç yaprak kalacak şekilde)yapılarak bitkilerin tutma oranı arttırılır. Dikimden sonra cansuyu verilir. Yaz dikiminde bitkiler 15 gün ,günde en az 3 defa olmak üzere çok iyi sulanmalıdır.
Yaz dikiminde dikimden 6-8 gün sonra açan çiçekler koparılmalıdır.
 
ÇİLEK BAHÇESİ BAKIMI
Çilek yetiştiriciliği sırasında yabancı otların çıkmaması ,erkenci, temiz ve kaliteli ürün elde etmek için masuralar; siyah plastik ,buğday sapı, çam iğneleri gibi örtü materyali ile örtülmelidir (malçlama). Malç olarak en çok kullanılan materyal siyah plastik örtülerdir.
Çilek aşırı suya karşı duyarlı bir bitkidir. Aşırı sulama sonucu sarılık ve mantari hastalıklar ortaya çıkar. Sulama suyunun tuzluluğu 5.0 milimost ‘ dan fazla olursa kullanılmamalıdır. Sulama yöntemleri yağmurlama , karık sulama ve damlama sulamadır. Damlama sulama kontrollü olduğu için en ideal sulama yöntemidir. Bu yöntemin yapılamamadığı yerlerde yağmurlama sulama yapılmalıdır.
En iyi gübreleme toprak ve yaprak analizine dayalı olarak yapılandır.Çiçekler açar açmaz dekara 20 kg amonyum sülfat verilir. Gübreleme ;çiçekten sonra bir ay aralıklarla dekara 20 kg amonyum sülfat olmak üzere her ay yapılmalıdır. Toplam olarak dekara 100-120 kg amonyum sülfat verilir.
Çilek yetiştiriciliğinde kol temizliği verim yönünden önemlidir. Çıkan kollar vakit geçirilmeden temizlenmelidir. Aksi halde verim düşer.
 
HASTALIK VE ZARARLILARLA MÜCADELE
Çilek hastalıkları kökte, meyvede ve yaprakta görülür . Kök hastalıkları topraktan bulaştığı için toprak fümigasyonu veya sterilizasyonu şarttır.
Meyve çürüklüğüne karşı meyve tutumundan sonra birkaç defa sistemik mantari ilaçlar atılmalıdır. Meyve çürüklüğünün fazla görüldüğü yerlerde alçak ve yüksek tünellerin ,plastik ve cam seraların havalandırılmasına önem verilmelidir. Ayrıca yaz dikimlerinde bitkilerin sıra arası ve sıra üzeri mesafeleri geniş tutulmalıdır.
Çilek zararlıları olan kırmızı örümcek ,yaprak bitleri,dana burnu, kadı lokması ile mücadele yapılmalıdır.
Virüs ve nematod problemlerinden kurtulmanın en iyi yolu ise sağlıklı fide ile bahçe tesis edilmesidir.
 
HASAT VE AMBALAJ
Hasat günün erken saatinde yapılmalıdır. Uzak pazara gönderilecek çileklerde meyveler ¾ oranında kızardığı zaman hasat edilmeledir. Çilek ; meyveden tutmadan,meyve el ayasında kalacak şekilde, sapı tırnakla 1 cm kalacak şekilde kesilerek derilmeli ,1/2 ve ¼ kg’ lık plastik kaplar ile pazara gönderilmelidir.
 
 
 
 
 
 KUŞBURNU YETİŞTİRİCİLİĞİ
1. GİRİŞ
Yurdumuzun çeşitli yörelerinde doğal popülasyon halinde yaygın olarak bulunan kuşburnu, içerdiği mineral madde ve vitaminler yönünden gıda ve ilaç sanayinde aranan bir bitki durumundadır.
Kuşburnu meyveleri C,P (Permeabilite), A, B1, B2, E ve K vitaminleri ile mineral maddelerden özellikle P ve K elementleri bakımından oldukça zengindir. 100 gr. Kuşburnu da bir sandık portakala eş değer C vitamini vardır. Kuşburnu meyvesi limon ve domatesten 30-40 defa, elmadan ise 300 defa daha fazla vitamin içermektedir.
Kuşburnu meyveleri marmelat, reçel, meyve suyu, bitkisel çay ve bebek mamalarının yapımında; ayrıca C vitamini bakımından fakir olan diğer meyve ve sebze sularının da vitamince zenginleştirilmesinde kullanılmaktadır. Çiçek ve yaprakları da bitkisel çay olarak değerlendirilmektedir. 
Halen birçok Avrupa ülkesinde ilaç hammaddesi olarak değerlendirilen kuşburnunun halk hekimliğinde böbrek ve mesane taşlarına, ishale, diş eti kanamalarına, yan ve göğüs ağrılarına karşı kullanıldığı bilinmektedir.    
Kökleri oldukça derine ulaştığından ve kuraklılığa dayanıklılığı nedeni ile verimsiz alanların değerlendirilmesinde, erozyon kontrolünde, özellikle dikenli tipler ise çit bitkisi olarak kullanılmaya çok uygundur.
Ayrıca, özellikle Rosa rugosa gibi türler park ve bahçelerde süs bitkisi olarak değerlendirilebilir.
Ülkemizde kuşburnu bitkisine duyulan ilginin artmasına paralel olarak son yıllarda kuşburnu mamülleri üreten gıda sanayi kuruluşlarının sayısı da artmıştır. Bu konuda ilk sırayı alan Tokat ilinin merkez ve ilçelerinde 4 büyük kuruluş kuşburnu mamülleri üretimi yapmaktadır. Ne yazık ki, bu kuruluşlar yeterli hammadde bulamamanın sıkıntısını çekmektedirler. Örneğin; Tokat Merkez İlçede bulunan Dimes Gıda Sanayi 5 000 tona kadar meyve işleme kapasitesine sahip olduğu halde, 1999 yılı içerisinde ancak 550 ton meyve temin edebilmiştir. Bu rakamlar dahi hammadde konusunda ki acil ihtiyacın anlaşılması için yeterince bilgi vermektedir.
Mevcut sanayi kuruluşlarının ve halkın kuşburnu meyvesine olan talebi sonucunda kuşburnu pazarları oluşmaktadır. Bu yılda (1999) Tokat ilinde kuşburnu meyvesi 120 000 – 200 000 TL/Kg üzerinden alıcı bulmuştur. Ekonomik açıdan incelendiğinde gerek satış için hazır Pazar imkanları ve gerekse yüksek satış fiyatı ile kuşburnu bitkisi dar gelirli çiftçilerimizin en önemli gelir kaynağı olacaktır.
Gerek iç talebin karşılanması, gerekse ihraç imkanlarının arttırılması için bol ve kaliteli kuşburnu meyvesine duyulan ihtiyaç gün geçtikçe artmaktadır. Hali hazırda bazı illerimizde kuşburnu bitkisi tohumla üretilerek erozyon kontrolünde kullanırken, bazı illerimizde ise doğal popülasyonları, gül yetiştiriciliğinde anaç olarak kullanılmak,yakacak temin etmek, arazi açmak gibi nedenlerle tahrip edilmektedirler. Ayrıca bazı hastalık ve zararlılarda doğal kuşburnu popülasyonlarında önemli kayıplara sebep olmaktadır.
Ülkemizde doğal popülasyon halinde bulunan değişik kuşburnu tiplerinin tespiti, bunların muhafaza altına alınması, çeşitli kullanım amaçlarına uygunluk durumlarının araştırılması, uygun görülen tiplerin meyveciliğe kazandırılması ve çoğaltılması ülke ekonomisine katkılar sağlayacağı gibi, kırsal kesimde, iklim ve toprak şartlarının ekonomik bir kültür tarımına uygun olmadığı yörelerimizde ki halkımıza da yeni gelir kaynağı olanağı doğuracaktır.      
Kuşburnu (Rosa spp) yetiştiriciliğine ilgi duyan çiftçilerimize gerekli olan pratik ve teorik bilgilerin aktarımı amacı ile bu broşür hazırlanmıştır.
2. KUŞBURNU’NUN EKOLOJİK İSTEKLERİ
2.1. İklim İstekleri
Kuşburnu bitkisi deniz seviyesinden itibaren, 2 500 metre yükseklikteki yerlere kadar çok uzun bir sahada yetişmektedir.
Yayılış alanından da anlaşılacağı üzere çok değişik extrem iklim şartlarına karşı çok dayanıklı bir bitkidir.
Soğuğa karşı çok mukavimdir.
Mayıs – Haziran – Temmuz aylarında çiçek açtığı için donlardan zarar görmezler. Yükseklere çıkıldıkça çiçeklenme zamanı gecikmekte ve meyve kalitesi artmaktadır.
Kök sistemleri çok derine indiğinden kuraklığa karşı mukavimdirler.
En iyi gelişmeleri nehir kenarlarında olur.
Kış soğuklanma ihtiyacı yüksek olduğundan Akdeniz sahil kesiminde pek bulunmazlar.
Özellikle vegetasyon döneminde ki yeterli yağış meyve iriliğini arttırmaktadır.
Açık arazide, güneşlenmenin yüksek ve bol olduğu yerlerde, güney marazlarda meyve rengi ve iriliği ile birlikte meyvede ki C vitamini içeriği de artmaktadır.
2.2. Toprak İsteği
Toprak konusunda seçici değildirler. Çok farklı yapılarda ki topraklarda yetişebilmektedirler.
Kumlu topraklarda çok iyi gelişir.
Besin maddelerince zengin, gevşek topraklarda en iyi gelişimi gösterirler.
3. DÖLLENME BİYOLOJİSİ ve ÇİÇEK ÖZELLİKLERİ
Kuşburnular da haploid kromozom sayısı, n = 7’dir. Türlerin büyük bir kısmı poliploittir. Türler arasında kromozom sayısı 2n = 14 ile 2n = 42 arasında değişmektedir.
Kuşburnu türlerinin büyük bir kısmı kendine verimlidir. Kendilemede meyve tutum oranları genelde % 40’ın üzerindedir. Bu oran R. canina’da % 82,2, R. rubiginosa’da % 84,9 gibi çok yüksek rakamlara ulaşır. Ancak R. pandulina türü kendine kısırdır. Serbest tozlamada meyve tutum oranı çok yüksek olduğundan bahçe tesisinde karışık türlerin bir arada olması istenmektedir.
Kuşburnu türlerinde çiçekler salkım şeklinde olup tek veya 2-15 tanesi bir arada bulunur. Çiçek rengi tür ve yetişme şartlarına göre beyaz, pembe, kırmızı ve sarıdır. Çiçeklerde 5 çanak, 5 taç yaprak ve çok sayıda erkek ve dişi organ bulunur. Çiçeklenme tür ve iklime bağlı olarak Nisan-Mayıs-Haziran aylarında olmakta ve 15-25 gün sürmektedir. Meyveleri yalancı meyve olup, receptaculum (çiçek tablası) içeri doğru çökerek ovaryumu az veya çok içeri almıştır(Hypanthium).
Meyve şekli basık yuvarlaktan uzun eliptik şekle kadar değişmekte, sarı, turuncu veya kırmızı renktedir. Meyveleri tür özelliğine ve bitkinin bulunduğu ekolojik şartlara göre Ağustos ortası Ekim başı arasında olgunlaşır.
Kuşburnu çok uzun ömürlü bir bitkidir. Halen Almanya’da bir kilisenin bahçesinde 300 yıllık olduğu sanılan kuşburnu bitkisinin bulunduğu belirtilmektedir.   
4. ÇOĞALTILMASI
 4.1. Tohum İle Çoğaltma
Kuşburnu tohumları yüksek oranda Absisik asit (ABA) içerdiklerinden kolay çimlenme göstermezler. Bazı kuşburnu türlerinde tohumla çoğaltmada çok az açılım ortaya çıkmakta, dolayısı ile bu türlerin çoğaltılmasında tohumla çoğaltma yöntemine baş vurulmaktadır.
Tohumlar ıslak nehir kumu içinde + 5 °C’ de 90-120 gün bekletilerek katlama işlemine tabi tutulduğunda çimlenme oranında artış gösterir.
Konsantre H2SO4 (Sülfirik Asit) ile 5 dakika aşındırma işlemine tabi tutulduğunda çimlenme oranında % 24-60 oranında artış gözlenmiştir.,
Yüksek oranda çimlenme elde edebilmek için meyveler sarımsı veya hafif kırmızıya döndüğü dönemde toplanmalıdır. Meyvelerden çıkartılarak doğrudan araziye ekim yapıldığında en uygun ekim zamanı Eylül sonu, en uygun ekim derinliği ise 2,5 cm’ dir.
Bir meyve içinde 20-40 adet tohum bulunmaktadır. Özellikle bazı türlerde ana bitkiden çok farklı özelliklere sahip tipler ortaya çıktığından tohum ile üretim istenmez. Tohum ile çoğaltılmış bitkiye fidan değil ancak çöğür denilebilir. Bu şekilde elde edilmiş kuşburnu bitkisi ile bahçe tesisi ileriye dönük pek çok problemi de beraberinde meydana getireceğinden bu tür uygulamalardan kaçınılmalıdır.
Hollanda menşeili Rosa rugosa türünde tohumla çimlenme gücü çok yüksektir. Bu şekilde elde edilmiş çöğürler özellikle park ve bahçe tanziminde kullanılmaya çok uygundur. Rosa rugosa yöremizde mevcut Rosa Canina türüne göre farklı özellikler göstermektedir.
Rosa rugosa Nisan sonunda başlayarak vegetasyon dönemi devam ettiği sürece Kasım ayı dahil çiçeklenmeye devam etmekte, her yeni sürgünün ucunda çiçeklenme ve tip özelliğine göre 1-15 adet meyve oluşturmakta, meyve içinde 30-50 adet çekirdek bulunmaktadır.
4.2. Çelikle Çoğaltma
Çelikle üretim için Sonbahar sonunda veya kış başlangıcında bir yaşlı 6-9 mm çaplı dallar kesilmelidir. 15-20 cm uzunlukta kesilen çelikler demet halinde nemli kum veya pist yosunu içinde tutulur. Bu çelikler önce nem geçirmeyen kağıda, sonra nemli gazete kağıdına, daha sonra da nem geçirmeyen kağıda sarılarak buz dolabında muhafaza edilir. Daha sonra ilk baharda köklendirmeye alınır. Aynı yıl süren dalların kısmen sertleştiği devrede alınan yumuşak odunsu çekirdeklerde uygun ortamlarda köklendirilebilir. 
Kuşburnu türlerinde çelikten köklendirmede görülen zorlukların ortadan kaldırılması daha doğrusu köklenme oranının arttırılması için çeşitli hormonların köklenme üzerine etkisi kanıtlanmış ve pratiğe intikal etmiştir. Çeliklerin köklendirilmesinde oksin grubunda yer alan IBA, IAA ve NAA gibi hormonlar kullanılmıştır. çeliklerin köklendirilmesinde en iyi sonucu veren IBA (İndole-3-Butyric Acid) olmuştur. Çeliklere hormon uygulaması sonucunda köklenme oranı bakımından türler arasında olduğu gibi aynı tür içerisine giren farklı tipler arasında da önemli farklar ortaya çıkmaktadır.
Kuşburnular da dikensiz tiplerin köklenme oranları dikenlilere göre daha yüksek olmaktadır. Diğer yandan çelik üzerinde göz sayısının artması da köklenme oranını artırmaktadır.
Tokat çevresinde ki doğal floradan alınan kuşburnu çeliklerinin köklenmesi üzerinde yapılan bir araştırmada, en yüksek köklenme oranı (% 48) 2000 ppm’lik IBA uygulamasından elde edilmiştir.
4.3. Aşı ile Çoğaltma
Seleksiyon çalışmalarında bulunan tiplerin çoğaltılmasında ortaya çıkan sorunların bertaraf edilebilmesi amacıyla, 1995 yılında Tokat Meyvecilik Üretme İstasyonu Müdürlüğünde başlatılan “Çeşitli Kullanım Amaçlarına Uygun Kuşburnu Tiplerinin Çoğaltılması Projesi” kapsamında 4 yıl süren çalışmalar sonucunda çok başarılı sonuçlar elde edilmiştir.
Anaç materyali olarak gül yetiştiriciliğinde kullanılan dikensiz Rosa Multiflora anacı kullanılmıştır. Böylece dikensiz tek bir gövde üzerinde, selekte edilen tiplerden aldığımız gözlerle yaptığımız yongalı ve “ T “ göz aşıları tekniği (Ek- 1,2) ile kuşburnu fidanları elde edilmiş ve seri üretime geçilmiştir.
Proje kapsamından 4 yıl boyunca 10 Ocak- 20 Ekim tarihleri arasında belirlenen 7 periyotta yaklaşık beş bin adet aşı yapılmıştır.
 10 Ocak- 20 Nisan tarihleri arasında Yongalı Göz Aşısı tekniği ile yapılan sürgün göz aşılarında en yüksek aşı tutma oranı %97,9 ile 10-20-28 Şubat tarihleri içerisine alan ikinci periyotta elde edilmiştir. 10-20 Ocak tarihlerini içine alan 1. Periyotta aşı tutma oranı %95,4 10-20-30 Mart tarihlerini içine alan 3. Periyotta aşı tutma oranı %74,5 ve 10-20 Nisan tarihlerini içine alan 4. Periyotta aşı tutma oranı % 62,9 olmuştur.
Durgun Göz Aşılarında 20 Temmuz – 10 Ekim tarihleri arasında 3 ayrı periyotta Yongalı ve “T” Göz Aşısı tekniği ile yapılan aşılarda en yüksek aşı tutma oranı % 82,0 ile 20-30 Temmuz      10–20-30 Ağustos tarihlerini içerisine alan 5. periyotta ve “T” aşı tekniği ile yapılan aşılarda olmuştur.
Durgun göz aşılarında aşı tutma oranında ikinci sırayı % 74,1 ile 10-20-30 Eylül tarihlerini içine       alan 6. Periyotta ve “T” aşı tekniği ile yapılan aşılar almıştır.
İlimiz ve çevre illerden gelen yoğun taleplerin karşılanması amacıyla proje sonuçları da dikkate alınarak 2000 yılı sonbaharında çiftçimize intikal ettirilmek üzere, Tokat Meyvecilik Üretme İstasyonu Müdürlüğü’nde 16.000 adet Kuşburnu fidanı üretimine başlanmıştır.
4.4. Doku Kültürü İle Çoğaltma
Rosa türleri meristem, anter, koltuk altı, sürgün ucu, kallus ve embriyo gibi değişik doku kültürü yöntemleriyle çoğaltılabilmektedir.
Rosa türlerinde yapılan kallus kültüründe yeni meydana gelen bitkilerde sürgün özelliği bakımından varyasyon ortaya çıkmış, ancak bitkilerin kök yapıları ana bitkiye benzer bulunmuştur.    
Rosa türlerinin doku kültürü ile çoğaltılmasında, büyümeyi düzenleyici maddelerin değişik etkileri vardır. Yapılan çalışmalarda oksinler gurubundan en çok NAA ile FAA, gibberellinlerden GA3, stokininlerden kinetin ile zeatin ve BA kullanılmıştır.
Çoğaltmada 2 hormon kombinasyonu kullanıldığında köklendirme daha başarılı olmaktadır. Türler ve çeşitlerin ortamdaki sitokinin ve oksine karşı farklı farklı tepkileri tesbit edilmiştir. Stokininlerce zenginleştirilmiş bir gelişme ortamında köklenme genellikle mümkün olmamaktadır. Rosa türleri köklenme için hormonsuz veya düşük konsantrasyonlu oksin ve stokinin içeren bir ortama transfer edilmelidir.
5.BAHÇE TESİSİ
Kuşburnu için çok farklı dikim mesafeleri önerilmektedir. Bunun sebebi her türün farklı gelişim, dallanma ve habitüs oluşturmasından kaynaklanmaktadır.
Tavsiye edilen dikim mesafeleri 1x 1,5 - 1,5 x 2 – 3,5 x 1,2 – 3 x 2 – 3 x 3 gibi çok geniş bir aralık göstermektedir. Bu dikim mesafeleri göz önüne alındığında dekara 111 - 667 adet fidan dikilebilmektedir.
Müessesemizde üretimine başladığımız aşılı kuşburnu fidanları kök sürgünü vermediğinden ocak şeklinde değil, tek bir ana gövde üzerinde aşı yerinden dallanma göstermektedir. Anaçlık tesisi için yaptığımız denemelerde sıra aralarının traktörle sürülebilmesi için mesafeler 3 metre, sıra üzeri mesafeler ise 2 metre olarak belirlenmiştir. Bu durumda dekara 160 bitki düşmektedir.
Kışı şiddetli geçen iklim bölgelerinde fidanların ilkbaharda dikilmesi daha uygundur. Bu tarih şiddetli soğuk ve donlardan sonra, havaların yumuşamaya başladığı ilkbaharın başlangıcı sayılan günlere rastlamaktadır. Esas itibariyle fidan dikim dönemi, sonbaharda ağaçlar yapraklarını döktükten itibaren başlayarak, tomurcuklar patlayıncaya kadar devam eder. İklim elverişli ise fidanın sonbaharda dikilerek ilkbaharda vegetasyonun başladığı döneme yerine adapte olmuş vaziyette girmesi en uygun durumdur.
Fidan dikilecek çukurlar sonbaharda yağışlardan önce açılarak toprağın tavlanması ve havalanması sağlanmalıdır. Fidan dikilecek yerler 60 x 60 cm genişlik ve derinlikte açılmalıdır. Daha yüksek seviyede bitki besin elementi ihtiva eden üstten çıkan toprağın, üzerinden bir yıl geçmiş yanmış çiftlik gübresi ile karıştırılarak fidan çukurunun tabanına, alttan çıkan toprağın ise çukurun üst kısmına konulmasına dikkat edilmelidir.
Fidan dikilirken aşı yerinin ve kök boğazının toprak seviyesinden yukarıda kalmasına çok dikkat edilmeli, dikimden sonra çukurun etrafında çanak oluşturularak fidan için gerekli suyun alınmasına yardımcı olunmalıdır.
Kuşburnu fidanları dikim esnasında hereğe gerek duymazlar.
Fidanların dikiminden sonra toprak iyice sıkıştırılarak hemen can suyu verilmelidir.
Meyve tutumunun artırılması için kapama kuşburnu bahçelerinin değişik türler ile kurulması tavsiye edilmektedir.
6. VERİM
Birim alandan yüksek verim alınması seçilen tiplerin meyve irilikleri yanında, bol çiçek ve meyve oluşturmasına bağlıdır. R. canina’dan geliştirilen kültür çeşitlerinde meyve ağırlığının 8-10 g arasında olduğu belirtilmektedir. Yabani olarak gelişen kuşburnu meyvelerinde ağırlığın 1,31-3,12g arasında değiştiği bildirilmiştir.
Doğal olarak yetişen kuşburnu bitkilerinden bitki başına ne kadar meyve alınabileceğine dair sağlıklı bir bilgiye rastlanmıştır.
Kültüre alınmış tiplerin verimi ile ilgili araştırma sonuçları da farklılıklar göstermektedir.
Verim ile ilgili yapılan bir çalışmada dekara verim 520-1000 kg (Simenak, 1982; Kühn,1992), diğer bir çalışmada dekara 160 bitki bulunduğunda dekara verim 270-425 kg (Berger, 1992) arasında ölçülmüştür.
Çalı başına verim ile ilgili olarak yapılan bir araştırmada çalı başına verim 2-8 kg (Nitransky, 1974), diğer bir çalışmada 1.7-2.6 kg (Berger, 1992) arasında bulunmuştur.
Aşılı kuşburnu fidanları ile oluşturduğumuz anaçlık parselinde üç yaşlı fidanlarda yaptığımız ölçümde ise çalı başına verim 1.2-2.1 kg olarak tesbit edilmiştir.
7.1. Toprak İşleme
Bahçe toprakları çok değişik amaçlarla işlenir. Genel olarak;
a)      Bitkilerin su ve gıda maddelerine ortak olan yabani otları öldürmek,
b)      Çeşitli gübrelerin toprağa karışmasını sağlamak,
c)      Toprak verimliliğini artıran mikroorganizmaların faaliyetini artırmak,
d)      Kök bölgesinin solunumunu, topraktaki besin maddelerinin çözünürlüğünü ve toprağın havalanmasını temin etmek,
e)      Yağmur, kar sularının toprak tarafından emilimini kolaylaştırmak, kurak yerlerde ve meyilli arazilerde su kaybını en aza indirmek,
f)        Toprakta kışlayan haşerileri yok etmek, şeklinde özetlenebilir.
Kuşburnu bahçelerinin sonbaharda toprak tavında iken iklim bölgesinin durumuna göre Ekim-Kasım ayları içerisinde var ise traktörle 15-20 cm derinlikte pullukla işlenmesi yoksa bel ile bellenerek alt üst edilmesi çok faydalıdır. Bu şekilde işlenmiş olan bahçelerde yağan yağmur ve kar suları, toprak tarafından çok iyi tutulduğundan, fidanların gelişimi ve meyve verimi artmaktadır.
Özellikle fidanın gelişme dönemlerinde sıra aralarının pullukla sürülerek, sıra üzerilerinin çapalanarak yabancı otlardan arındırılması fidanın sürgün verimini teşvik eder.            
7.2. Sulama
Kuşburnu bitkisinde kök gelişimi çok iyidir. Kazık kökler çok derinlere kadar ulaştığından kuraklığa çok dayanıklıdır.
Sulama olanaklarının uygun olduğu yerlerde, özellikle fidanların ilk bir kaç yılında yağmursuz geçen vegetasyon dönemlerinde toprağın durumuna bakılarak 20-25 günde bir defa olmak üzere 4-5 defa sulama yapılması çok faydalı olacaktır.
Yağışsız geçen dönemlerde, uygun zamanlarda yapılan sulamalar bitki gelişimini ve meyve verimini olumlu yönde teşvik etmektedir.
7.3. Gübreleme
Uygun gübreleme, yeni sürgünlerin meydana gelmesini, bitki boyunu, meyve iriliğini ve ağırlığını, çalı başına verimi ve meyve eti oranını önemli ölçüde artırmaktadır.
Gübre uygulamasında hektara 40-45 kg N, 30-50 kg P205 ve 80 kg K20 veya hektara 250 kg
1,5: 1: 2,5 oranında kompoze gübre verilmektedir.
Tavsiye edilen gübre uygulaması ile çalı başına 4.66 kg olan verimin 7.58 kg’a yükseldiği tespit edilmiştir.
7.4. Budama
Kuşburnu bitkisi düzenli ve fazla budamaya ihtiyaç duymaz. Özellikle ocak şeklindeki bitkide dal seyreltme şeklinde hafif bir budama verim ve kaliteyi artırmaktadır.
R. multiflora üzerine aşılı kuşburnu fidanlarında tek bir gövde üzerinde aşı yerinden dallanmalar meydana geldiğinden bitkinin budama ile kontrol altına alınması ve istenen şeklin verilebilmesi mümkündür.
Aşılı kuşburnu fidanları ile oluşturduğumuz anaç parselinde yaptığımız budamalar ile bitkinin meyve veren dallarının güneşten daha çok istifade edebilmesi, hasadının kolay olması için yan dallanmalar kontrol altına alınmıştır.
Özellikle R. canina gibi türlerde 2 yaşlı dallarda meyve oluşumunun söz konusu olduğu unutulmamalıdır. Budama sırasında yeni sürgünleri teşvik etmek amacıyla yaşlı dallar dış kısma bakan gözlerin üzerinden uygun şekilde budanmalı, dalların birbiri üzerine gelerek güneşlenme ve hasadı zorlaştırmasına müsaade edilmemelidir.
Nadiren de olsa aşı gözünün altında anaçta oluşan sürgünler kesilerek yok edilmelidir.
7.5. Hasat
Kuşburnu meyvelerinin hasadında özellikle vitamin C içeriğinin en yüksek olduğu dönemler gözlenmelidir. Meyveler en yüksek C vitamini oranına fizyolojik olgunlukta ulaşmakta ve bu zaman genel olarak Eylül-Ekim aylarına denk düşmektedir. Bazı Rosa türlerinde ise fizyolojik olgunluk Temmuz-Ağustos aylarında olmaktadır. Olgunlaşma bakımından  Rosa canina türü içinde de bir varyasyon mevcuttur.
R. rugosa türüne ait meyveler Ağustos sonunda toplandığında 1000 mg/100 g C vitamini içerirken, Ekim ayında toplandığında 47 mg/100 g C vitamini içermektedir.
R. tomantosatürüne ait meyveler Ağustos ayında toplandığında 950 mg/100 g, Ekim ayında toplandığında ise 279 mg/100 g C vitamini içermektedir.
Kuşburnu meyvelerinin olgunlaşması için geçen süre türlere göre değiştiği gibi aynı tür içindeki tiplerde de değişiklikler göstermektedir.
Tokat yöresinden selekte edilen 95/22 nolu tipin meyvelerinin fizyolojik olgunluğa erişmesi Ağustos ayı sonunda olurken, 95/9 nolu tipin meyveleri Eylül ayı sonunda fizyolojik olgunluğa erişmiştir.
Özellikle hasat ve işlemede kolaylık sağlamak açısından farklı olum zamanlarına sahip kuşburnu tiplerinin selekte edilerek çoğaltılması da ıslah çalışmalarında çok önemli bir yere sahiptir.
7.6. Zirai Mücadele
Hastalık ve Zararlı
Mücadele Zamanı
Mücadele Yöntemi ve Kullanılan İlaçlar
- Külleme                                                                               
-Yaprak ve tomurcuk teşekkülü ile başlayıp 5-6 günde bir 5-6 defa ilaçlanır.                                                
1- Kükürt(Toz ve sıvı halde)uygulanır.                                                                                                                            
2- Benlate Fungucide, Nimrod Anvil, Morestan WP 25, Karathane LC
- Gül filiz Arısı
- Budama esnasında
- Bitkilerde %5 zarar görüldüğünde I. İlaçlama,   15-20 gün sonra II. İlaçlama  
1- Dallar kesilerek yakılır.  
2- Gushation M WP 25, Agragathion 25 WP, Folidol MEC 360, Fosforin M, Karthion M, Poligor, İzgor 40 EC                   
- Gül filiz burgusu
- Budama esnasında
- Mart sonu-Nisan ortasında %5 zarar görüldüğünde I. ilaçlama, 15 gün sonra II. İlaçlama
1- Dallar kesilerek yakılır.
 2- Fosforin M, Karthion M, Poligor,    Dimeton 40 EC, Lonnate 20
- Meyve Gal Arısı
- Ergin çıkışından önce
1- Toplanan galler yakılır.
-Kök Çürüklüğü
(Fusarium sp, Alternaria sp, Phomopsis sp.) 
-  Fidan yetiştirilirken
- Budamadan sonra toprak üstü aksama
1- Steril Materyaller kullanılmalı
2-      Quadris, Daconil, Visclor, Speromil, Hektonil, Agrokonil,Korkonil
            HASTALIK VE ZARARLILARLA İLGİLİ AYRINTILI BİLGİLERİN BU KONUDA GÖREVLİ YETKİLİ ELEMANLARDAN ÖĞRENİLMESİ VE ZİRAİ MÜCADELENİN BU ŞEKİLDE GERÇEKLEŞTİRİLMESİ EN UYGUN YÖNTEM OLACAKTIR.
“ÇEŞİTLİ KULLANIM AMAÇLARINA UYGUN KUŞBURNU TİPLERİNİN ÇOĞALTILMASI” PROJESİ KAPSAMINDA
YAPILAN AŞILARIN TUTMA ORANLARI
 
AŞI TARİHİ
AŞI ORTAMI
AŞI METODU
YILLARA GÖRE AŞI TUTMA ORANLARI
AŞI TUTMA ORANI SONUÇLARI (%)
1995
1996
1997
1998
A)     SÜRGÜN GÖZ AŞOLARI
1.        PERİYOT (10,20 OCAK)
2.        PERİYOT (10,20,28 ŞUBAT)
3.        PERİYOT (10,20,30 MART)
4.        PERİYOT (10,20 NİSAN
 
B)      DURGUN GÖZ AŞILARI
5.        PERİYOT (20,30 TEMMUZ)
                      (10,20,30 AĞUSTOS)
5.        PERİYOT (20,30 TEMMUZ)
                      (10,20,30 AĞUSTOS
6.        PERİYOT (10,020,30 EYLÜL)
6.        PERİYOT (10,020,30 EYLÜL)
7.        PERİYOT (10,020 EKİM) 
 
AŞI ODASI
AŞI ODASI
SERA
SERA
 
 
AÇIKTA
 
AÇIKTA
 
AÇIKTA
AÇIKTA
AÇIKTA
 
YONGALI
YONGALI
YONGALI
YONGALI
 
 
YONGALI
 
“ T ”
 
YONGALI
“ T ”
YONGALI
 
--
--
425/600 = 70,8
192/300 = 64,0
 
 
213/360 = 59,1
 
229/300 = 76,3
 
55/120 = 45,8
57/90 = 63,3
65/90 = 55,5
 
112/120 = 93,3
149/150 = 99,3
95/120 = 79,1
63/150 = 42,0
 
 
78/150 = 52,0
 
142/150 = 94,6
 
49/90 = 54,4
64/90 = 71,1
50/90 = 55,5
 
60/60 = 100,0
88/90 = 97,7
61/90 = 67,7
51/80 = 85,0
 
 
88/150 = 58,6
 
147/180 = 81,6
 
78/90 = 86,6
69/90 = 76,6
83/120 = 69,1
 
57/60 = 95,0
233/240 = 97,0
102/120 = 85,0
53/60 = 88,3
 
 
91/150 = 60,6
 
122/150 = 81,3
 
70/90 = 77,7
77/90 = 85,5
39/60 = 65,0
 





 
CEVİZ YETİŞTİRİCİLİĞİ
 
GİRİŞ
 
Ceviz ağacı , meyvesi ve kerestesi yönüyle oldukça önemlidir.Ayrıca yeşil kabuğundan ve kökleriden boya elde edilmektedir.Ceviz meyvesinde en fazla A vitamini bulunur (30 I-U ). Yağ oranı ise % 60 ‘ ın üzerin-dedir.Cevizin kuru ve taze tüketime uygun çeşitleri vardır.
 
Ceviz ; 800-1800 saat soğuklama ihtiyacı gösterir.
Ceviz ağacı ; -25 oC , + 38 oC ’ye kadar dayanıklılık gösterir.
 
TESİSİ VE BAKIMI :
                                               
Ceviz ağaçları ; toprak bakımından seçici olmamakla beraber taban suyu seviyesi kışın   2,5-3m.’den yukarı çıkmayan , fazla su tutmayan gevşek, süzek, çakıllı,alüvyial topraklardan hoşlanır.
Cevizin kirece dayanıklılığı fazladır.Yüksek taban suyu ceviz ağacının gelişmesinin aksamasına, yaprakların damar aralarının açık yeşil, damarlarının   kahverengi renk almasına , sürgün uçlrının kurumasına , bir kaç yıl içersindede ağacın kurumasına yol açar.
 
Ceviz bahcesi aşılı fidanlarla tesis edilir.Sulama imkanı olmayan
yerlerde çöğürler ,arazideki yerlerinde yerleştirilip sonra aşılanırlar.
Dikim aralıkları zayıf topraklarda ve yamaç arazilerde 10X10 m.;kuvetli , taban yerlerde ise dikim aralığı 12-14 m olarak ayarlanmalıdır.
Fidanlar 60cm.çap ve 60cm .derinlikte açılacak çukura dikileceklerdir.
Çukurun dibine 100-150’şer gram süper fosfat ve potasyum sülfat gübreleri konulduktan sonra çukurdan çıkan toprağa yanmış hayvan gübresi karıştırılarak , fidanlar aşı noktası dışarda kalacak şekilde
dikilmeli, yanına dikilecek hereğe bağlanmalıdır.Aşılı fidanlar 4-5 yaşından itibaren verime başlar.Dikim aralıklarını ise 10-12 yaşından sonra doldururlar.Bu zaman zarfında ara ziraatı yapılabilir.( vişne,uygun yerlere fındık,taban yerlerde tek yıllık bitki.)Ceviz ağacının en iyi anlaşacağı kültür bitkisi asmadır. Fidanların ilk dikim yılında ve imkan bulunan yerlerde yılda en az bir defa sulama yapılır. Sonbaharda bir defa derin ,ilkbaharda torak zemininin uygun olduğu dönemde yüzlek sürüm yapılır.
 
Fidanlar dikimde 4-5 göz üzerinden budanırlar .İlk yılın kış budamasında doruk dal 180cm’den kesilr. Doruk dalın tepe kısmına yakın boyunlu gözler koparılır. Seçilen ilk ana dalın altındaki kuvvetli sürgünlerde uç alma yapılır. Ancak HARTLEY gibi terminal tomurcukları verimli olan çeşitlerde uç alma yapılmaz.
 
ÜRÜN BUDAMASI :
Ceviz ağaçlarında verimi artırmak üzere taç içerisini sıklaştıran fazla kalınlaşmamış dallar dipten, taç yüzeyini oluşturan dallar da 2-3 yıllık dal seviyelerinden budanarak seyreltimelidir. Ürün budamasında daima çıkarılan dalın kalınlığının bırakılan daldan ince olmasına özen gösterilmelidir.
Ceviz ağacı 100-150 sene gibi ömre sahiptir.
Tekniğine uygun tesis edilmiş bahçelerde ağaç başına verim 120-150kg olmaktadır.
 
STANDART CEVİZ ÇEŞİTLERİNDE ARANAN ÖZELLİKLER:
·                    Ağacın erken meyveye yatması,
·                    Periyodisite göstermemesi
·                    Ağacın verimli olması
·                    Soğuklar ve güneş yanıklığına karşı dayanıklı olması,
·                    Ağacın sağlıklı bir gelişme göstermesi,hastalık ve zararlılara karşı dayanıklı olması,
·                    Meyve iriliği, tüketimi   taze olarak yapılacak ceviz tipleri için çok iri (çap ortalaması38.1mm.’den büyük) kurutmalık cevizler için iri-orta (çap ortalaması 29.1mm.’den büyük) meyve şekli düzgün oval; iriliği mütecanis, kabuklu tane ağırlığı 10g’ dan fazla olması gereklidir.
·                    Meyve kabuğu açık ve parlak renkli,düzgün iki parçanın birbirine sıkıca yapışmış olması, ince olup kolayca kırılması gereklidir.
·                    İç kabuktan kolaylıkla bütün olarak çıkmalı , iç randımanı %50’den , iç ağırlığı 5 g’dan fazla,iç rengi çok açık olmalıdır.İç, kabuk boşluğunu tamamen doldurmalı , büzülme yapmamalıdır.Ceviz içinde bulunan total yağ miktarı kuru maddenin %70’inden çok   olmamalıdır.
Cevizlerde tohum anacı olarak halen BALABAN çeşidi kullanılmaktadır.
 
BAZI ÖNEMLİ CEVİZ ÇEŞİTLERİ:
ÇEŞİDİ 
ÖZELLİĞİ
TOZLAYICISI
Yalova 1
Akdeniz ve Ege dışındaki   tüm bölgelere önerilir. Taze ve kuru olarak tüketilir.Eylül sonunda hasat edilir.     
Yalova 2 Yalova 4
Yalova 2
Taze tüketime elverişlidir. Kaydadeğer hastalık , zararlı, soğuk ve güneş yanıklığı zarar.                                                                                            
Yalova 1
Yalova 3
Kuru olarak değerlendirmeye uygundur. Eylül sonunda hasat edilir. Hastalık ve zararlılaramukavimdir.                                       
Yalova 4
Yalova 4
Erkek ve dişi çiçekler birbirine yakın olgunlaşır.Kuru iç olarak tüketime elverişlidir.eylül sonunda hasat edilir.
Yalova1 Yalova 3
Şebin
Tomurcuklar geç patlar iç kuru ceviz olarak tüketilmeye elverişlidir.       
Bilecik
Bilecik
Tomurcuklar geç uyanır. Lezzetlidir.İçkuru ceviz olarak tüketilir. Eylül sonlarında hasat edilir. 
 
1974/4
İç ceviz olarak tüketilir.  
Yalova 4
1974/7
Taze tüketim için elverişlidir.Meyve çok iridir.
 
Franguetta  
İlkbaharda geç uyanır. Kış soğuklarına dayanıksızdır.
 
Hartley
Oldukça geç uyanır.Kabuklu olarak satılır.İç kuru ceviz olarak tüketime elverişli, Eylül ortalarında hasat edilir.
 
Payne 
İlkbaharda erken uyanır. Çok verimlidir. Hastalık ve zararlılara hasastır.iç kuru ceviz olarak tüketilir.Eylül sonunda hasat edilir.
 
Ashley
Payne’ye benzer verim ve kalitede üstündür.Yan tomurcuklar %80 verimlidir.
 
Midland
Meyve şekli oval ,üniform değil , kabuk rengi açık esmer, pürüzlülük orta, kabukta yapışma çok iyi
iç kuru ceviz olarak tüketime uygundur.Eylül’ünikinci yarısında hasat edilir.
 
 
HASTALIK VE ZARARLILARI:
 
Cevizlerde görülen en yaygın hastalık Karaleke , zararlı ise iç kurdudur. Şubat ayı içersinde %1.5-2’lik Bordo bulamacı ile bütün gövde ve dallar yıkanmalı, yere dökülmüş olan yapraklar , kurumuş dallar toplanarak yakılmalıdır. Mantar enfeksiyonuna karşı Mayıs ve Hazinan aylarında koruyucu olarak iki ilaçlama yapılmalıdır.(%0,5 lik bakırlı ilaç).
Meyveler can eriği iriliğini alınca Haziran ayı içersinde atılacak bakırlı ilaç ile iç kurduna karşı insektisit de tatbik edilmelir.Yine Temmuz ayının başında ve sonunda kabuk sertleşmeden önce 2 defa fungusit ve insektisit karışımı tatbik edilmelidir.
 
 
 
 
 
KÜLTÜR MANTARI YETİŞTİRİCİLİĞİ
 
Mantar sıcaklık ve nem miktarı kontrol altında tutulabilen, havalandırılması kolay, güneş ışığı almayan yerlerde yetiştirilebilirler.
Mağaralar, soğuk hava depoları, ışığa karşı yalıtılmış seralar, tünel ve galeriler, kümesler, depolar, ambarlar, bodrumlar ve modern mantar işletmeleri mantar üretimi yapılabilen yerlerdir.
Eğer yetiştiricilik için yeni bir tesis kurulmayacak ise mevcut yer ve binanın seçiminde aşağıdaki özellikler göz önünde bulundurulmalıdır:
Seçilen yer aydınlatma, havalandırma, ortam nemlendirilmesi ve temizlik için su ve elektrik gibi enerji kaynaklarına sahip ve ulaşım sorunu olmamalıdır.
Yapılar nem ortamının sağlanması için ıslatmaya uygunluğu ve zararlıların yuvalanmaması açısından tamamen betonarme olmalıdır.
Yapılardaki çatlak, kırık, dökük yerler onarılmalı kapı ve pencereler straforla izole edilmelidir.
Tavan yüksekliği en az 2,50 metre olmalıdır.
Tabanda atık suyun gideceği bir kanal olmalı, şayet yoksa suyun toplanıp alınacağı bir çukur açılmalıdır.
Seçilecek ısı sisteminin bacalı ya da bacasız olmasına bağlı olarak baca sisteminin ve havalandırma içinde karşılıklı havalandırma vantilatörlerinin takılacağı deliklerin açılması gerekir.
Mantar yetiştirme odasına girmeden önce ayakların dezenfekte edileceği, iş önlüğünün giyileceği, devamlı aydınlık gerektiğinde kullanılabilecek bir ön oda oluşturmakta fayda vardır.
·         Raflar
Yetiştirme odalarında mantar torbalarının yerleştirileceği raflar profil demirden yapılmalıdır. Ortamın rutubetli olmasından dolayı ahşap malzeme tavsiye edilmez. Çalışma kolaylığı açısından ilk rafın yerden 15-20 cm yüksekte, en üstteki rafla tavan arası mesafenin 80 cm ve rafların en fazla 3 katlı olması tavsiye edilmektedir.
·         Isıtma Cihazları
Mantarhanenin ısıtılması için en ideal cihazlar buhar kazanları olmakla birlikte çeşitli şekillerde ısıtma yapılabilir.
Buhar Kazanları: Bunlar kalorifer kazanları olup, elde edilen buharın galvanizli borularla odaya gönderilmesi suretiyle hem sıcaklık hem de nem sağlanmış olmaktadır. Modern mantarhanelerde bu sistemle ısıtma yapılmaktadır. Fazla yatırım gerektiren bir sistemdir.
Kömür Sobası: Ortamın ısıtılması ve üzerine konacak su kabı ile rutubet artışı sağlamakla beraber, homojen bir sıcaklık dağılımı sağlayamaz. Bu sebeple sobaya uzak kalan torbaların yeterli sıcaklık alamamasından, yakın olanların da aşırı ısınmasından dolayı yetiştirme odasında farklı hasata gelmeler gözlenebilir. Fakat yine de kare tipi yetiştirme odalarında kullanılabilir. Yetiştirme odasının nemi ise duvarların ve tabanın ıslatılması şeklinde sağlanabilir.
Kat Kaloriferi: Pahalı olmakla birlikte pratikte uygulanabilirliği en yüksek olan cihazdır. Nem soba sisteminde olduğu gibi yerler ve duvarlar ıslatılarak sağlanır.
Şofben: Şofbeni otomatik bir şekilde mantarhanenin ısıtılmasında kullanabilmek için bazı ek malzemeye ihtiyaç vardır. Bunlar: 1 adet devir-daim motoru, 1 adet termostat ayarlı elektrik şalteri ve 1 adet buhar üfleyici düzenektir. Fanın üflediği hava şofbenden ısınarak gelen sıcak su ile dolu radyatörün üzerinde ısınarak plastik borularla odaya dağılır. Bu düzenek termostat aracılığı ile otomatik olarak kontrol edilmekte olup; varildeki su seviyesi ve tüpün dolu olup olmadığının devamlı kontrol edilmesi gerekir. Bu sistemde 2-3 günde bir tüp harcanmaktadır. Ortam nemi ise duvar ve yerlerin ıslatılması ile sağlanmaktadır.
Elektrikli Isıtıcılar: Elektrikli ısıtıcılar odanın çeşitli yerlerine konularak termostatlı elektrik şalteri ile kontrol edilebilir. Nem, taban ve duvarların ıslatılması ve ısıtıcıların üzerine buhar kapları konularak sağlanabilir.
·         Ölçüm Cihazları
Mantar yetiştiriciliğinde gerekli olan ölçüm cihazları nem ölçmek için higrometre, oda sıcaklığını ölçmek için termometre ve kompost iç sıcaklığını ölçmek için cam termometredir. Bu cihazlar mantar yetiştirme odasını en iyi temsil eden yerlere yerleştirilir.
·         Havalandırma Cihazları
Havalandırma için biri dışarıdaki temiz havayı içeri alacak, diğeri de içerideki pis havayı dışarı atacak şekilde yerleştirilmek üzere iki adet yüksek devirli fana ihtiyaç vardır. Dışarıdaki havayı içeri alacak fan duvara ters olarak monte edilir ve önüne delikli plastik boru takılarak mantarların direkt olarak havaya maruz kalmaması sağlanır. Bu fanın karşı tarafına, duvarın alt kısmına içerdeki havayı emecek fan yerleştirilir. Fanın her ikisi de birlikte çalıştırılarak içerinin havası değiştirilir. Havalandırma fanının önüne mutlaka spor filtresi takılmalıdır.
·         Sulama Malzemeleri
Mantarın sulaması çok önemli ve dikkat gerektiren bir bakım işlemidir. Salma sulama kesinlikle yapılmamalıdır. Sulama, suyu ince zerrecikler halinde püskürten aletlerle yapılmalıdır. Bu da hortum ucuna takılan pülverizatör memesi veya bahçe hortumlarının ucuna takılan sulama başlıkları ile sağlanabilir.
·         İlaçlama Malzemeleri
İlaçlama malzemeleri olarak naylon eldiven, iş önlüğü, galoş, gözlüklü maske ve sırt pülverizatörü sayılabilir
1.Misel Ön Gelişme Dönemi
Misel ekilmiş kompost odalara getirilmeden evvel odalar % 1’lik formaldehit ve %1’lik DDVP ile ilaçlanır. 2 gün kapalı tutulur ve havalandırılır. Oda girişine %1’lik formaldehitli paspas veya kireç tozu konmalıdır.
Bu şekilde hazırlanan odalarda misel ekimi yapılmış kompost torbaları iyice karıştırılıp bastırıldıktan sonra ranzalara yerleştirilir. Torbaların üzerinde kalan boş kısımlar dışa kıvrılarak üzerleri %1’lik formaldehitten geçirilmiş ambalaj kağıdı ile kapatılır. Gazete vs. üzerinde baskı olan kağıt kullanılmamalıdır. Baskısız kağıt kullanmanın amacı, baskıda kullanılan boyadan kaynaklanabilecek küf, virüs vb. gibi zararlılardan korunmaktır. Örtme işlemi ile kompost, havadan bulaşabilecek zararlılardan korunmuş ve kompost yüzeyinden nem kaybı önlenmiş olacaktır. Eğer torbaların boş kalan kısmı üst düzeyi tamamen kapatacak şekilde fazla ise kapatma için bu fazla kısımlar da kullanılabilir. Eğer kağıt kapatılmışsa kağıtların üzeri ucuna pülverizatör memesi takılmış hortumla her gün sulanır. Kağıtlar kurumamalıdır. Bu ıslatma sırasında komposta su geçmemesine ve göllenme olmamasına dikkat edilmelidir. Aksi halde, bu göllenmelerin olduğu yerlerin alt kısmında küf hastalıkları oluşabilir. Preslenmiş kompostlarda bu tür işlemlere gerek olmayıp, sadece ortamda nem ve sıcaklığın ayarlanması yeterli olmaktadır.
Torba taşınması sırasında odanın kirlenen tabanı süpürülür ve % 2’lik Formalin ile yıkanarak dezenfekte edilir.
Misel ön gelişme devresinde oda sıcaklığı 20-24 0C, hava nemi % 80-90 arasında tutulmalıdır. Bu dönemde oda sıcaklığı 27-28 0C’yi kesinlikle geçmemelidir. Çünkü torbaların iç sıcaklığı oda sıcaklığından 2-3 0C daha fazladır. 30 0C’de misellerin büyümesi çok yavaşlar. 32 0C ve üzerinde ise ölmesi söz konusudur. Yine aynı şekilde düşük sıcaklıklarda 13 0C’nin altında faaliyetlerini yavaşlatırlar ve 0 0C’de ölürler. Bu nedenle kompost içi sıcaklığı ile misel gelişimi devamlı olarak kontrol edilmelidir.
İç sıcaklıktaki yükselmeye karşı, soğutma sistemi yoksa dışarıdan taze hava verilerek sıcaklık düşürülebilir. Ancak bu aşamada yüksek karbondioksit oranı istediğimiz için hiç taze havaya (oksijen) gereksinim yoktur ve taze hava verilmesi oda nemini düşüreceği ve kompost yüzeyinden buharlaşma yoluyla nem kaybına yol açacağı için tehlikelidir. Ancak, zorunlu kalınması durumunda düşünülmelidir.
Mantarları diğer bitkilerden ayıran en önemli özellik güneş ışığına ihtiyaç duymamalarıdır. Gelişmelerinin hiçbir döneminde ışık istemezler. Bu nedenle karanlık ortamda yetiştirilirler. Direk olarak gelen güneş ışığı mantarın kalitesini bozar, üzerinde çatlaklar ve lekeler oluşur. Işık ancak hasat ve bakım işleri sırasında kullanılmalıdır.
Bu dönemde oda içi nispi nem % 85-90 olmalıdır. Odada bulunan higrometre sık sık kontrol edilerek nem oranının bu seviyede olması sağlanmalıdır. Nemin azalması halinde toprak yüzeyi kurur ve verim düşer, kalite bozulur. % 90’ın üzerinde ise bir çok hastalıkların gelişmesi için uygun bir ortam oluşturur. Nem oranı düşükse yerler sulanarak veya duvarlara ıslak çarşaf asmak suretiyle ortamın nemi artırılabilir.
Kültür mantarı bütün yetiştirme periyodunda istediği nemli bir ortam hastalık ve zararlıların da gelişmesine uygundur. Bu yüzden herhangi bir hastalık yada zararlı görülmeden bile koruyucu olarak ilaçlamayı gerektirir.
Bu dönemde kullanılacak ilaçlar ve uygulama şekli tablo 3’te verilmiştir.
Tablo 3: Misel Ön Gelişme Döneminde Kullanılan İlaçlar ve Uygulama Şekilleri
Kullanım Yeri
Ticari Adı
Etkili Maddesi
Uygulama Dozu
Uygulama Şekli
 
Basudine (toz)
Diazinon
100 m2’ye 30 litre suda 200 gram.
Kompost yüzeyine
sisleme şeklinde
Sinekler
Malathion EC
Malathion
100 m2’ye 30 litre suda 100 ml.
Kompost yüzeyine
sisleme şeklinde
 
Malathion(%5’lik toz)
Malathion
100 m2’ye 100
litre suda 250 gr.
Topraklamadan 1gün
önce
Kırmızı
Örümcekler
Kelthane
Dicofol
100 m2’ye 30
litre suda 150 gr
Kompost yüzeyine
sisleme şeklinde
Bakteriyel Leke
Çamaşır suyu
Chlorine
100 litre suda 250
ml
Her sulamada
Kaynak: Naturel Mantar Kompost, Kültür Mantarı Yetiştirme Bilgileri ve İklimlendirme Sistemleri İçin Danışma Kitabı.
Yukarıda belirtilen koşullar yerine getirildiğinde 16-18 günde miseller kompostun her tarafını sarar. Misellerin tüm kompostu sarmasından sonra kompost rengi açık kahverengine dönüşür ve odada mantar kokusu hissedilir. Böylece misel ön gelişme dönemi (kuluçka dönemi) tamamlanmış olur.
Eğer bu 16-18 günlük süre içinde miseller iyi gelişmemiş ise şu nedenlere bağlı olabilir:
Kompostun aşırı ıslak ya da kuru olması,
Kompost iç sıcaklığının 30 0C’nin üzerine çıkmış olması,
Kompostun fakir ya da iyi hazırlanmamış olması,
Kompostun iyi hazırlanmış fakat pastörizasyonun yapılmamış olması,
Kompost pH’sının düşük ya da yüksek olması,
Kompostta misele zarar veren zararlı ya da hastalıkların olması,
Kullanılan miselin yaşlı olması (bekleme süresinin 2-3 günü geçmesi),
Oda sıcaklığının düşük olmasıdır.
2.Örtü Toprağı Dönemi
Misel ön gelişmesini tamamlayan mantar misellerinin baş bağlama aşamasına geçebilmesi için kompostun üzerine örtü toprağı olmaksızın da mantar yetiştirilebilir. Ancak verim, örtü toprağı kullanılmasına oranla büyük ölçüde düşer. Ayrıca örtü toprağı kompostun kurumasını önler ve kültür ortamını dışarıdan gelecek hastalıklara karşı korur.
İyi bir örtü toprağının, su tutma kapasitesinin yüksek, hava geçirgenliğinin iyi olması ve sulamadan sonra kaymak tabakası oluşturmaması gerekir.
Örtü toprağını pH’ı 7.2-8.2 arasında ve azotlu bileşiklerce zayıf (toplam organik azot oranı % 0.7-0.8) olmalıdır. Örtü toprağında eriyebilir tuzların yüksek düzeyde olması şapka oluşumunda gecikmeye, mantar sayısında azalmaya ve ortalama mantar ağırlığının artmasına neden olur. Bunun için iyi bir örtü toprağının etkin kireç oranı % 2,5-3,5’un üzerine çıkmamalıdır.
Örtü toprağı olarak torf (turba) adı verilen esmer veya koyu kahve renginde, göl kenarında çıkartılan % 80 oranında organik madde, % 20 ince kum ihtiva eden bir toprak kullanılır. Memleketimizin çeşitli yerlerinde bu topraklar bulunmaktadır.
Torfun bulunmaması halinde yukarıda sözü edilen özelliklere uygun olarak bahçe toprağı ile perlit ya da dişli dere kumu 3+1 oranında ( 3 kısım bahçe toprağı + 1 kısım perlit) karıştırılarak kullanılabilir.
Ayrıca artık mantar kompostu (hasat dönemi sonunda boşaltılan odalardan çıkan kompost) 1,5-2 yıl yığın halinde bekletildikten ve 5-6 kez yıkandıktan sonra yalnız başına ya da artık kompost + bahçe toprağı ile 3+1 oranında karıştırılarak örtü toprağı olarak kullanılabilir.
Yine elde mevcut torftan tasarruf sağlamak amacıyla artık kompost yarı yarıya torfla da karıştırılıp kullanılabilir.
Kuluçka dönemi sonunda plastik torbalardaki ambalaj kağıtları alınarak kompost yüzeyi muntazam şekilde düzeltilerek 3.5-4 cm kalınlığında, önceden pastörize edilmiş örtü toprağı serilir. Örtü toprağının kompost yüzeyinin her yerinde aynı kalınlıkta olması mantar verimi ve sulamanın uygun bir şekilde yapılabilmesi açısından çok önemlidir. Bu nedenle örtü toprağı 4 cm’lik ölçü tahtası yardımıyla muntazam bir şekilde serilmeli ve tahta bir tokmak yardımıyla düzeltilmeli ve fazla bastırılmamalıdır. Örtü toprağı serildikten sonra plastik torbaların fazla olan kısımları bıçakla düzgünce kesilmelidir.
Örtü toprağı serme aşamasında % 70-75 neme sahip olmalıdır. % 70-75 nem oranını sağlamak için kullanılacak suyun yarısını örtü toprağını sermeden 12 saat önce, kalan yarısını da serme işleminden hemen önce vermek gerekir. Bir miktar toprak avuç içinde iken kuvvetlice sıkıldığında, parmak aralarından damlayacak şekilde su sızıyorsa nem miktarı yeterli anlamına gelir.
Örtü toprağı serme işlemi sırasında kullanılacak bütün aletler % 2’lik Formalin ile yıkanmalıdır. Çalışanların ayakkabı ve elbiseleri temiz olmalı ve eldiven kullanılmalıdır. Örtme esnasında oda kapıları mümkün olduğunca az açılıp kapatılmalıdır. Çalışanların giriş-çıkışlarında hijyene son derece dikkat etmeleri gerekmektedir. Örtü toprağı serme işlemi sırasında oluşabilecek enfeksiyonların verimde büyük kayıplara yol açacağı unutulmamalıdır.
Toprağın serilmesinden hemen sonra yere dökülenler süpürülerek % 1’lik Formalinle yer temizlenmelidir.
Mantar üretiminde örtü toprağı kullanılmasının sebepleri ve örtü toprağının fonksiyonları şu şekilde sıralanabilir:
1.Büyüme, misel ve meyve gövdelerinin gelişimi için gerekli olan suyu sağlamak. Örtü toprağının suyu emmek için zamana ihtiyacı vardır. Bu su çok iyi muhafaza edilir ve azar azar serbest bırakılır. Bu açıdan örtü toprağı bir sünger gibi görev yapar ve böylece soğutmaya geçişten sonra, artık sulamanın durduğu dönemde, kurumaya izin vermeyen bir köprü kurulmuş olur. Ayrıca genç mantarların büyüme aşamasında, kısa dönemde çok su gerekmektedir. Bu suyun büyük bir kısmı örtü toprağı tarafından sağlanır.
2.Suyu buharlaştırmak ve uygun bir mikro-iklim oluşturmak. Üretim odasında belli oranda bir oransal atmosfer nemini muhafaza edebilmek için, örtü toprağından buharlaşma olması gerekir. Örtü toprağının topak topak olmasıyla bu topaklar arasında, pinlerin daha sağlıklı oluşumunu sağlayacak bir mikro-iklim oluşur. Topaklar arasındaki oransal atmosfer nemi havadakinden daha fazladır ve böylece genç pinler, fazla hava hareketleri ve diğer etkenlerden daha iyi korunur.
3. Kompost tabakasını kurumaktan korumak ve faydalı metabolik ürünlerin kaybolmasını engellemek. Örtü toprağından buharlaşma olur ve bu da kompost ıslaklığını belli bir seviyede tutar. Misel büyümesinin sonucu olarak, kompostta karbondioksit miktarı yükselir. Karbondioksitin yükselmesi misel büyümesini teşvik eder. Örtü toprağı bu karbondioksitin kaybolmasını önler.
Toprak örtülmesinden sonra oda temizlenir ve % 1’lik formaldehit ile ilaçlanır.
Örtü toprağı döneminde hastalık ve zararlılara karşı koruyucu amaçlı ilaçlamada kullanılan ilaçlar ve uygulama şekilleri tablo 4’te verilmiştir.
Tablo 4: Örtü Toprağı Döneminde Kullanılan İlaçlar ve Uygulama Şekilleri
Kullanım Yeri
Ticari Adı
Etkili Maddesi
Uygulama Dozu
Uygulama Şekli
 
Basudine (toz)
Diazinon
100 m2’ye 100
litre suda 250 gr.
Topraklamadan
sonra sulama şeklinde
 
Sinek
Malathion EC
Malathion
100 m2’ye 100
litre suda 100 ml.
Topraklamadan
sonra sulama şeklinde
 
Malathion(%5’lik toz)
Malathion
100 m2’ye 100
litre suda 250 gr.
Topraklamadan 10 gün
sonra
 
Dimilin
Diflubenzuron
100 m2’ye 100
litre suda 400 gr.
Sadece topraklamadan hemen sonra
 
Kırmızı
Agrimec
Abemectin
100 m2’ye 100
litre suda 30 gr.
Topraklamadan sonra sulama şeklinde
Örümcekler
Kelthane
Dicofol
100 m2’ye 30
litre suda 150 gr
Topraklamadan 10 gün sonrasına kadar her 5-7 günde bir
 
Yaş
Sporgon
Prochloraz
100 m2’ye 30
litre suda 300 gr
Tırmıklamadan sonra,
havalandırmadan önce
sisleme şeklinde
Kabarcık
 
Ve
Daconil
Chlorothalonil
100 m2’ye 100
litre suda 300 gr
Topraklamadan hemen sonra (Formalin yerine geçer) ve hasattan 1
hafta önce
Kuru
Benlate
Benomyl
100 m2’ye 100
litre suda 150 gr
Topraklamadan sonra
2 gün içinde
Kabarcık
Derosal
Carbendazim
100 m2’ye 100
litre suda 100 gr
Topraklamadan sonra
2 gün içinde
 
Topsin M.
Thiophanate
Methyl
100 m2’ye 100
litre suda 200 gr
Topraklamadan sonra 2 gün içinde
Bakteriyel Leke
Çamaşır suyu
Chlorine
100 litre suda 250
ml
Her sulamada sulama
suyu ile beraber
Kaynak: Naturel Mantar Kompost, Kültür Mantarı Yetiştirme Bilgileri ve İklimlendirme Sistemleri İçin Danışma Kitabı.
Örtü toprağı örtüldükten sonra oda sıcaklığı ilk bir hafta içerisinde yavaş yavaş 18-20 0C’ye düşürülmeli ve ilk mantarcıklar görülünceye kadar (örtü toprağının son haftasına kadar) bu şekilde devam etmelidir. Bu dönemde nem ise % 80-85 civarında tutulmalıdır.
Örtülen örtü toprağının kurumaması için püskürtme şeklinde, örtü toprağının yapısını bozmayacak basınçta, bütün yüzeylere eşit oranda sulama yapılmalıdır. Ancak aşırı sulamadan daima kaçınılmalıdır. Sulamalar sırasında kesinlikle komposta su geçmemelidir. Sulama aralığını tespit için nem tayini yapmak gerekir. Bu da basit bir şekilde el ile tespit edilebilir. El ayası ile toprak yoklandığında ele bulaşma oluyorsa nem yeterli demektir. Ayrıca nemi yeterli olan örtü toprağı yağlı ve parlaktır.
Genellikle örtü toprağının serilmesini izleyen birkaç günde sulama yapılmaz veya çok az su verilir. Misel örtü toprağının içine 1 cm. kadar girdikten hemen sonra dikkatli bir sulama başlar. Her sulamada m2’ye 1,5 litreden fazla su verilmez. Ancak bu su vermeler sabah ve öğle gibi 2 parti şeklinde olmalıdır. Ürün dönemi sulamaları da dahil olmak üzere bütün sulamalarda 100 litre suya 250 cc. % 10’luk çamaşır suyu kullanılmalıdır.
Örtü toprağı serildiği günlerde odayı pek fazla havalandırmaya gerek yoktur. Havalandırma işlemine toprak örtüsünün ikinci haftasından sonra başlanılmalıdır.
Örtü toprağı serildikten sonra 9. günde mantar miselleri örtü toprağını 2/3 oranında sardığı zaman, mantar misellerinin yüzeye çıkmasına yaklaşık 1 cm. mesafe varken tırmıklama yapılır. Tırmıklama, toprağın kompost tabakasına kadar karıştırılmasıdır. Tırmıklama, bir tahta üzerine tırmık şeklinde çakılmış olan çivilerle yapılabileceği gibi, elle parmakları tırmık şeklinde kullanarak da yapılabilir. Amacı mantarın toplu ve yapışık olarak çıkmasını önlemektir. Tırmıklamadan sonra örtü toprağı fazla bastırılmadan düzeltilmelidir.
Tırmıklamanın geç yapılması ilk flaşı geciktirir. Ayrıca mantar taslakları şekillendikten sonra yapıldığı için verim kaybına neden olur ve hasattaki birlikteliği bozar. Erken tırmıklama ise mantarın derinde oluşmasına ve dolayısıyla kirlenmesine neden olur.
Yukarıda sayılan koşullar yerine getirildiğinde toprak örtülmesinden itibaren 15-17 gün sonra mantarlar toprak üzerinde görülmeye başlar ve 20-25 gün sonra hasat olgunluğuna erişirler. İlk mantarcıklar görülmeye başladıktan sonra havalandırmaya başlanmalı ve içerideki karbondioksiti dışarı atmalıdır. Pin oluşum devresinde su verilmemelidir. Ancak; havalandırma ve soğutma nedeniyle örtü toprağında oluşan buharlaşma sonucu kuruma olursa çok az sisleme şeklinde su verilebilir.
Mantarlar görüldükten sonra oda sıcaklığı 15-17 0C civarında olmalıdır.
3.Ürün Dönemi
Örtü toprağı serildikten 20-25 gün sonra hasat yapılmaya başlanır. 3.5-4 cm çap büyüklüğü alan mantarlar hasat edilirler. Eğer bu büyüklükteki mantarlar hasat edilmeden bırakılacak olurlarsa şapka ve sap büyümesi hızla devam eder, şapkanın sapla olan bağlantı kısmı yırtılır. Sap iyice uzar, şapka açılır ve alt kısımdaki siyah kahverengi lameller görülür. Bir süre sonra şapkanın kenarları yukarı doğru kıvrılır. Mantarın hasat zamanı, şapkanın henüz saptan ayrılmadığı yani açılmadığı dönemdir. Mantarda şapka açılması arzu edilmez. Çünkü açılmış mantarın ağırlığı aynı çaptaki açılmamış mantara göre daha azdır.
Hasata en üst ranzalardan başlanmalıdır. Çünkü odada homojen bir sıcaklık dağılımı sağlanamamışsa, üst katların daha sıcak olması nedeniyle mantar daha hızlı gelişecektir. Önce ranzalardaki en iri mantarlar alınmalıdır.
Toplayıcılar şeffaf ameliyat eldiveni giyip ellerini tebeşir tozuna buladıktan sonra toplama işlemine başlamalıdırlar.
Hasat esnasında şapka 3 parmak (baş parmak, işaret parmağı ve orta parmak) arasında tutulup hafifçe sağa sola çevrilerek kopartılır. Koparma esnasında çevredeki küçük mantar taslakları zedelenmemelidir. Koparılan mantarın sapı üzerindeki topraklı olan dip tarafı (kökü) bıçakla kesilerek ayrı bir kaba konur ve atılır. Kopartılan mantarın üzerinde toprak parçacıkları varsa bıçağın ucundaki fırça ile temizlenir ve temiz bir kovaya zedelenmeden bırakılır.
Hasat her gün sabahları yapılmalıdır. Hasat esnasında hasat edilen mantar çevresindeki kökleri zedelenmiş, toprakla bağlantısı kopmuş, küçük mantarcıklar ve hasat edilen mantarların kök artıkları varsa bunlar hemen toplanarak ortamdan uzaklaştırılmalıdır. Bu işlemlerden sonra hasat edilen ortamda hasattan dolayı bazı boşluklar oluşacağından örtü toprağı azalması meydana gelebilir. Bu boşlukların tekrar steril örtü toprağı ile kapatılması gerekir.
Üretim odasının tabanında hasat artıkları ve toplayıcıların ayakları ile gelmiş diğer enfeksiyon kaynakları olabilir. Bu nedenle zaman zaman oda tabanının da bol su ile yıkanması faydalı olur.
Mantar hasat dönemi 2-3 gün süren flaş olarak adlandırılan mantar veriminin fazla olduğu
4-6 dönem ve flaştan sonra bu flaşları izleyen az ürünlü dönemler şeklindedir. İlk 1-2. flaşlarda verim en yüksek düzeyde olup sonraki flaşlarda düşmektedir. Mantarda hasat bu şekilde dönemler halinde 40-45 gün sürmekte olup sıcaklık ve havalandırma istenen seviyede tutulmazsa bu müddet 60 güne kadar uzayabilir.
Hasat döneminde oda sıcaklığı 15-17 0C arasında tutulmalıdır. Sıcaklığın yüksek olması kaliteyi düşürür. Düşük sıcaklık ise (13-14 0C) kaliteyi biraz yükseltmekle beraber gelişmeyi geciktirir.
Bu dönemde üretim odası sık sık havalandırılmalıdır. Hasadın ilk 20 gününde günde 6-8, daha sonraki günlerde 4-6 kez oda havasının değiştirilmesi gerekir. Hava değişimi yetersiz olursa mantarların sapları incelir ve şapkaları erken açılır. Havalandırma fazla olursa mantarların üstü kahverengileşir, nem oranı düşer ve su ihtiyacı artar. Nem ise örtü toprağının kurumayacağı oranda olmalı, fakat gelişen mantar şapkaları üzerinde lekeler oluşturacak kadar yüksek de olmamalıdır. Nemin % 70-80 arasında olması uygundur.
Mantar hanelerde havalandırma şu amaçlarla yapılır:
1.Mantar torbaları üzerine taze hava vermek
2.Yetiştirme odası ve torbalar üzerinde biriken CO2 (karbondioksiti) uzaklaştırmak ve dışarı atmak
3.Yastıklar üzerindeki fazla nemi dışarı atmak
4.Oda içindeki sıcak-soğuk havanın sirkülasyonunu sağlamak.
Hasat döneminde sulama da önemli bir bakım işidir ve bu dönemde mantarın su ihtiyacı fazladır. Sulamalar mantar hasat edildikten sonra yapılmalıdır. Hasattan önce yapılacak sulamalar mantarın kirli ve ıslak olmasına dolayısıyla da hasat sonrası dayanıklılığın azalmasına neden olmaktadır. Sulama aralıkları ve miktarı oda sıcaklığı ve nemi ile hasat edilen mantar miktarına bağlı olarak değişir. Pratikte toplanan 1 kg mantar için 1 litre su hesap edilir. Sulamalar yine püskürtme şeklinde yapılmalıdır. Flaş aralarında bir sonraki flaşı oluşturacak mantar taslakları nohut büyüklüğünü alıncaya kadar sulama yapılmalıdır. Bundan dolayı flaş dönemleri bitiminde kuvvetli bir şekilde sulama yapılması gerekir. Bu sulamaya depo sulaması adı verilir.
Sulamada dikkat edilecek diğer bir nokta da sulama sonunda mantarlar üzerinde meydana gelen su damlacıklarının derhal yok edilmesidir. Bu da havalandırma ile sağlanabilir. Sulama anında ve sulama sonunda bir müddet havalandırma sisteminin direkt olarak çalıştırılması mantarlar üzerindeki su damlacıklarının giderilmesini sağlar. Aksi halde su damlaları bakterilerin gelip yerleşmesi için çok uygun bir ortam oluşturmaktadır.
Mantar yetiştiriciliğinde sulama suyunun kalitesi de çok önemlidir. Sert ve tuzlu sular sulama suyu olarak kullanılmamalıdır.
Sulamada kullanılacak su içme suyu kalitesinde olmalı ve bakteri, nematod gibi zararlıları içermemelidir. Ayrıca sulama suyunun sıcaklığı da önemlidir. Sulama suyu oda sıcaklığında olmalıdır. Özellikle 10 0C’nin altındaki sular mantarlarda şok etkisi yapmakta ve dokularında şeffaflaşma görülmektedir.
Ürün döneminde oluşabilecek hastalıklara ve zararlılara karşı kullanılacak ilaçlar ve uygulama şekilleri tablo 5’te gösterilmiştir.
Tablo 5: Ürün Döneminde Kullanılan İlaçlar ve Uygulama Şekilleri
Kullanım Yeri
Ticari Adı
Etkili Maddesi
Uygulama Dozu
Uygulama Şekli
 
Ambush EC
Permethrin
100 lt. suda
30 gr.
Flaş aralarında oda
havasına püskürtme
 
Sinekler
Decis EC
Deltamethrin
100 lt. suda 30
gr.
şeklinde
 
DDVP
Dichlorvos
2 lt. suda 4 ml.
Flaş aralarında oda
havasına dumanlama
şeklinde (direkt mantarlar
üzerine yapılmamalıdır.
Örümcek Ağı
Benlate
Benomyl
100 m2’ye 100
litre suda 50 gr
Sadece flaş aralarında
Küfü ve
Derosal
Carbendazim
100 m2’ye 100
litre suda 25 gr
Sadece flaş aralarında
Yeşil Küf
Topsin M.
Thiophanate
Methyl
100 m2’ye 100
litre suda 50 gr
Sadece flaş aralarında
Bakteriyel Leke
Çamaşır suyu
Chlorine
100 litre suda
500 ml
Flaş aralarında
Kaynak: Naturel Mantar Kompost, Kültür Mantarı Yetiştirme Bilgileri ve İklimlendirme Sistemleri İçin Danışma Kitabı.
Mantarları diğer bitkilerden ayıran en önemli özellik güneş ışığına ihtiyaç duymamalarıdır. Gelişmelerinin hiçbir döneminde ışık istemezler. Bu nedenle karanlık ortamda yetiştirilirler. Direkt olarak gelen güneş ışığı mantarın kalitesini bozar, üzerinde çatlaklar ve lekeler oluşur. Işık ancak hasat ve bakım işleri sırasında kullanılmalıdır.
İyi bir bakımla bir hasat döneminde 1 m2 den 10-15 kg, 10 kg ağırlığındaki bir torbadan 2-2.5 kg. mantar almak mümkündür.
Hasadın bitiminden sonra kullanılan kompost ve örtü toprağı ortamdan uzaklaştırılır. Boşalan oda temizlenir ve % 1’lik formaldehit ile % 0,5’lik DDVP ile ilaçlanır. Yeni gelecek kompost için oda bu şekilde hazırlanmış olur.
Hasat edilen mantarlar mümkün olduğu kadar çabuk pazarlanmalıdır. Mantarların 500 veya 250 gr’lık paketler halinde piyasaya arz edilmesi pazarlama açısından önemlidir. Ambalaj işlemi plastik torba, karbon veya kağıt plastik kutularla yapılabilir. Kullanılan plastik torbalara zımba ile delikler açılması uygun olur.
Mantarın besin değerini kaybetmeden taze olarak uzun süre saklamak ve depolamak güçtür.
Sıcaklıklara bağlı olarak dayanma süreleri tablo 6’da gösterilmiştir.
Tablo 6: Kültür Mantarının Değişik Sıcaklıklarda Dayanma Süreleri
 
SICAKLIK (C0)
SÜRE (GÜN)
1
5-10
2
5-7
3
2-3
4
1-2
15-16
1
Mantarın depolama sıcaklığının –1 0C’nin altına düşmesi halinde donma nedeniyle renkte bozulmalar görülür. Belirtilen sıcaklıklarda daha uzun süre depolandırıldığında ise su kaybı nedeniyle fire oranı artmaktadır.
Taze olarak pazarlanmayan mantarlar konserve, salamura veya ipe dizilmek suretiyle kurutularak da pazarlanabilir.
 
 
 
 
 
KİRAZ VE VİŞNE YETİŞTİRİCİLİĞİ
1. GİRİŞ
Kirazın anavatanı Hazar Denizi, Güney Kafkasya ve Kuzey Anadolu; vişnenin ise İstanbul ile Hazar Denizi arasında uzanan Kuzey Anadolu Dağlarıdır. Hatta, vişnenin botanikteki Latince adı Prunus cerasus, bu günkü Giresun’un eski adı olan Kerasus’dan gelmektedir. Kiraz ve vişnenin Avrupa kıtasına yayılması tohumlarının kuşlar ve hayvanlar tarafından taşınmalarıyla olmuştur. Amerika’ya ise kirazı kolonistler götürmüşlerdir. Çeşitlerin çoğu İngiltere’den ithal edilmiş olup, ilk modern kiraz yetiştiriciliğine Pasifik kıyılarındaki Oregon Eyaletinde başlanmıştır.
Kiraz ve vişne meyveleri özellikle mineral madde açısından oldukça zengindir. Sanayide kullanılan birkaç çeşit dışında üretilen kirazın hemen hepsi taze olarak tüketilmektedir. Vişne ise meyve suyu randımanının (% 70-75) ve toplam asitliğin (% 3) yüksek olması nedeniyle, meyve suyu olarak işlenmeye çok uygundur. Ayrıca üretilen vişne derin dondurma, kurutma, konserve ve reçel şeklinde değerlendirilmekte ve dış ülkelere özellikle dondurulmuş halde ihraç edilmektedir.
Türkiye’de kiraz ve vişne üretiminde özellikle 1965-1985 yılları arasında hızlı artışlar olmuştur. 1965 yılında 47.000 ton olan kiraz üretimi, 1985 yılında 130.000 tona ulaşarak %76’lık bir artış gerçekleşmiştir. 1965 yılında 24.000 ton olan vişne üretimi ise 1985 yılında 85.000 tona ulaşarak % 245’lük bir artış sağlamıştır. Bu haliyle Türkiye, Dünya da kirazda 6. ve vişnede 5. sırada yer almıştır. Bu hızı yakalayamamakla beraber daha sonraki yıllarda da artışlar olmuş ve 1997’de kiraz üretimi 215.000 tona, vişne üretimi ise 120.000 tona yükselmiştir.
Kirazlar 5-6 yaşında verime geçerler, ancak tam ve ekonomik olarak verime yatmaları 10-12 yıldır. Her ne kadar 100 yıl yaşasalar da ekonomik ömürleri 25-30 yıldır. Vişnenin ekonomik ömrü ise 15-20 yıldır.
2.1. İklim İstekleri
Kiraz yetiştiriciliğinde iklim faktörlerinden en önemlisi sıcaklıktır. Çiçek tomurcukları –2,4 °C’ ye kadar dayanabildikleri halde, açmış çiçekler –2°C’ de donarlar. Vişnelerin odunsu kısımları ise –40 °C’ ye kadar dayanabilirler. Vişneler düşük sıcaklıklara kirazlardan daha fazla dayanırlar. İlkbaharda çiçeklenme kirazlardan daha sonra olduğu için vişne çiçeklerinin ilkbahar geç donlarından zarar görme olasılığı daha düşüktür.
Kirazlar için kış dinlenme istekleri vişnelerden daha önemli olup, dinlenmeden çıkabilmeleri için yeterli kış soğuğu almaları gerekmektedir. Soğuklama ihtiyaçları karşılanmamış kirazların çiçeklenmelerinde gecikme ve düzensizlikler görülmektedir. Lambert, Napolyon ve Bing gibi yüksek soğuklanmaya ihtiyaç gösteren kiraz çeşitlerinde daha belirgindir. Kirazlarda kış dinlenme isteklerini yeterince karşılayamayışı döllenme yönünden de sorun yaratmaktadır. Çünkü, ılık geçen kışlardan sonra, düşük soğuklama ihtiyacı gösteren çeşit, yüksek soğuklama ihtiyacı gösteren çeşitten daha erken çiçeklendiğinden, bu iki çeşit birbirini tozlayıp dölleyemezler. Vişneler ise, kendine verimli olduğu için, bu konuda bir sorun yoktur. Genel olarak kiraz ve vişnelerde +7,2 °C’ nin altında soğuklama süresi 1100-1700 saattir.
Kiraz ve vişne yetiştiriciliğinde, yağışın yıl içinde düzenli olarak yayılması en uygun olanıdır. Genel olarak 600 mm yağış alan yerlerde kiraz, 400 mm yağış alan yerlerde ise vişne yetiştiriciliği sulamaya gerek kalmadan yapılabilir. Kiraz ve vişnelerde çiçeklenme ve meyve oluşumu esnasında havaların yağışlı gitmesi istenmez. Çünkü çiçeklenme zamanında yoğun yağmur döllenmeyi güçleştirir ve mantar zararının artmasına neden olur. Yine meyve olgunlaşması esnasında yağabilecek yağmur meyvelerin çatlamasına neden olarak, Pazar değerini düşürür.
2.2. Toprak İstekleri
İyi drene edilmiş, derin, havalanabilen ve yaz aylarında düzenli olarak sulanabilen topraklar kirazlar için en uygun topraklardır. İyi drenaja sahip olmayan fakir topraklarda ağaç zayıf gelişir ve seyrek meyve dalları meydana gelir. Yine kuru topraklarda meyveler küçük kalır. Taban suyunun yüksek olduğu yerlerde kökler yüzlek kalır ve ağacın gelişimi yavaş olur. Bu gibi durumlarda ise ağacın kuraklık ve dondan etkilenme riski artar.
Vişneler ise, toprak açısından daha toleranslıdır. Vişneler kuru, kumlu veya kireçli topraklarda da yetiştirilebilirler. Özellikle idris anacının kullanıldığı yerlerde vişnelerin kuraklığa dayanmaları artar. Vişne için de en ideal toprak kiraz yetiştiriciliğine uygun olan topraklardır.
3.1. Çoğaltılması
En uygun çoğaltma metodu, aşı ile çoğaltmadır. En uygun aşı şekli ise, durgun göz aşısıdır. Fidanlıklarda durgun göz aşısına ilk önce yabani kiraz çöğürlerinden başlamak gerekir. Genellikle idrislerde vegetatif gelişme daha uzun sürdüğünden yani anaç geç zamanlara kadar kabuk verdiğinden aşıya daha geç başlamak ve bu işi sonbaharın başına kadar sürdürmek mümkündür. Durgun gözaşısının başlama zamanı aşı gözlerinin olgunlaştığı, bitirme zamanında anacın kabuk verme durumuna göre düzenlenebilir.
3.2. Anaçları
3.2.1. Önemli Kiraz ve Vişne Çöğür Anaçları
Kiraz (Prunus avium) : Bu türün yabanilerine Türkiye’de yabani kiraz veya kuş kirazı da denilmektedir. Yabancı literatürlerde ise mazzard adı verilmektedir. Bunların tohumlarının iyi çimlenebilmesi için 5 °C’de 120-140 gün nemli koşullarda katlanmaya alınması gerekir. Prunus avium’ un çeşitlerle uyuşması çok iyidir. Uzun ömürlü ve kuvvetli ağaçlar meydana getirir. Havalanması zayıf, ağır ve ıslak topraklar kiraz çöğür anacı için pek uygun değildir.
İdris (Prunus mahleb) : İdris anaçları alçaktan aşılandığı için daha küçük anaçlar oluşturur. Kireçli ve kurak topraklara iyi uyum sağlar. Ancak nemli ve ağır topraklara karşı hassastır. Genel olarak nemli topraklarda kiraz ve vişne için idris anaç olarak kullanıldığı zaman 7-8 yaştan sonra ağaçlarda kuruma ve ölümler meydana gelir. Böyle yerlerde yabani kiraz anacının kullanılması gerekir.
Vişne (Prunus corasus) : Bu anaç genellikle vişneler için kullanılır. Kirazlar için kullanıldığı taktirde bodurlaşmaya neden olur. Kiraz ile uyuşması iyi değildir. Vişne genellikle kuraklığa dayanıklı bir anaç olarak önerilmektedir.
3.2.2 Önemli Kiraz ve Vişne Anaçları
Mazzard F 12/1 : Yabani kiraz (Prunus avium)’ dan seleksiyon yolu ile elde edilmiştir. Kiraz ve vişneye anaç olarak kullanılmaktadır. Bakteriyel hastalıklara çok iyi dayanıklı olup, çelikle kolaylıkla üretilebilir.
Colt : East Malling araştırma istasyonunda elde edilen Prunus avium x Prunus pseudocerasus hibriti olup, çelikle kolaylıkla çoğaltılabilir ve çeşitlerle uyuşması iyidir.
Mahleb SL 64 : İdris tohumlarından seleksiyon yolu ile elde edilen bir anaçtır. Bütün yeşil çelikleri IBA ile muamele edildiği taktirde kolaylıkla çoğaltılabilir. Kurak ve kireçli topraklarda iyi gelişir. Kiraz ve vişnelerle iyi uyuşur. ABD’ de özellikle vişneler için kullanılan bir anaçtır.
Stockton Morello : Yabani vişne tohumlarından seleksiyon yolu ile elde edilen bir anaçtır. Ağır ve nemli topraklarda kullanılır. Kumsal topraklar için uygun değildir. Kök sürgünleri ve çelikle kolaylıkla çoğaltılabilen bu anaç, kök ur nematoduna da dayanıklıdır. Üzerine aşılanan kiraz çeşitlerini bodurlaştırma etkisine sahiptir.
Döllenme, kiraz yetiştiricilerinin bahçe kuracakları zaman dikkate almaları gereken en önemli konudur. Yapay mutasyon ile meydana getirilen birkaç çeşit (stella) dışında üzerinde çalışılan bütün kirazların kendileriyle uyuşmaz olduğu tespit edilmiştir.
Kirazlarda, çiçek tozları çok iyi çimlenebildiği halde, çeşitlerin kendi kendini dölleyememesi veya birbirleri ile tozlandıkları halde meyve elde edilememesinin sebebi uyuşmazlıktır.
Kiraz bahçelerinde yeterli verimin alınabilmesi için;
Tek çeşitten kesinlikle bahçe kurulmamalıdır.
Ele alınacak çeşitlerin birbirlerini dölleyebildiklerinden emin olunmalıdır.
Bahçede tozlanmayı sağlayacak yeterli sayıda arı olmalıdır. (her 40 dekar için, içinde 15 000 – 20 000 arı olan 4 – 5 çerçeveli bir veya daha fazla koloni)
Vişne çeşitleri ise, genellikle kendi kendine verimlidir. Hatta çiçeklenme zamanları denk gelirse vişnelerin kirazları da dölleyebilmeleri mümkündür.   
5.1. Kiraz Çeşitleri
Yetiştiriciliği önerilen kiraz çeşitleri ve özellikleri, olgunlaşma sırasına göre aşağıda belirtilmiştir. Parantez içinde belirtilen olgunlaşma zamanları Yalova şartları için olup, değişik bölgelerde farklılıklar gösterebilir.
Edirne : Çok erkenci (19 Mayıs), meyvesi yuvarlak, orta iri (3,28g), kahverengimsi-şarabi renkte, orta sert ve az lifli, orta kalitededir. Ağaçları verimli olup, % 10 oranında meyve çatlaması yapar. Yola orta derecede dayanıklıdır.
Turfanda : çok erkenci (21 Mayıs), meyvesi kalp şeklinde, orta iri (3,72g), morumsu-şarabi renkte, orta sert, orta sulu, lifli, orta kalitededir. Ağaçları çok verimli olup, % 7 oranında meyve çatlaması yapar. Yola dayanıklılığı azdır.
Early Burlat : Çok erkenci (24 Mayıs), meyvesi yuvarlak yassı, iri (6,38 g), parlak koyu kırmızı renkte, sert, çok sulu, ince yapılı, çok kalitelidir. Ağaçları çok verimli olup, % 25 oranında meyve çatlaması yapar. Bu bakımdan olgunluğa yakın dönemde yağış olmayan bölgelere önerilir. Yola çok dayanıklıdır.
Starking Hordy Giant : Erkenci (27 Mayıs), meyvesi kalp şekline yakın, iri (5,62 g), parlak koyu kırmızı renkte, sert, sulu, çok kalitelidir. Ağaçları çok verimli olup, % 9 oranında meyve çatlaması yapar. Yola dayanıklıdır.
Durona Di Cesena : Erkenci (28 Mayıs ), meyvesi yuvarlak kalp şeklinde, iri (6,19g), parlak koyu kırmızı renkte, sert, sulu, ince yapılı ve çok kalitelidir. Ağaçları çok verimli olup, % 9 oranında meyve çatlaması yapar. Yola dayanıklıdır.
Vista : Erkenci (31 Mayıs), meyvesi geniş kalp şeklinde, iri (6,31 g), parlak koyu kırmızı renkte, sert, sulu ince yapılı ve iyi kalitededir. Ağaçları verimli olup, hiç meyve çatlaması yapmaz. Kendisi ile aynı zamanda çiçek açan bütün kirazları döller.
Merton Premier : Orta mevsim (2 Haziran), meyvesi kalp şeklinde, iri (5,27 g), koyu kırmızı-mor renkli, orta sert, sulu, ince yapılı ve çok kalitelidir. Ağaçları çok verimli olup, hiç meyve çatlaması yapmaz. Yola dayanıklıdır.
Merton Bigarreau : Orta mevsim (6 Haziran), meyvesi yuvarlak kalp şeklinde. İri (6,99 g), parlak koyu kırmızı kahve renkli, sert, gevrek, sulu, çok kalitelidir. Ağaçları çok verimli olup, 1 oranında çatlama yapar. Yola çok dayanıklıdır.
Lorian : Orta mevsim (7 Haziran), meyvesi yuvarlak- kalp şeklinde, iri (6,.68 g), parlak koyu kırmızı renkte, orta sert, orta sulu, ince yapılı ve çok iyi kalitelidir. Ağaçları orta-çok verimli olup, hiç meyve çatlaması yapmaz. Yola dayanıklıdır.          
Berryessa : Orta mevsim (7 Haziran), meyvesi kalp şeklinde, iri (6,84 g), parlak siyaha yakın kırmızı renkli, orta sert, sulu, orta lif ve kalitelidir. Ağaçları çok verimli olup, % 2 oranında meyve çatlaması yapar. Yola orta derecede dayanıklıdır.
Noir De Guben : Geç mevsim (9 Haziran), meyvesi yuvarlak şekilli, iri (5,65 g), koyu kırmızıya çalan kahve rengi hemen hemen siyah renkli, sert-çok sert, gevrekve kalitelidir. Ağaçları çok verimli olup, 6 oranında meyve çatlaması yapar. Yola dayanıklıdır.
Stella : Geç mevsim (10 Haziran), meyvesi fıçı şeklinde, çok iri (7,29 g), parlak koyu kırmızı renkli, çok sert, gevrek ve çok kalitelidir. Ağaçları çok verimli olup, % 9 oranında meyve çatlaması yapar. Kendine verimli olarak bilinen tek çeşittir. Yola çok dayanıklıdır.
Van : Geç mevsim (12 Haziran), meyvesi yuvarlak kalp şeklinde, çok iri (7,91 g), çok parlak kırmızı renkli, çok sert, gevrek, sulu ve çok kalitelidir. Ağaçları çok verimli olup, % 9 oranında meyve çatlaması yapar. Yola çok dayanıklıdır.
Bing : Geç mevsim (13 Haziran), meyvesi kalp şeklinde, çok iri (7,28 g), orta parlak, şarabi koyu kırmızı renkli, sert, gevrek, sulu ve çok kalitelidir. Ağaçları çok verimli olup, % 16 oranında meyve çatlaması yapar. Bu bakımdan olgunluğa yakın dönemde yağış almayan bölgelere önerilir. Yola dayanıklıdır.
Bigarreau Napoleon : Geç mevsim (13 Haziran), meyvesi kalp şeklinde, iri (6,27 g), donuk sarı zemin kırmızımsı renkte, sert, gevrek, sulu ve kalitelidir. Ağaçları çok verimli olup, % 4 oranında meyve çatlaması yapar. Yola dayanıklıdır.
Bigarreau Goucher : Geç mevsim (13 Haziran), meyvesi yuvarlak kalp şeklinde, iri (6,25 g), hemen hemen siyaha yakın, oldukça koyu kırmızı renkli, sert, gevrek, sulu ve çok kalitelidir. Ağacı verimli olup, % 1 oranında meyve çatlaması yapar. Yola dayanıklıdır. Üniversal donor olup, aynı zamanda çiçeklenen bütün çeşitleri döller ve onlarla döllenir.
Noble : Geç mevsim (14 Haziran), meyvesi kalp şeklinde, çok iri (7,41 g), koyu morumsu ve hemen hemen siyaha yakın renkli, çok sert, gevrek, sulu ve çok kalitelidir. Ağaçları orta derecede verimli olup, % 5 oranında meyve çatlaması yapar. Yola çok dayanıklıdır.
Bella Di Pistoia : Geç mevsim (14 Haziran), meyvesi yuvarlakça, iri (6, 11 g), parlak sarı zemin üzeri pembemsi kırmızı renkli, çok sert, gevrek, sulu ve çok kalitelidir. Ağaçları çok verimli olup, % 3 oranında meyve çatlaması yapar. Yola çok dayanıklıdır.
Karabodur : Çok geç (16 Haziran), meyvesi genişçe- kalp şeklinde, çok iri (7,46 g), parlak sarı zemin üzeri kırmızımsı pembe renkli, sert, sulu, az lifli ve kalitelidir. Ağaçları orta derecede verimli olup, % 8 oranında meyve çatlaması yapar. Yola dayanıklıdır.
Merton Marvel : Çok geç (16 Haziran), meyvesi yuvarlakça-kalp şeklinde, iri (6,23 g), koyu kırmızı- morumsu renkli, çok sert, gevrek, sulu ve çok iyi kalitelidir. Ağaçları çok verimli olup, % 3 oranında meyve çatlaması yapar. Yola çok dayanıklıdır.
Kara gevrek : Çok geç (16 Haziran), meyvesi fıçı şekilli- hafif konik, çok iri (7,78 g), koyu morumsu- kırmızı renkli, sert, gevrek, çok sulu ve kalitelidir. Ağaçları çok verimli olup, % 11 oranında meyve çatlaması yapar. Yola çok dayanıklıdır.
0900 Ziraat : Çok geç (19 Haziran), meyvesi geniş kalp şeklinde, çok iri (8,18 g), parlak koyu kırmızı renkli, çok sert, gevrek, sulu ve çok kalitelidir. Ağaçları verimli olup, hiç meyve çatlaması yapmaz. Ülkemizde çok yaygın olup Akşehir Napolyonu, Dalbastı ve Uluborlu olarak tanınır. Yola çok dayanıklıdır.
Lambert : Çok geç (19 Haziran), meyvesi kalp şeklinde, çok iri (7,6 g), parlak koyu kırmızı renkli, çok sert, gevrek ve çok iyi kalitelidir. Ağaçları çok verimli olup, % 18 oranında meyve çatlaması yapar. Bu bakımdan olgunluğa yakın dönemde yağış olmayan bölgelere önerilir. Yola çok dayanıklıdır.
Merton Late : Çok geç (24 Haziran), meyvesi yuvarlakça, iri (5,76 g), donuk sarı zemin üzeri parlak pembemsi-kırmızı renkli, sert, gevrek, sulu ve kalitelidir. Ağaçları çok verimli olup, % 4 oranında meyve çatlaması yapar. Yola dayanıklıdır.
Yukarıda yetiştiriciliği önerilen kiraz çeşitleri için uygun dölleyici çeşitler önem sırasına göre aşağıda belirtilmiştir. Bu belirlimede, isimleri tekrarlamamak için çeşitlere verilen numaralardan yararlanılmıştır.
1.Edirne                               : 6, 8, 11,13, 16, 19, 20, 24
2.Turfanda                           : 3, 7,11
3.Early Burlat                      : 2, 7, 11
4.Starking Hardy Giant      : 6, 10, 11                            
5.Durona Dicesena              : 6, 11, 16
6.Visto                                   :  1, 4, 5, 10, 12, 13, 14, 18
7.Merton Premier                : 2, 3, 11, 13, 14, 15
8.Merton Bigarreau            : 1, 16, 17, 19, 20, 23
9.Larian                                : 10, 13, 14
10.Berryessa                        : 4, 6, 13, 14, 15
11.Noir De Guben               : 1, 2, 3, 4, 5, 7, 13, 14, 18, 22
12.Stella                               : Kendine verimli
13.Van                                  :  1, 6, 7, 10, 11, 14, 15, 23
14.Bing                                 : 6, 7, 10, 11, 13
15.Bigarreau Napolean      : 6, 7, 10, 11, 13
16.Bigarreau Gaucher        : 1, 5, 8, 17, 18, 20, 23, 24
17.Noble                               :  9, 16, 20, 23, 24
18.Bella Di Pistoia               : 6, 11, 16
19.Karabodur                      : 1, 8, 13, 16, 24
20.Merton Marvel               : 1, 8, 17, 24
21.Karagevrek                     : 6, 16
22.0900 Ziraat                      : 16, 23, 24
23.Lambert                           :   8, 13, 16, 22, 14
24.Merton Late                    : 1, 8, 16, 19, 20, 23          
Sanayide çok kullanılan kiraz çeşitleri
Hacıömer Karası : Orta mevsim, meyvesi yuvarlak, orta iri (3,38 g), açık kırmızı renkli, çok sert ve orta kalitelidir. Ağaçları çok verimlidir. Kendine kısır olup, dölleyicileri bilinmemektedir.
Siyah Ömeroğlu : Orta mevsim, meyvesi yuvarlak, orta iri (3,15 g), kırmızı renkli, çok sert ve orta kalitelidir. Hiç meyve çatlaması yapmaz ve taşımaya çok uygundur. Ağaçları çok verimlidir. Kendine kısır olup, dölleyicileri bilinmemektedir.
Beyaz Ömeroğlu : Geç mevsim meyvesi yuvarlakça-kalp şeklinde, iri (5,4 g), sarı zemin üzeri pembemsi kırmızı renkli, sert ve orta kalitededir. % 3 oranında meyve çatlaması yapar ve taşımaya çok uygundur. Ağaçları çok verimlidir. Kendine kısır olup, dölleyicileri bilinmemektedir.
Beyaz Kiraz (Starks Gold) : Çok geç, meyvesi yuvarlak, orta iri (3,4 g), sarı renkli, sert ve orta kalitededir. % 3 oranında meyve çatlaması yapar ve taşımaya dayanıklılığı azdır. Ağaçları çok verimlidir. Kendine kısır olup, dölleyicileri 0900 Ziraat ve Bigarreau Gaucher’dir.
5.2. Vişne Çeşitleri
Yetiştiriciliği önerilen iki vişne çeşidi olup, ikisi de kendine verimlidir. Herhangi bir döllenme problemi yoktur.
Kütahya : Çok geç, meyvesi yuvarlak, çok iri (6,79 g), koyu morumsu-şarabi renkte, çok sert, çok sulu, az lifli ve çok iyi kalitelidir. Ağaçları çok verimli olup, hiç meyve çatlaması yapmaz.
Montmorency :  Geç mevsim, meyvesi yuvarlakça, orta iri (4,62 g), kırmızı renkli, orta sert, sulu ve kalitelidir. Ağaçları çok verimli olup, hiç meyve çatlaması yapmaz.
6.1. Bahçe Tesisi 
Kapama kiraz ve vişne bahçesi tesis ederken, özellikle kirazlarda iyi bir dikim planlaması gerekmektedir. Vişnelerde döllenme sorunu olmadığından tek çeşitle de bahçe tesis edilebilir. Ancak ikinci bir çeşit verimi daha çok arttırır. Kirazlar kendine kısır olduğundan ana çeşitler, dölleyici çeşitten hiçbir zaman iki sıradan fazla uzakta olmamalıdır. Bu ilkeyi dikkate alarak gerek döllenme gerekse hasat ve pazarlama kolaylıkları için; bahçeye erkenden geçe doğru olacak şekilde en az 4-5 çeşit, hatta en iyisi de 7-8 çeşit dikilmelidir.
Örneğin aşağıdaki bir kiraz bahçesi düzeni çok uygundur.
Early Burlate                                   : X X X X X X X X X X
Vista                                                  : X X X X X X X X X X
Merton Premier                               : X X X X X X X X X X
Noir De Guben                                 : X X X X X X X X X X
Van                                         : X X X X X X X X X X
Bigarreav Gavcher      : X X X X X X X X X X
Merton Marvel : X X X X X X X X X X
Lambert veya 0900 Ziraat       : X X X X X X X X X X
Dikim aralıklarını toprak durumu, anaç, sulama ve gübreleme gibi koşullar belirler. Ancak genel olarak kullanılan dikim aralıkları, yabani kiraz üzerine aşılı kirazlarda 8 x 8, 8 x 6 veya 7 x 7; idris üzerine aşılı kirazlarda 6 x 6, 5 x 6; Stockton Morello klon anacı üzerine aşılı kirazlarda ise 3 x 4 m’ ye kadar düşmektedir. Vişne çöğürü üzerine aşılı vişnelerde 4 x 4, 3 x 4 m olmaktadır.
6.2. Sulama
Yıllık yağışın 600 mm ve üzerinde olduğu yerlerde kirazı 400 mm ve üzerinde ise, vişneyi sulamaya gerek yoktur. Ancak bu yağışların altında ki yerlerde ise yılda 2 – 3 kez sulama yapılması vegetatif ve generatif gelişme açısından yararlı olacaktır.
6.3. Gübreleme 
Kiraz ve vişne bahçelerinde özellikle ilk kuruluş devresinde dekara 2-3 ton yanmış çiftlik gübresi verilmesi ve bunun 2 yılda bir tekrarlanması ağaçların gelimesi açısından yararlıdır. Dikimi izleyen ilk yıllarda, yani ağaçların teşekkülü esnasında çok kuvvetli gübre verilmesi sakıncalıdır. Çünkü kuvvetli vegatatif gelişme gösterir ve meyve teşekkülü gecikir. Ancak verime yatmış ağaçlarda durum farklı olup, bunlara her yıl yukarıda belirtilen çiftlik gübresi dışında yapılacak toprak ve yaprak analizleri doğrultusunda inorganik gübre verilmelidir.
6.4. Budama
Kiraz ve vişneler taçlarının gelişimi açısından farklılıklar gösterir. Kiraz çeşitleri genellikle dikili büyüyen bir taç oluştururken, vişne çeşitleri daha yayvan bir taç şekli oluşturur. Bu nedenle kirazlar için piramit veya modifiye lider (değişik doruk dallı) sistem uygulanırken, vişneler genellikle modifiye lider ( değişik doruk dallı sistem şeklinde taçlandırılır. Yaygın olarak uygulanan ise her ikisinden de modifiye lider sistemdir. Modifiye lider sisteminde genel esaslar elma ve armuttakinin aynısıdır. Ancak kirazlarda, çatal dalların yarılmaya hassasiyeti nedeniyle kuvvetli çatı dalların oluşturulmasına özel bir dikkat göstermek gerekir.
Fidanlar, tercihen 1.5-2 cm. çapında , 150-200cm. boyunda, bir yaşlı ve kuvvetli olmalıdır. Bu fidanların tepeleri 90-107cm. den vurulur. Lider haricinde seçilen 4 yan dalın ana gövde üzerinde birbirlerinden 30cm. aralıkta ve ana gövde ile aralarındaki açının 45-60° olması gerekir. Çatı teşekkül ettikten sonra, ağaçlar çiçeğe yatıncaya kadar çok az budanmalıdır. Özellikle genç kiraz ağaçlarında dalların yukarıya doğru gelişme eğilimi vardır. Bu bakımdan yan dalların gelişmesine özel bir dikkat göstermek gerekir. Kısaca gerek kiraz gerekse vişne ömrü boyunca hafif budama ister.
Kiraz ve vişnenin yaygın olan önemli hastalık ve zararlıları Monilya ( Mumya ) ve kiraz sineğidir.
7.1. Monilya ( Mumya ) Hastalığı
Monilya (Munya) kastalığı diğer sert çekirdeklilerde olduğu gibi kiraz ve vişnenin de en önemli fungal hastalıklarından biridir.
7.1.1. Belirtileri ve Biyolojisi: Hastalık; birinci derecede sürgün ve çiçek yanıklığına, ikinci derecede meyve çürüklüğüne neden olur. Kuruyan çiçekler meyve oluşturmaz. Gruplar halinde sürgünde kalır. Fungus miselleri çiçekten dala geçip orada da açık kanser yaraları oluşturur ve dalları uçtan geriye doğru kurutur. Çiçekler, sapları üzerinde kuvrılarak, o noktada çıkan zamkla dala yapışırlar. Meyveler genellikle olgunlaşmaya yakın zamanda enfekte olur ve çürürler. Çürüyen meyveler bir süre sonra mumyalaşarak dalda asılı kalırlar.
Fungus kışı mumyalaşmış meyvelerde de hastalıklı, kanserli dallarda geçirir. Bunlardan çıkan sporlar ilkbaharda tam çiçeklerin açılma zamanında çiçekleri enfekte ederler.
7.1.2. Mücadelesi 
Monilya ile mücadelede kültürel önlemler ve kimyasal mücadele uygulanır.
7.1.2.1. Kültürel Önlemler
Ağaçlarda bir yıl önceden kalmış hastalıklı dal çiçek ve mumya meyveler temizlenmelidir.
7.1.2.2. Kimyasal Mücadele
İlk ilaçlama çiçekler tek tük açtığı zaman başlar. İkinci ilaçlama ise çiçeklerin tümü açtığında yapılır. Monilyaya karşı etkili maddesi, formülasyonu ve kullanma oranı aşağıda belirtilen ilaçlardan birisi ile kimyasal mücadele uygulanır.
Etkili Maddenin . Adı ve %’si
Formülasyonu
100 lt. Suya Preparat (gr)
Captan 50
WP.
300
Thiran 80
WP.
200
Dodine 65
WP.
100
Benomyl 50
WP.
60
Carbendazim 50
WP.
75
Vinclozolin 50
WP.
100
Thiophanatemethyl 70
WP.
60
7.2. Kiraz Sineği
Konukçuları kiraz ve vişne, ara konukçusu hanımeli ( Lomicera ) türleri olan; kiraz sineğinin ergini 4-5mm. Boyunda, thorak (göğüs) siyah renkte, kanatlar şeffaf, 4 adet mavimsi- siyah bant bulunur. Yumurtaları ince, uzun, beyaz renkte, larvalar bacaksız tipte ve krem beyazı renginde, pupası fıçı pupa tipindedir.
7.2.1. Zarar Şekli ve Yaşayışı
Kiraz Sineği larvaları, meyvelerin etli kısmında beslenerek meyvelerin dökülmesine sebep olur. Kurtlu meyveler dökülür. Dökülmese dahi Pazar değeri düşük olur.
Kiraz Sineği; kışı pupa evresinde, toprak içinde, diyapoz durumunda geçirir. Ertesi yıl ilkbaharda çıkan erginler çiftleştikten sonra dişiler, meyvelerin ben düşme döneminde yumurta koyma borularıyla meyveleri delerek yumurta bırakırlar. Dişiler yumurta bırakırken seks feromunu salgıladıklarından bu meyveler üzerine gelen erkekler bir süre burada kalırlar. Bu da meyvelere ikinci kez yumurta bırakılmasını önlemekte ve böylece bir meyvede bir larva gelişmektedir.
Bir dişi 40-100 yumurta bırakmaktadır. Yumurtadan çıkan larvalar meyvenin etli kısmında beslenip olgun hale geldikten sonra, meyveyi terk ederler ve toprağın 2-5 cm. derinliğinde pupa olurlar. Toprak içindeki pupalar ertesi yıla kadar burada diyapoz durumunda kalırlar. Böylece kiraz sineği yılda bir döl vermiş olur.
7.2.2. Mücadelesi
Kiraz Sineği ile mücadelede kültürel önlemler kimyasal mücadele uygulanır.
7.2.2.1. Kültürel Önlemler
Kurtlu meyvelerin toplanarak derine gömülmesi, dayanıklı ve erkenci çeşitlerin yetiştirilmesi, yabani kiraz, vişne ve Lonicera (Hanımeli) türlerinin kiraz, vişne bölgelerinde yetiştirilmemesi, sonbaharda toprak işlemesi, kiraz sineği populasyonunu önemli ölçüde azaltır.
7.2.2.2. Kimyasal Mücadele
Meyvelere ben düştüğü devre ilaçlamaya başlamak için uygun bir dönemdir. Bu gözlem en erkenci çeşide göre yapılmalıdır. Bu uygun yöntem bahçelere sarı yapışkan vizüel tuzaklar asarak ilk ergin çıkışına göre ilaçlama yapmaktır.
Hastalık tuzak kontrolleri ile ikinci veya üçüncü bir ilaçlamaya gerek olup olmadığı saptanmalıdır. Kiraz Sineğine karşı etkili maddesi, formülasyonu ve kullanma oranı aşağıda belirtilen ilaçlardan birisi ile kimyasal mücadele uygulanır. Son ilaçlama ile hasat arasındaki minimum süreye titizlikle uyulmalıdır.
Etkili Maddenin . Adı ve %’si
Formülasyonu
100 lt. Suya Preparat (gr)
Son ilaçlama ile Hasat Arasındaki Minumum Süre
Bromophs 25/40
EC
200cc / 125cc
7 gün
Malathion 20/25
EC/WP
300cc / 250gr.
7 gün
Diazinon 20
EC
200cc
14 gün
8.1. Hasat
Kiraz ve vişneler hasat olgunluğuna geldikleri zaman toplanmalıdır. Bu ise, meyvenin normal irilik, rengini ve çeşide özgü tad ve aromasını alması demektir. Şurası çok iyi bilinmelidir ki, bu türlerde meyveler hasat zamanına doğru iriliklerine büyük ölçüde artırmakta ve böylece verim miktarı % 35-40 artmaktadır.
Ekonomik düşünceden dolayı, bazı çok erken olgunlaşan çeşitler istisna edilirse, kiraz ve vişneler genellikle bir defada hasat edilirler ve yine genellikle el ile ve sapları ile beraber toplanırlar. Toplama esnasında meyve dalcıkları kırılmamalıdır. Toplanan meyveler 3-5 kg.lık sepet veya kovalara konur ve ambalaj yerlerine böyle gönderilir.
8.2. Tasnif ve Ambalajlama
Özellikle kirazlar pazara arz edilirken ekstra, I. sınıf ve II. sınıf olmak üzere üç sınıfa ayrılırlar. Çapı 20 mm’ den aşağı olmayan, şekil ve renk yönünden tamamen birbirine benzeyen en üstün meyveler extra sınıfa girerler. Yine iyi kaliteli olmakla birlikte şekil, renk ve gelişme bakımından hafif özürlü çapı en az 17 mm olanlarI. sınıfa girerler. Seçilen bu meyvelerden arta kalan ancak yinede taze, sağlam, yarasız, lekesiz, çatlak olmayan meyveler II. sınıfa girerler. Bunlarda büyüklük aranmaz.
Bu şekilde seçilen kirazlar, 5 – 10 kg’ lık sepet kutular veya 30 x 50 cm boyutlarında ki tablalara konularak pazara arz edilir. Ambalaj kaplarının hafif, temiz ve yeni olmaları gerekir.
 
 
 
 
 SAFRANBOLU ÇAVUŞ ÜZÜMÜ
Çavuş Üzümü Türkiye’de ve Dünyadaki en kaliteli sofralık üzüm çeşitlerinin başında gelmektedir. Safranbolu Çavuşu İlimizde Karabük Merkez ve Safranbolu’da yetişmektedir.
Meyve Özellikleri ; Kabuğu ince, kendine has aroması , çekirdek sayısı az ve içi boş olduğundan yemesi kolaydır. Safranbolu Çavuşu, Pembe Çavuş, Yuvarlak Çavuş ve Bozcaada Çavuşu gibi çeşitleri vardır. Kendine kısır olduğundan bağ tesisinde mutlaka tozlayıcı çeşitler ile bağ kurulur. Tozlayıcı olarak Hamburg Misketi, Cardinal, Çiftlik çeşitleri kullanılabilir Orta erkenci bir çeşittir. Verimliliği ortadır. Kısa budama uygulanır. Floksera sebebiyle 5BB, 1103P, S04 gibi anaçlara aşılama yapılarak yetiştirilir.
 
 

HAYVAN PANCARI YETİŞTİRİCİLİĞİ
Hayvan pancarı, hayvanların severek yediği sulu, şıralı bir yem bitkisidir. İneklerin süt verimini belirgin bir şekilde arttırır. Kesif yemden tasarruf sağlar. Lezzetli oluşu sebebiyle hayvanlar tarafından severek yenir. Diğer yem bitkilerine göre daha fazla enerji sağlar. Hayvanların sindirim sistemini güçlendirir.
Hayvan pancarının verimi çok yüksektir. Uygun şekilde tarımı yapıldığında dekardan 10-12 ton yumru alınır. Bir dönümden kaldırılan pancar 3-5 jersey ineğe, 2-3 holstein veya montafon ineğe 6 ay yeter.
Hayvan pancarı için en uygun topraklar hafif ve orta bünyeli topraklardır. Fazla killi veya fazla kumlu topraklarda, taşlı ve çakıllı topraklarda hayvan pancarı yetişmez. Patatesin yetiştiği bütün topraklarda rahatlıkla yetiştirilir.
Toprak Hazırlığı ve Ekim:
Hayvan pancarı ilkbaharda toprak tava geldiğinde ekilir. En uygun ekim zamanı mart-nisan aylarıdır. Ordu bölgesinde mibzerli ekim olmadığından ekim elle dönüme 2-3 kg. tohum gelecek şekilde yapılmalıdır. Ekim derinliği 2-3 cm. olmalıdır. Hayvan pancarı ekilecek tarlaya 2-3 ton yanmış hayvan gübresi karıştırılmalıdır. Tarlaya, ekimle birlikte 15 kg. triple süper fosfat gübresi ve 15-20 kg. azotlu gübre katılmalıdır. Aynı tarlaya iki yıl arka arkaya ekim yapılmamalıdır. Gübreleme toprak tahlili sonuçlarına göre yapılmalıdır.
Hayvan Pancarının Bakımı ve Hasadı:
Bitki toprak yüzüne çıkıp 3-4 cm. boylanınca ilk çapa ve seyreltme işlemi yapılır. Sıra üzerinde pancarların birbirine olan uzaklığı 35 cm. olmalıdır. Seyreltmeden sonra dekarda 7000-8000 bitki kalmalıdır. Bu dönemde dekara 15-20 kg. azotlu gübre verilmelidir. Yetişme süresince yeterli yağış alınamadığı taktirde mutlaka sulama yapılmalıdır.
Hayvan pancarında, yumrunun büyük bir kısmı toprak yüzünde geliştiğinden sökümü çok kolaydır. Ayakla hafifçe vurulduğunda veya yaprakların başla birleştiği yerden elle tutulup çekildiğinde kolaylıkla topraktan çıkarılabilir. Sonbaharda yapraklar sararmaya başladığında, soğuklar başlamadan önce hasadı yapılmalıdır. Hasatta yapraklar ziyan edilmemeli, hayvanlara yedirilmelidir. Sökülen yumruların uzun süre suyunu kaybetmeden saklanması için baş kısmı tekrar sürmeyecek şekilde kesilmiş olmalıdır. Yumrular mahzen, samanlık veya toprakta saklanabilir. Depolanacak pancarlar mutlaka temiz ve sağlam olmalıdır. Yumrular depoda ışık görmemeli ve depo sıcaklığı 1-5 dereceden fazla olmamalıdır. Depolamada yığın yüksekliği 1.5 metreyi geçmemelidir.
Hayvan pancarı süt ineklerine günde 25-30 kg. besi koyunlarına 4-5 kg. ve besi sığırlarına ise 30-35 kg. verilebilir.
 
 
 
 
SAFRAN
Safran Ülkemizde çok eskiden beri yetiştirilen önemli ilaç, baharat ve boya bitkisidir. Osmanlılar zamanında safran üretimini 8-10 tona çıktığı kayd edilmektedir. Safranbolu,İstanbul, Tokat, İzmir, Adana ve Şanlıurfa civarlarında yetiştirilen safran bu gün sadece Safranbolu Davut obası köyünde çok dar bir alanda(3-4 dak) yetiştiriciliği yapılmaktadır.
Safran (Crocus Sativus) soğanlı bir bitkidir. Soğan çapları 2-4 cm kadardır. Soğanlar küremsi ve hafif basık olup ağ şeklinde kabuklarla sarılmıştır. Yaprakları dar buğdaygil yaprağına benzer, yapraklar çiçeklenme zamanında veya çiçeklenmeden sonra görülür. Eylül, Ekim aylarında açan çiçekler, açık viole rengindedir. Çiçeğin içindeki erkek organları sapları beyaz tepesi sarı renklidir. Dişi organ üç parçalı olarak uzayan portakal sarısı renginde olup, bitkinin faydalanılan kısmı bu kısımdır.
Safran baharat, boya maddesi, ilaç ve kozmetik sanayi ile halk hekimliğinde kullanıldığı söylenmektedir. Safranbolu da tüketim daha çok aşure ve zerde yapımında ve lokum imalatın da kullanılmaktadır. Safran yetiştiriciliğinde oldukça fazla insan gücüne ihtiyaç vardır. Soğan dikilmeden önce çok iyi bir toprak hazırlığı ister. Derin sürümden sonra 3-4 kez ikileme ister. Soğanlar 30-40 cm sıra arası çizilere, 20 cm derinliğe dikilir. En iyi gübreleme yanlış ahır gübresiyle(soğanları örtecek kadar) örtülür ve yiye toprakla kapatılır. Dikim Ağustos 20 – Eylül 10 arasında yapılır. Dikildiği yılın 15 Ekim – 15 Kasım tarihleri arası çiçeklenmeye başlar. İlk yıl çiçek verimi önemsizdir. 2.yıl dekardan 0.75 – 1 kg kadar ürün alınır. 3. Yıl verim 1 – 1.5 kg kadardır.4 yıl dekardan 1 kg kadar daha ürün alabilmektedir. 4. Yıl sonunda Haziran – Temmuz aylarında soğanlar sökülerek başka bir alana 4 yıl için tekrar dikilir. Soğan üretimi için dikilen soğan miktarının 2 katı kadar soğan elde edilir.
Safranbolu da, safran üretimi 3- 4 dekarlık bir alanda yapılmaktadır ve giderek azalmaktadır. Azalmayı etkileyen en önemli faktör yetiştirilmesindeki zorluk, yetiştiriciliği yapacak genç çiftçilerin olmaması ve diğer köylü çiftçilerin bu konuya karşı ilgi duymamalarıdır. Safranın önemi ve yayımı anlatıldığında ise üretim materyali olan soğanın temin edilememesidir. Soğan dikimi 3 –4 yılda bir yapıldığında her yıl ekim şansı yoktur. Üretilen safran soğanı yine aynı miktarda alana dikilmekte ve alan genişlemesi sağlanamamaktadır.
Safran soğanlarının yer altı zararları da soğan üretimini azaltan unsurlardandır. Bu zararlı ile şu an itibarıyla mücadele yöntemi bilinmemektedir.
Safranbolu Davutobası köyünde bu yıl dikimi yapılan safran soğanlarının sökümü 2002 yılında gerçekleşeceğinden şu an üretim materyali için soğan temini mümkün değildir.
 
 
 
 
 
ERİK YETİŞTİRİCİLİĞİ
1. GİRİŞ
Erikler Asya - Avrupa kökenli türler, Japonya - Çin kökenli türler ve Kuzey Amerika türleri olmak üzere 3 gruba ayrılırlar. Asya – Avrupa grubunda Giant, Presedent, İtalyan, Sugar, Stanley, Karagöynük, Köstendi, Diamond,Victoria ve Can erikleri ( Papaz, Can, Aynalı, Havran); Japonya – Çin grubunda Climax, Santa Rosa, Beauty, Formosa; Kuzey Amerika grubunda Golden Beauty ve Robinson çeşitleri sayılabilir.
2.1. İKLİM İSTEKLERİ
Erik türlerinin iklim istekleri birbirinden farklıdır. Can erikleri ılıman, Avrupa erikleri kışı daha soğuk geçen soğuk ılıman, Japon erikleri ise kışı soğuk geçmeyen ılıman veya sıcak ılıman iklimlerde en uygun şekilde yetişirler. Birçok meyve türünde olduğu gibi erikte de soğuklama ihtiyacı vardır. +7.2 °C’ nin altında can erikleri 400- 500 saat, Japon erikleri 600 saat, Avrupa erikleri ise 1000 saatin üzerinde soğuklama istemektedir.
Eriklerde soğuğa ve dona hassasiyet çiçeklenme ve genç meyve döneminde artar. Bu nedenle erken çiçek açan Can ve Japon eriklerinin kış ve ilkbahar donlarının sık olduğu bölgelerde yetiştirilmesi sakıncalıdır. Açmış çiçekler –2.2 ile –0.6 °C’ ye dayanabildiği halde, genç meyveler –1.1 ile –0.6 ° C’ de zarar görmektedir.
 2.2. TOPRAK İSTEKLERİ
Erik toprak açısından çok fazla seçici meyve değildir. Saçak köklü olduklarından az derin topraklarda da yetişebilirler. Toprağın çok kumlu olduğu durumda erik ağacının ömrü kısa olur. Bu tür topraklarda Japon çeşitleri tercih edilmelidir. Killi topraklarda    P. domestica (Avrupa eriği) ve P. cerasifera ( Can eriği), kurak topaklarda ise badem anaç olarak kullanılır. En uygun toprak PH’ ı 6.5’ dir.
Erik türünde çeşitler döllenme türüne göre kendine verimli, kendine kısmen verimli ve kendine kısır olmak üzere üç gruba ayrılırlar. Bu nedenle kendine kısmen verimli ve kendine kısır çeşitlerle bahçe kurarken mutlak suretle tozlayıcı çeşitler kullanılmalıdır. Tozlayıcı çeşit seçerken tozlayıcı çeşidin bahçe kurduğumuz çeşitle aynı anda çiçeklenmesine ve bol miktarda çiçek tozu üretmesine dikkat edilmelidir.
Kendine Verimli
Kendine Kısmen Verimli Çeşit             Tozlayıcısı
Kendine Kısır
Çeşit                                Tozlayıcısı
D’Agen
Santa Rosa
Laroda
R.C.d’Altham
Giant, R.C Violette, Stanley
Bavoy
Climax
Santa Rosa, Laroda
Formosa
 Burbank,Santa Rosa, Laroda
California Blue
Aynalı
Papaz, Can
President
 Early Laxton’s
Czare
Can
Havran
R.C Violette
Giant, R.C.d’Altham Stanley
Early Mirabelle
Havran
Can
Burmosa
Santa Rosa
German Prune
Papaz
Aynalı
Sungold
Laroda
Monarch
 
 
Duarte
Red Heart, Laroda, Reubennel
Stanley
 
 
Red Heart
Burbank, Santa Rosa, Laroda, Nubiana
Giant
 
 
Laroda
Santa Rosa, Red Heart
Sugar
 
 
Burbank
Santa Rosa, Formosa, Burmosa, Red Heart, Laroda
Victoria
 
 
Climax
Santa Rosa, Laroda
Yellow Egg
 
 
Wickson
Santa Rosa
Kara Göynük
 
 
Grand Prix
İmperial Epineuse
Köstendil
 
 
 İmperial Epineuse
Bella di Lavino
Üryani
 
 
 
 
Kara Erik
 
 
 
 
D’ Agen
 
 
 
 
Anna Spath
 
 
 
 
Genel olarak aşı ile çoğaltılmaktadır. En fazla kullanılan aşı metodu da “Durgun Göz Aşı” sıdır. Kullanılan anaçlar ise erik, şeftali, kayısı ve bademdir.
4.1. ANAÇLAR
4.1.1.Tohum Anaçları
4.1.1.1. Myrobolan Eriği
Türkiye’de can eriği anaçları olarak bilinen ve Prunus cerasifera türü içinde yer alan bu anaçlar, eskiden beri pratikte yoğun olarak kullanılmaktadır.
Ağır ve nemli topraklarda iyi adapte olurlar. Nematodlara, kök çürüklüğüne ve kuraklığa dayanıklıdırlar.
Myrobolan eriği çöğürleri Avrupa (P.domestica) ve Japon (P.salicina) kökenli çeşitlerle iyi uyuşmasına karşılık can erikleri ile şeftaliler için anaç olarak kullanılması uygun değildir.
Myrobolan çöğürleri üzerine aşılı erik ağaçları büyük taçlı ve çok verimli olurlar. Sağlam yapılı olan ağaçların ömürleri de uzundur.
4.1.1.2. Marianna Eriği
Bu anacın P.ceresifera ile P.munsoniana’nın tabii hibritlenmesi sonucunda meydana geldiği tahmin edilmektedir. Nemli topraklarda da iyi gelişen bu anacın kültür çeşitleri ile uyuşması genel olarak iyidir. Ancak President çeşidi ile iyi uyuşmaz. Meyveleri küçük olup kırmızı renklidir.
4.1.1.3. Şeftali Çöğürü
Erik için orta kuvvetli bir anaçtır. Sıcak, tınlı topraklarda kullanılabilir. Bazı sofralık erik çeşitleri ile iyi uyuşmadığı tesbit edilmiştir. Şeftaliye aşılı erik ağaçları erken meyveye yatar ve meyveleri erken olgunlaşır. Nematodla bulaşık topraklarda, erik yetiştiriciliği için Nemaguard şeftali çöğürleri anaç olarak kullanılmalıdır.
4.1.1.4. Kayısı Çöğürü (Zerdali)
Özellikle nematodlu bölgelerdeki kumsal topraklarda eriğe anaç olarak kullanılabilir. Japon erik çeşitleri bu anaç üzerinde Avrupa eriklerine göre daha iyi gelişme gösterir. Zerdali anacı erikler için, ancak nematodlu bölgeler için anaç olarak düşünülmelidir. Zerdali, erikler için kuvvetli bir anaçtır. Sıcak, süzek ve kireçli topraklara uygundur. Zerdali anacı üzerine aşılı eriklerde meyve kalitesi ve verim üzerine aşılı eriklerde meyve kalitesi ve verim üzerinde olumlu etki yapar.
4.1.1.5. Badem Çöğürü
Bazı erik çeşitleri örneğin D’Agen, badem çöğürü üzerinde başarıyla yetiştirilmektedir. Badem Çöğürü erik için orta kuvvetli bir anaç olup, kuru, kireçli ve taşlı topraklar için uygundur. Bademe aşılı eriklerde meyve kalitesi ve verim orta derecededir.
4.1.2. KLON ANAÇLARI
4.1.2.1.  Pixy
Bodur bir anaçtır. Pixy anacı üzerine aşılı eriklerde %30 oranında gelişmeyi kısıtlamaktadır. Bu nedenle yüksek bir dikim sıklığı sağlar. Pixy anacının kullanıldığı erik bahçelerinde dekara 100-200 ağaç düşmektedir. Bütün erik çeşitleriyle iyi bir uyuşma gösterir. Bu anaca aşılı eriklerde 2.yıl ürün alınabilmektedir. Meyve kalitesi, iriliği açısından olumlu bir etki gösteren Pixy anacının üzerine aşılı erik çeşitlerinin meyvelerinde yüksek oranda şeker görülür.
4.1.2.2.   Myrobolan B
Erik çeşitleriyle büyük ölçüde iyi bir uyuşma gösterir. Stool Bed Layering daldırma metodu ve yeşil çelikle kolay üretilmektedir. Buna karşılık odun çeliği ile üretimde köklenme yüzdesi çok düşük bulunmuştur.
Kuvvetli ve verimli ağaçlar oluşturur. Verimli, kurak topraklar ile killi ve gevşek topraklar çok iyi adapte olurlar.
4.1.2.3.      Myrobolan GF-31
Çok kuvvetli bir anaçtır. Yeşil çelikle çok başarılı üretilmektedir.
4.1.2.4.      Marianna GF 8-1
Bu anaç ağır- nemliden, kumlu- kireçli topraklara kadar değişik topraklarda çok iyi sonuçlar vermektedir. Ağır topraklara dayanıklılığı Myrolandan daha iyidir. Çok verimli ağaçlar yapar. Yeşil çelikle ve Stool Bed Layering daldırma metoduyla kolayca çoğaltılabilir.
Kışı ılık geçen bölgelerde sonbaharda, kışı soğuk geçen bölgelerde ise ilkbaharda fidanlar dikilir. Erik bahçesi kurulacak arazi dikimden 1-2 ay önce mümkünse sonbaharda derin olarak sürülür ve drenaj sorunu varsa drenaj kanalları açılarak arazi tesviyesi yapılır. Dikim yerleri işaretlendikten sonra 60 x 60 cm. boyutunda ve 50 cm. derinliğinde çukurlar açılır. Dikim aralığı 4 x 5, 5x5, 6x 6 veya 7x7 metredir. Dikimden önce fidanlara kök tuvaleti yapılır. Fazla uzamış, yaralanmış, kuru, kırık veya kıvrık olan kökler kesilip atılır. Fidanın tepesi 80- 100 cm’ den, varsa yan dalları 2 –3 göz üzerinden kesilir. Fidan dikimi dikim tahtasıyla yapılmalı ve aşı noktası toprak seviyesinin üzerinde kalacak şekilde dikim yapılmalıdır. Çukurun dip kısmına yanmış çiftlik gübresi ve çukurdan çıkan toprak karıştırılarak çukurun dip kısmına konulmalıdır. Dikimden sonra can suyu verilerek fidanın yanına herek dikilir. Kendine kısmen verimli veya kendine kısır çeşitlerle bahçe kurulacaksa 8 ağaca bir tozlayıcı olacak şekilde bahçe tesis edilmesine dikkat edilmelidir.
6.1. Toprak İşleme :
Erik bahçeleri sonbaharda 1 , ilkbaharda 2 kez yüzeysel olarak sürülmelidir. İlkbaharda ağaç dipleri çapalanır.
6.2. Sulama :
Yıllık yağış miktarı 750 mm’ den az olan bölgelerde düzenli olarak yaz aylarında sulama yapılmalıdır. Mayıs ayının 2. Yarısından itibaren sonbahar yağışlarına kadar geçen süre içerisinde toprak yapısına da bağlı olarak 8- 12 kez sulanmalıdır.
6.3. Gübreleme :
Erik ağaçlarına verilecek gübre miktarı yaprak ve toprak analizi sonuçlarına göre saptanmalıdır. Gübre miktarında ağacın yaşı, verim durumu, toprak yapısı ve ekolojik koşullarda etkilidir. Kimyasal gübrelerden fosfor ve potaslı gübreler kış başında; azotlu gübreler ise kış sonunda ilkbahar gelişmesi başlamadan önce verilmelidir. Azotlu gübreler ağacın gelişimi üzerine; bor ve kalsiyumlu gübreler ise meyve kalitesi üzerinde etkilidir. Her yıl dekara 2 – 3 ton yanmış çiftlik gübresi verilmesi faydalıdır. 2 yılda bir yapılan yeşil gübreleme ise toprağın fiziksel yapısını düzeltmesi bakımından uygundur.
6.4. Budama :
Modifiye Lider tipi terbiye şekli Avrupa ve yerli bütün eriklere tavsiye edilir. Özellikle çok mahsuldar Japon eriklerinde kırılmaya mani olmak için kuvvetli çatal dalların meydana getirilmesine büyük bir dikkat gösterilmelidir.
Bazı çeşitler dik, bazıları da yaygın geliştiklerinden budama buna göre yapılmalıdır. Örneğin; bir Japon eriği olan Santa Rosa ve Wickson dik büyüdüklerinden , bunlarda yaygın büyüme teşvik edilmelidir. Halbuki Burbank eriği yaygın büyüdüğü için biraz daha dik büyümesi teşvik edilmelidir.
İlk büyüme mevsimini takip eden kış devresinde çalı dalları (yan dallar) gövdeden itibaren 40-75 cm.’den kesilirler. Odun dalları ve diğer arzu edilmeyen dallar çıkartılırlar. Daha sonra budamalar uç almaları istenilmeyen dalların çıkartılması, dal, dalcıkların yan dallar üzerinde iyi yerleştirilmesi şeklinde olur.
6.5. Meyve Seyreltmesi :
Seyreltme el ile, mekanik olarak veya kimyasal maddeler ile yapılır. Özellikle Japon erikleri ile bazı Can eriklerinde aşırı yüklenme olmaktadır. Ancak can eriklerinde ağaçtaki meyveler aralıklı olarak hasat edildiğinden her meyve toplama işlemi seyreltme yerine geçmektedir. Diğer türlerde el ile seyreltme Haziran dökümünden sonra ve her 5 cm.’de bir meyve olacak şekilde bırakılır. Mekanik seyreltme çekirdek sertleşmeye başlamadan önce gövde sarsıcıları ile yapılır. Kimyasal seyreltme ise; tam çiçeklenme döneminde DN – 289, Elgerol 30 veya Elgerol 318 ile yapılır.
7.1. CAN ERİKLERİ
Yeşil turfanda olarak tüketilen bu eriklerde meyveler Nisan-Mayıs aylarında toplanır. Olgun olarak tüketilen Aynalı çeşidi ise Haziran ortasında toplanır. Ağaçlar sıkı dallı, yaygın taçlı 4-8 m. yüksekliğindedir.
7.1.1. Papaz
Meyve orta büyüklükte(15-17 g) yuvarlak, kabuk rengi parlak koyu yeşildir. Tatlı, sulu ve gevrektir. Kendine kısmen verimlidir. Bilinen en iyi tozlayıcısı Aynalı’ dır.
7.1.2. Can
Papaza nazaran daha yuvarlak, açık yeşil ve mayhoş ve suludur. Et dokusu incedir. Olgunluk ilerledikçe yeme kalitesi artar. Meyve ortalama 15-20 gram ağırlığındadır. Kendine verimlidir.
7.1.3. Kebap
Papaz ve Can’ a nazaran daha büyük meyveli (10-13 g) basık, yuvarlak, parlak, koyu yeşildir. Tatlı ve gevrektir. Kendine verimlidir.
7.1.4. Havran
Papazdan 10-15 gün sonra toplanır. Açık yeşil renkte 17-20 gram ağırlığında ve mayhoştur. Kabuğu diğerlerine göre daha ince, çekirdeği küçüktür. Kendine verimlidir.
7.1.5. Aynalı
Meyve sarı zemin üzerine kırmızı yanaklı, sulu, mayhoş, 35-40 gram ağırlığındadır. Kendine verimlidir.
7.2. JAPON ERİKLERİ
7.2.1. Formosa
Meyveler 55-60 gram ağırlığında ve kalp şeklindedir. Sarı zemin üzerine morumsu kırmızı renkte, meyve eti sarı, sulu, ince dokulu, gevrek, tatlı ve aromalıdır. Haziran sonunda olgunlaşır. Tozlayıcıları, Santa Rosa, Wickson ve Beauty çeşitleridir.  
7.2.2.Santa Rosa
Formasa ile aynı anda olgunlaşan 55-60 gram ağırlığında meyveleri olan bir çeşittir. Kabuk koyu mor renkli,çok puslu ve caziptir. Meyve eti koyu pembe-kırmızı,tatlı, sulu, aromalıdır. Formosa, Methley, Burmosa, Beaty, Golden Japon veya Wickson tozlayıcı olarak kullanılır.
7.2.3.Climax
Formosa çeşidinden bir hafta sonra olgunlaşır. Meyve yumurta şeklinde,kabuk kırmızı-mor,sarı benekli kalındır. Meyve eti sarı, yumuşak, sulu, orta tatlı ve çok aromalıdır. Tozlayıcısı Santa Rosa’ dır.
Bilinen bu çeşitler dışında temmuz ayı ortalarında olgunlaşan Red Heart, Temmuz sonunda olgunlaşan Burbank; Ağustos ortasında olgunlaşan Daurte, Reubunnel, Burmosa, Nubiana, Laroda ve Wickson gibi sofralık değeri yüksek yeni çeşitlerde yetiştirilmeye başlamıştır.
7.3. AVRUPA ERİKLERİ
Kurutmalık olmakla beraber sofralık olarak tüketilmeye uygun olanları da vardır. Kendine verimlidir. Ağaçları seyrek dallı, dik, yayvan veya sarkık taçlıdır. 12 metreye kadar yükselebilirler.
7.3.1. Stanley
Ağustos sonunda olgunlaşır. Meyve ortalama 58 gram ağırlığında, yumurta şeklinde, mor-siyah renklidir. Meyve eti sarı, gevrek ve tatlıdır.
7.3.2. Giant
Ağustos ortasında olgunlaşan, ortalama meyve ağırlığı 55 gram, koyu kırmızı-mor renkte, tatlı bir çeşittir.
7.3.3. President
Temmuz sonunda olgunlaşır. Ağaçları çok verimlidir. Dış pazarın çok beğendiği kalite bir çeşittir. Meyve yuvarlak, puslu bordo-kırmızı renkte, orta derecede tatlı, ortalama 40-50 gram ağırlığındadır.      
7.3.4. Sugar
Temmuz sonunda olgunlaşır. Meyve ağırlığı ortalama 40-50 gramdır. Meyve yumurta şeklinde, kırmızı-mor renkli, pusludur. Meyve eti koyu sarı, tatlı, sulu ve hafif aromalıdır.
8.1. Erik İç Kurdu (Cydia Funebrana): Erik iç kurdu, özellikle Ege, Marmara, Karadeniz, Orta ve Güney Anadolu bölgelerinde yaygın olarak erik, kayısı, akdiken ve kiraz ağaçlarında zarar yapmaktadır. Zararlı larvası meyveye sap dibinden yanlardan ve iki meyvenin birbirine değdiği yerden meyveye girer. Mayısın ilk haftasından itibaren kelebekler çıkarak meyveye zarar vermeye Haziran ayının sonuna kadar devam ederler. Mekanik mücadele olarak kurtlu meyveler toplanarak toprakta açılan derin çukurlara gömülmelidirler. Kimyasal mücadelede etkili maddesi Phosalone, Azinphos Methyl veya Carbaryl olan ilaçlardan 100 lt suya 200 g kullanılır.
8.2. Erik Testereli Arısı (Hoplocampa flava L.): Erik testereli arısı larvası meyveyi bezelye veya fındık büyüklüğünde olduğu çağla döneminde delerek, meyvenin dökülmesine yol açar. Meyvenin çekirdek evini yer. Orta Anadolu, Ege ve Marmara bölgelerinde bazı iller, Güney Doğu Anadolu bölgesinde Hatay, Diyarbakır ve Gaziantep, Karadeniz bölgesinde Amasya, Samsun ve Tokat, Doğu Anadolu bölgesinde Elazığ ve Malatya illerinde zarar yapar. Kültürel mücadele için testereli arı görülen bahçelerde kışın toprak işlemesi yapmak suretiyle zarar azaltılabilir. Kimyasal mücadelede tam çiçeklenme döneminde veya çiçek taç yaprakları dökülürken Parathion Methyl, Endosülfan, Phosalone veya Azinphos-Methyl gibi etkili madde içeren ilaçlardan birinden 200 ml si 100 ml suda çözdürülerek kullanılır.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
   
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=